İyi Kitap

Mucizeler nerde saklanır?

Suzan GERİDÖNMEZ

Mirjam Pressler çocuğun dünyasını yakından ilgilendiren ebeveyn ayrılığı, taşınma, yalnızlık gibi sorunlara aksiyon kolaylığına kaçmadan, kurgusal ama bir o kadar da sahici bir çocuk duyarlılığıyla yaklaşıyor.

Mucize torbadan çıkar mı? Ülkemizde mucizelerin torba içinde gelmesine alışkın değiliz, doğrusu. Zaten “mucize torbası” deyimi Almanca konuşulan memleketlere ait. Oralarda yaş günü partisi gibi etkinliklere katılan küçük misafirlere, içinde ufak tefek oyuncaklar, renkli şekerlemeler, şirin kalemler türü sürpriz hediyelerin bulunduğu torbalar dağıtmak bir gelenek.

Kime ne çıkacağı önden belli olmaz. Ama ağzı bir kere açıldı mı torbanın içine bakan gözler mutlaka ışıldar. Yani mucizevi güçleri tartışılmaz.

Peki ya söz konusu Mucize Torbaları adındaki bir kitapsa? Kapağını kaldırdığımızda aynı sihirli etkiyle karşılaşır mıyız, dersiniz?

USTA BİR YAZAR

Bu soruyu yanıtlamadan önce kitabın yazarını tanımakta fayda var. Çünkü Mirjam Pressler’in çağdaş Alman çocuk ve gençlik edebiyatının mimarları arasında yer aldığını söylemek abartı olmaz. Çocukluğu yurt ve bakıcı bir ailenin arasında geçen, sanat dalında üniversite eğitimi gören, geçimini sağlamak için sayısız meslek icra eden Pressler, yazarlık kariyerine başladığında neredeyse 40 yaşında, 3 çocuklu, bekâr bir annedir. Bu geç başlangıca karşın daha ilk kitabı Acı Çikolata ile okurların kalbini ve Oldenburg Çocuk ve Gençlik edebiyatı ödülünü (1980) kazanır. Bunu çocuk edebiyatı alanında verdiği birçok yeni ürün ve içinde Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’nün (2010) de bulunduğu sayısız ödül izler.

Başta Anne Frank’ın Hatıra Defteri olmak üzere birçok önemli eseri Almancaya kazandıran bir çevirmen olarak da tanınan yazarın en karakteristik özelliği, genç kahramanlarının iç dünyasına duyarlılıkla eğilmesi ve onların sorunlarını yine onların gözünden işlemesidir. Heyecana prim vermeyen Pressler’in hikâyeleri genellikle durağan ama bir o kadar da derindir.

KAYGILI BİR ÇOCUK

Mucize Torbaları’nda da hayatın küçük ayrıntılarına büyüteç tutan dingin bir anlatımla karşılaşıyoruz. Kitabın hemen başında dördüncü sınıfa giden Samuel ile tanışıyor, bu düşünceli oğlanın kitap okumaktan ve böcek koleksiyonu yapmaktan hoşlandığını öğreniyoruz. Samuel sessiz ama kendi halinde pekâlâ mutlu bir çocuktur. Ta ki ebeveynlerinin iş değişikliği nedeniyle, onlarla ve kendisinden beş yaş büyük ablasıyla birlikte yaşadığı evden başka bir kente taşınacaklarını öğreninceye dek.

Öyle ya, başka bir kente taşınmak yalnızca eski evin hemen yanı başında bulunan ve Samuel’e böcek koleksiyonu için vazgeçilmez görünen parktan ayrılmak anlamına gelmez. Taşınmak okul değiştirmeyi de beraberinde getirir. Kendini güvende hissettiği çevreden ayrılmak Samuel gibi çekingen bir çocuğa haliyle zor gelir. Aynı süreçte anne ve babasının evliliğinin çatırdadığını gözlemleyen oğlan, annenin evi geçici süreliğine terk etmesiyle iyiden iyiye kaygıya kapılır.

Samuel’in yeni evdeki aşırı sessiz ve hüzünlü haline şahit olan ablası onu, hayattaki her yeni günün sürprizlerle dolu mucize torbalarına benzediği sözleriyle avutmaya çalışır. Dahası bu konuda haklı da çıkar.

