İyi Kitap

Büyü, günlük hayatta saklıdır

Sırf Bela, bizi bir girdap gibi içine çekiyor. Öykülerdeki kahramanların evine, sokaklarına, yataklarına giriveriyoruz. Aile sırlarından aşkın çılgınlığına, savaşın absürtlüğünden büyümenin sancılarına insan hayatına dair ne varsa karşımıza çıkıyor.

Karin KARAKAŞLI

Edebiyat ile sinemanın öteden beri birbiriyle yakın ilişkisi vardır. Kimi zaman bir romanın film uyarlaması hayal kırıklığına uğratır bizi, kimi zaman yepyeni bir yorumla kitabından da bağımsız olarak büyüler. Peki ya, dünyaca ünlü bir yönetmen kitap yazarsa ne olur? Son dönemin en özgün yönetmenlerinden Emir Kusturica, adeta bu soruya yanıt verircesine bu kez bir öykü kitabı ile çıkıyor karşımıza. ‘Sırf Bela’ başlıklı, birbirinden çarpıcı öykülerin yer aldığı kitabıyla da yönetmen ya da yazar olmanın ötesinde ve öncelikle muhteşem bir anlatıcı olduğunu ortaya koyuyor. Gerisi hikâye!
Emir Kusturica’nın sinema dilinden, en acı gerçeklerden devşirdiği akıl sır ermez büyüden haz edenler, söz konusu altı öyküyü de birer kısa film lezzetinde yaşayacak. Zira günlük hayatın en sıradan, sıkıcı ve zorlu anlarında aşka ve anlama tutunan öykü karakterleri insan doğasının acz ve kudretini bir arada sergileyen sahicilikleri içerisinde, kitabı bir kenara bırakmamıza fırsat tanımayan bir akıcılıkla hepimizi başka türlü yaşanması mümkün hayatlara buyur ediyor. Gerçeğin kahrediciliğine aşkın büyüsüyle, yaşama sevinci ve hayatta kalma dürtüsüyle karşılık veriyor.
Kusturica’yı bu denli müthiş bir anlatıcı kılan özelliklerinin başında ayrıntıları yakalama ve tasvir etme gücü yatıyor. Emir Kusturica, merak duygusunu, soru sorma ihtiyacını hiç
yitirmemiş bir çocuğun gözüyle bakıyor dünyaya. Zaten öykülerin kahramanları da çocuklar, ergenler, meczuplar. Hal böyle olunca da, aile sırlarından aşkın çılgınlığına, savaşın absürtlüğünden büyümenin sancılarına insan hayatına dair ne varsa karşımıza çıkıyor. Daha doğrusu bizi bir girdap gibi içine çekiyor; o kahramanların evine, sokaklarına, yataklarına giriveriyoruz.

PLUF SESLİ GERÇEKLER
Gerçeği bilen ve bunu anlatabilen insan hakkaniyetini de korur. Aile içinde birikmiş hınçtan, babasının sevgisizliğinden bunalan Dragan, bu durumu en berrak haliyle şöyle tasvir eder: “Dışarıdan bakıldığında, babam bir ilah gibi görünüyor; oysa içten içe çok mutsuz biri. Çok düzgün, gergin bir şekilde yapılmış bir asker yatağını andırıyor, altına baksan şilte paramparça olmuş halde, güvelerle fareler her tarafını kemirmiş. Benim kafamdaki düşünceler de böyle bölük pörçük, tıpkı delikli peynirin içine dalan bir fare gibi!” Dragan ilerleyen öykülerde bu kez kitaplarla tanışması macerasını anlatır bize. Kusturica’nın deyişiyle “göbek deliğinin arakasında saklı olan ruhun erimesini önlemek için” okunan kitapları…
Tam da bu tarif üzerinden yönetmenin aslında yazar kimliğiyle de önceliği hayata, hayatın da mucizevi yanına vereceği aşikârdır. Nitekim Kusturica öyküleri boyu eski Yugoslavya’nın şehirlerinde ve ağırlıklı olarak da Saraybosna’da gezdirirken köyler arası eşek üstünde süt taşıyan Kosta’nın keskin nişancılardan korunaklı kalmasını, yılanlara süt vererek doğayla bağ kurmasını ve savaş ortasında âşık olmasını sağlar. Çünkü asıl büyüyü kaybettiği zaman ölür insan.
Elbet Kusturica’nın savaşa ve kadına yaklaşımı sosyolojik ya da feminist okumalar açısından eleştirileri de beraberinde getirecektir. Ancak esas olan insan hakikati ise yazarın burada yakaladığı ayrıntılar tıpkı hayattaki anılarımız gibi unutulmaz. Ve yazar bunu da kahramanı Dragan’a söyletir: “Deniz kıyısındaki yassı çakılları havaya fırlatmayı seviyorum. Biraz bekleyip, suya pluf diye düşüşlerini izliyordum. Benim için bir gerçeklik anı gibiydi. Önemli bir gerçek açıklandığında, pluf diye bir ses çıkarırdı.”
Üzerimize boca edilen yalanların arasından kendi hakikatimizi bulmak, rutinin içerisinde debelenirken sihir yakalamak için artık ‘Sırf Bela’ adında bir kapımız var. Kapının ardı nice sürprizler ve mucizelerle dolu. Yeter ki eşiği geçmeye cesaret edelim…

Sırf Bela Emir Kusturica Türkçeleştiren: Aylin Yengin Sayfa 6 Yayınları, 216 sayfa

Sırf Bela
Emir Kusturica
Türkçeleştiren: Aylin Yengin
Sayfa 6 Yayınları, 216 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz