İyi Kitap

Sema ASLAN

Günümüzde çok sık rastlanmayacak türden, doğal ve kendiliğinden, kendi içinde devinen bir yaşantıya odaklanmış yazar. Kitabı, “bir zamanlar hayat böyleydi” tadında okuyacaksınız muhtemelen.

Yine Küçükçekmece Gölü kıyısında bir mahalle ve sıcak bir anlatı. Ömer Açık, ilk romanı Menekşe İstasyonu’nda olduğu gibi, Benim Babam Ömür Adam isimli kitabında da bir mahalle yaşantısı çiziyor.

Her hikâyenin bir kahramanı var; belki her mahallenin de bir kahramanı vardır. Fiko, hikâyemizin kahramanı. Küçükçekmece Gölü üzerinden yansıyan maviliklerin altındaki Gültepe Mahallesi de hikâyenin geçtiği mekân. Yazarın hedefi değildiyse bile, bir zamansızlık seziliyor hikâyede; insan ilişkilerinin zamanın sertleştiren tutumundan yara almadan, usul usul akıp gider gibi görünmesinden midir, yoksa “mahalle”nin toplumsal karşılığını epeydir kaybetmiş olmasından mıdır, bilemiyorum. Günümüzde (artık) çok sık rastlanmayacak türden, doğal ve kendiliğinden, kendi içinde devinen bir yaşantıya odaklanmış yazar. Kitabı, “bir zamanlar hayat böyleydi” tadında okursunuz muhtemelen. Ancak çocuklar için böyle bir fark söz konusu olmayacaktır; onlar, kendilerini Fiko’nun macerasına kolayca kaptırıp, gidecekler. Çünkü Ömer Açık abartısız, yalın bir anlatımla hem yetişkin okura “mahalle”yi anımsatıyor hem de çocuk okura küçük bir macera vaat ediyor.

Fiko, sekiz buçuk yaşında, okulu çok sevmeyen, herkesle hemen iletişim kurabilen, kendiyle eğlenmesini bilen, başının çaresine bakan, sevgi dolu bir çocuk. Tüm derdi tasası, yaz tatili gelmeden anne babasını yeni bir bisiklete ikna edebilmek. Fiko’nun anne babası, mahallenin fırıncıları. Fırın, önündeki dut ağacının altına atılan bir piknik masasıyla mahallelinin toplaşma yeri. Herkesin yolu her gün fırından geçiyor. Az ilerde mahallenin kitapçısı var. Aslında mahalleye yeni taşınan Şair Bey’in dükkânı ve kendisi, en az Fiko kadar başrolde kitapta. Meraklı komşu teyze, çocukları kovalayan emektar okul hademesi, topluca gidilen börekli, dolmalı okul pikniği vs. her şey tamam. Okur kendini hiç zorlanmadan bambaşka bir atmosfer içinde bulabilir. İşte bu güvenli atmosfer içinde, okuru hikâyeye bağlayacak gerilim unsuruna ihtiyaç var. Fiko’nun karnı burnunda annesi her an sancılanabilir ama yok, gerilimin kaynağı bu değil. Şair Bey’in kitapçısı, kendiliğinden bir buluşma mekânı oluverdi; kedisi Safinaz, bahçedeki limon ağacı, kütüphane gibi hizmet veren, neredeyse kimseden para almayan Şair Bey de gerilimden çok uzak. Ama bisiklet? İşte o gerçek bir gerilim kaynağı. Hikâyenin tüm düğümü, Fiko’nun elindeki mor kuşağa atılmış. Şöyle ki: Fiko, bir önceki yıl sorumsuz davranmış, bisikletini sağda solda unutup, yeni bir bisiklet hakkını kaybetmiştir. Okulların kapanmasına iki hafta kala, babasını büyüdüğüne ve sorumlu bir çocuk olduğuna ikna etmesi gerekmektedir. Bunun üzerine babasıyla küçük bir anlaşma yaparlar. Fiko’nun, babasının verdiği mor kuşağı iki hafta boyunca kaybetmemesi ve babası her sorduğunda kuşağı çıkarıp göstermesi gerekmektedir.

Kitap, mahalle yaşantısının detayları ve küçük gündelik maceralar eşliğinde, esas olarak, yerinde duramayan, aklı biraz havada ve meraklı bir çocuğun kendini bir anlamda eğitme, sorumluluk bilincine erişme mücadelesini anlatıyor.

Mor kuşak, bu mücadelenin bayrağı gibi, her sayfada dalgalanıyor. Küçük bir detay: Kuşağın mor rengi, Fiko’nun arkadaşları arasında bir tür atışmaya neden oluyor; mor kız rengidir diyen bir “errkkeekkk” çocuk çıkıveriyor ortaya. Diğer çocuklar babalarının gardıroplarındaki mor giysi/aksesuarları örnek göstererek ve aslında çocuğun yakıştırmasına pek de yüz vermeyerek konuyu kapatıyorlar.

Bir diğer detay da Şair Bey’den: Kalıplara sığmayan bir adam olduğu besbelli Şair Bey, çerçevesini gayet iyi bildiğimiz, yakından tanıdığımız “mahalle”de kendi istediği, bildiği gibi yaşayabiliyor, şükür!

Özetle, Ömer Açık, hem kurduğu dünya ve yarattığı küçük heyecan dalgasıyla hem de dili ile ilgiye değer. Fiko’nun merakı sayesinde çocuk okur da pek çok deyimin/söyleyişin farkına varacak, (hatta daha kitabın adından başlayarak) bu esnada da eğlenecek gibi görünüyor.

Benim Babam Ömür Adam Ömer Açık Günışığı Kitaplığı, 140 sayfa

Benim Babam Ömür Adam
Ömer Açık
Günışığı Kitaplığı, 140 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1978 Berlin doğumlu. Sosyoloji ve iletişim okudu, gazetecilik yaptı. “Benim Kitaplarım / 35 İsim 35 Kütüphane” (Doğan Kitap) ve “Kozalak” (İletişim Yayınları) isimli iki kitabı bulunmakta.

Yorum yaz