İyi Kitap

Zeze’nin şanssızlık bulutu

Elif Şahin HAMİDİ

Zeze mutluluğun saklambaç oynamaya hevesli, şımarık bir çocuk olduğunu düşünmeye başlamıştı. Belli ki bu sefer çok gizli bir yere saklanmıştı ve bulunmak gibi bir niyeti yoktu.

Küçük yaştaki çocuklar için çok sevdiği bir oyuncağını ya da herhangi bir eşyasını kaybetmek kimileyin sanki dünyanın sonudur. Bu durumda çocuğun yerlere yatıp tepinmesi, hiç susmayacakmışçasına ağlaması mümkündür ve hiç şaşırmamak gerekir. Yaş ilerledikçe, kaybolan oyuncaklar için ağlamazlar elbette. Ne ki büyüdükçe dertler de büyür; derhal mutsuzluğa gark olunur! Sözgelimi; sekiz-dokuz yaşlarındaki bir çocuğun en yakın arkadaşıyla arasının bozulması ya da annesinden birkaç gün ayrı kalacak olması, kapkara bulutların başına çöreklendiği ve güneşin bir daha doğmayacağı anlamına gelebilir. Yahut kalabalık ailede yaşayan bir çocuğun, özel bir bağ kurduğu aile üyelerinden birinin ansızın ortadan kaybolması! Üstelik kimsenin bir açıklama yapma zahmetinde bulunmaması! İşte bu durumda şanssızlık bulutuna yakalandığına ve üstüne yağan yağmurların asla bitmeyeceğine emin olabilir çocuk. Çünkü çocuklar her zaman açık, dürüst ve güvene dayalı bir ilişki içerisinde mutlu olurlar. Senden bir şeyler gizlendiğini bilmek ve belirsizlik korkunçtur. Bu durumda da ‘mutsuzluk’, yanımızdan hiç eksik etmediğimiz en yakın arkadaşımız olur pek tabii. Nazlı Deniz Güler, son kitabı D’nin Mektupları’nda böylesi bir mutsuzluk kapanına kısılmış küçük bir kızla tanıştırıyor okuru. Güler, çocuk ruhunu tanıyan, anlayan ve yansıtan bir yazar olduğunu, mutluluk kavramını kurcaladığı bu son kitabıyla yeniden ispatlıyor.

“HAYAT ACIMASIZ VE ZOR”

D’nin Mektupları’nda, dokuz yaşına basmasına sadece beş gün kalmış olan Zeynep var karşımızda. Anne babası ve anneannesiyle beraber aynı evde yaşıyor. Ah, sanırım Zeze demeliydim. Çünkü çok sevdiği anneannesinin ismi de Zeynep ve torununa Zeze diyor. Tabii herkesin kendisini bu isimle çağırmasından çok hoşlanıyor Zeze. Gelin görün ki bu küçük kız çok ama çok mutsuz. Neden mi? Çünkü şu hayattaki tek gerçek arkadaşını yani anneannesini kaybediyor. Üstelik hiç kimse bir açıklama yapma gereği de duymuyor Zeze’ye. Söylenen tek şey anneannesinin bir yolculuğa çıktığı. Hal böyle olunca da Zeze, mutsuzluğu kendisine en yakın arkadaş eyliyor. Yemek yerken, yatağına uzandığında, okula giderken mutsuzluk hep yanında… Perdeleri sımsıkı kapatıyor; çünkü güneş ışığının içini ısıtmasına izi veremez bundan böyle! Her sabah farklı bir toka takarak okula giden o eski neşeli Zeze için artık “hayat acımasız ve zor”. Zeze “mutluluğun saklambaç oynamaya hevesli, şımarık bir çocuk olduğunu düşünmeye başlamıştı. Belli ki bu sefer çok gizli bir yere saklanmıştı ve bulunmak gibi bir niyeti yoktu”. Zeze’nin mutsuzluğuyla vedalaşabilmesi ancak anneannesine kavuşmasıyla mümkün oluyor. Yani şansızlık bulutu gidiyor, yağmurlar diniyor, mevsim değişiyor…

PEKİ AMA KİM BU D?

Bu arada bir gün okulda tam zil çaldığı anda hiç beklenmedik bir şey oluyor. Zeze defterini çantasına
yerleştirirken bir kâğıt ellerinin arasından usulca yere düşüyor. D isimli gizemli biri tarafından yazılmış bir mektup bu. Peki, ama kim bu D? Bu sorunun cevabını henüz bilemese de yüzüne bir anlığına küçük bir gülücük konuyor Zeze’nin. Derken ikinci bir mektup ve ardından yenileri geliyor. Ve Zeze mektupların bu gizemli yazarını bulmak üzere kolları sıvıyor; ismi D harfiyle başlayan tüm arkadaşlarını sorguluyor. Hayatını değiştirecek tek şeyin D olduğuna inanan Zeze, onu bulacağından emin. Kendisine yazılan bu gizemli mektuplardan anneannesine de bahsediyor elbette. Peki, acaba Zeze, gizemli, şakacı ve romantik D’yi bulmayı başaracak mı dersiniz? Ya da anneannesi nerelere kaybolmuş, nasıl kavuşmuşlar; merak ediyor musunuz? Sahi Zeze’nin doğum günü unutuldu mu yoksa? Hatırlayan oldu mu sizce? Tabii ki bu soruların cevaplarını bu yazıda bulamayacaksınız. Zeze’nin peşine takılıp D’nin izini sürmeniz gerekecek…

İlk kitabı Nar ve Elma Kurdu sayesinde tanıdığımız yazar Nazlı Deniz Güler, ikinci kitabı B’nin Kelimeleri’nin ardından D’nin Mektupları ile çocuklar için kalem oynatmaya devam ediyor. Ve anlaşılan o ki; kahramanlarına alfabenin bir harfinin isim olarak seçildiği bu kitaplar, devamı gelecek olan bir seri. Acaba Güler, bir sonraki kitapta alfabenin hangi harfini seçecek kahramanı için? Merakla bekliyoruz…

D’nin Mektupları Nazlı Deniz Güler Resimleyen: Oğuz Demir Kırmızı Kedi Yayınevi, 67 sayfa

D’nin Mektupları
Nazlı Deniz Güler
Resimleyen: Oğuz Demir
Kırmızı Kedi Yayınevi, 67 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi Bölümünden, 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın Bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Aydınlık Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, Arka Kapak, Trip Dergi, Sabitfikir, sabitfikir.com, kulturservisi.com, isimizgucumuzkitap.com, zeroistanbul.com, K24, gazeteduvar, sivilsayfalar.org gibi farklı mecralarda yayınlandı/yayınlanıyor. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan “Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından…” isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Henüz yayınlanmamış iki kolektif kitap çalışmasına katkıda bulundu. 2015-2018 yılları arasında Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Uzman olarak görev yaptı ve Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile birlikte çalıştı. Aynı zamanda İnsan Hakları Anabilim Dalı-İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’nda, Kuçuradi’nin danışmanlığında “Gazetecinin İşi, Hak Gazeteciliği ve İnsan Hakları” başlıklı tezini tamamladı. Eşinin atanması nedeniyle Maltepe Üniversitesi’ndeki işinden ayrılmak zorunda kaldı. Şimdilerde Safranbolu’da yaşıyor ve okuyup yazma işini hevesle sürdürüyor.

Yorum yaz