TORBADAN ÇIKANLAR

Samuel’in karşılaştığı ilk sürpriz Nicki adındaki bir kız. Nicki evinin bahçesindeki depoya hapsettiği bir kediyi ve onun yeni doğan yavrularını beslemektedir. Samuel, sırrını ve kediyi sahibinden alıkoymasının arkasında yatan gerçek nedeni onunla paylaşan kıza yardım etmeye karar verir. Birlikte kedi yavrularını sahiplendirmeye çalışan iki çocuğun arasında giderek güçlenen, derin bir arkadaşlık şekillenir.

Sınıf ortamına alışması için elinden geleni yapan ince ruhlu yeni öğretmeni bakımından da epey şanslı olan Samuel, ilginç böcek koleksiyonu ve doğa bilgisi sayesinde kısa sürede sınıf arkadaşlarının saygısını kazanır. Çizime meraklı sıra arkadaşı Jakop’la iyi anlaşması Samuel’in yalnızlığından hızla sıyrılmasına yardımcı olur. Üstelik kedi yavrularına yuva arayışı çok geçmeden karşısına, bambaşka bir arkadaşlık kuracağı yaşlı Bayan Dürüst’ü de çıkarır.

Kısacası Samuel’in mucize torbasında saklanan arkadaşlığın gücünden başkası değil. Farklı insanlarla duygusal ve düşünsel paylaşımı deneyimleyen çocuk kendine güvenmeyi öğrenirken, annesinin yokluğunda bir olgunlaşma süreci yaşar.

Kitabın en güzel taraflarından biri, okura bu süreci gerçekten 9-10 yaşındaki bir oğlanın gözünden vermeyi başarması. Ne yazık ki çeviride Almanya’daki farklı okul sistemi gözetilmediği, dolayısıyla da çocuğun seneye liseye gideceği ileri sürüldüğünden, okur başta Samuel’i daha büyük hayal ediyor, doğal olarak da hal ve tavırlarını epey “çocuksu” buluyor. Çeviri ve redaksiyonun aksadığını ve bunun Pressler’in edebi diline de hayli şey kaybettirdiğini kitabın başka pasajlarından da anlıyoruz. Örneğin cinsiyeti cinsle karıştırmaktan kaynaklanan, “Bu da önemli değil. Eskiden kadınlar, ‘Doğacak bebeğin cinsi ne olursa olsun, dünyaya geldiğinde altı bağlanır,’ derlerdi. Şimdi de ben ‘Bebeğin cinsi ne olursa olsun, doğan bebek beslenir,’ diyorum.” (s. 134) türü hatalı cümleler karşısında irkilmeden edemiyoruz.

EDEBİYAT İYİ GELİR

Ama dönelim bu duyarlı çocuk romanının gönlümüzde yer etmesini sağlayan olumlu taraflarına. Pressler kahramanı Samuel’e kitap boyunca öksüz Remi’nin hikâyesini okutuyor. Bu yolla bir yandan Fransız yazar Hector Malot’un ünlü Kimsesiz Çocuk romanına selam dururken, bir yandan da çaktırmadan edebiyatın iyileştirici gücüne vurgu yapıyor. Ne de olsa annesini çok özleyen ve ebeveynlerinin evliliğiyle ilgili belirsizlikle baş etmekte zorlanan Samuel kendi durumunu sürekli Remi’nin yaşadıkları ışığında gözden geçirirken, hikâyeden güç ve moral topluyor.

Çocuğun dünyasını yakından ilgilendiren ebeveyn ayrılığı, taşınma, yalnızlık gibi sorunlara aksiyon kolaycılığına kaçmadan, kurgusal ama bir o kadar da sahici bir çocuk duyarlılığıyla yaklaşan Mucize Torbaları da aynı kitap içindeki kitap gibi, benzer süreçlerden geçen küçük okurlar üzerinde sağaltıcı bir etki göstermeye aday. Çünkü edebiyat her yaşa, her halükârda iyi gelir.

Mucize Torbaları Mirjam Pressler Türkçeleştiren: Zeynep Ersözlü Kelime Yayınları, 176 sayfa

Mucize Torbaları
Mirjam Pressler
Türkçeleştiren: Zeynep Ersözlü
Kelime Yayınları, 176 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1966’da Almanya’da doğdu. Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde sürdürdü. Avusturya’da çağdaş kütüphanecilik eğitimi aldı. Geçmişte bir yayınevinde uluslararası ilişkiler sorumlusu olarak çalışan Geridönmez’in çoğu çocuk ve gençlik edebiyatı alanına giren 20’ye yakın kitap çevirisi bulunmaktadır. 2014’de Tarabya Çeviri Teşvik Ödülü’ne layık görülen Geridönmez çocuk ve gençler için hikaye ve roman yazıyor.

Yorum yaz