İyi Kitap

İtaat etmeyen bir roman kahramanı

Doğan GÜNDÜZ

İnatçı Kahraman Ağa öylesine zekice bir eylemle ceberut devlete karşı koyuyor ki okuyucuya, adaletsiz yasalara karşı şiddete başvurmadan her zaman itiraz edebilecek bir yöntem bulunabileceği fikrini ve umudunu veriyor.

Jandarma çavuşu Tophane Mey-danı’nda toplanan halka, İstanbul’dan karşıya ve civar sahillere geçenlerden on para vergi alınacağını duyurunca Kahraman Ağa yaklaşıp sorar:

– Hişt! Bana bak Çavuş Ağa… Bu on para ne parası?

– Karşıdan karşıya geçmek için müruriye resmi.

– Fakat ben Üsküdar’a evime gidiyorum. Evime giderken ne hakla benden vergi alıyorsunuz? Ya vermezsem?

– Vermeye mecbursunuz yoksa geçemezsiniz.

– Mecbur muyum dediniz? Mecbur… Mecbur ha! Ben on para vermeden Üsküdar’a geçeceğim.

– Nasıl?

– Nasıl mı? Karadan. Evet, karadan geçeceğim. Bütün Karadeniz sahilini karadan dolaşacağım.

19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İstanbul’unda başlayan İnatçı Kahraman Ağa romanının varlığını Firdevs sayesinde öğrendim. Firdevs ile yıllar önce bir kitapçıda tanışmış olsak da ben onu ilk kez Galatasaray Meydanı’nda, her Cumartesi günü kayıpların bulunması için oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri’nin arasında görmüştüm.

Firdevs bir bibliyofil. Bilgisayarla ki ona piyano der, internetle zerre kadar ilgisi olmadığı halde hangi yayınevinden hangi kitabın çıktığını, hangi ilde hangi dergilerin yayınlandığı bilir. Bilmekle kalmaz alır, bir solukta okur.

Evinde mobilya yerine sadece kitapları olan Firdevs’in, küçükken pek çocuk kitabı okumadığını öğrenmek beni şaşırtıyor. Biraz hafızasını yoklayınca adını ve yazarını tam çıkaramadığı bir kitaptan söz ediyor. Verdiği ipuçlarının peşine düşünce, Jules Verne’nin 1883 yılında Fransızca basılan “Kéraban le Têtu” kitabından nakledilen İnatçı Kahraman Ağa çıkıyor karşıma.

Roman detaylı bir Tophane Meydanı tasviriyle başlıyor. Her zamankinin aksine burası o gün bomboştur. Rum delikanlılar, Acemler, Çerkezler, Arnavutlar, sarıklı cüppeli İstanbullular ortada yoktur. Roterdamlı tütün tüccarı Van Miten ve uşağı Brüno önce bu ıssızlığa anlam veremezler. Sonra bunun Ramazan yani oruç ayında olmalarından kaynaklandığını anlarlar.

Van Mitten ile uşağı İstanbul’a hem ticaret hem de daha önce Hollanda’da kendilerini ziyaret eden Kahraman Ağa’ya iadeyi ziyaret için gelmişlerdir. Yirmi yıldır karşılıklı ticaret yapan iki eski dost meydanda karşılaşırlar. Kahraman Ağa’nın daveti üzerine tam Üsküdar’daki evine geçmek için kayık beklerken jandarma çavuşunun duyurusunu işitirler. Kahraman Ağa vergiyi ödememek için Karadeniz’i fırdolayı sahilden dolaşacağını meydandaki herkese duyurur. Bu tavır bir nevi siyasal karşı duruş, devletin bireyi göz ardı ederek çıkardığı yasaya itiraz eylemidir. Roman bu itirazla başlayan maceralı yolculuğun akıcı bir anlatısıdır.

Verginin koyulduğu günün ertesi sabahında Kahraman Ağa, yardımcısı Necip ve Hollandalı misafirleri Üsküdar’daki evin uzun yoluna birlikte düşerler. O sırada Kahraman Ağa’nın Odesa’daki yeğeni Ahmet, Banker Selim’in kızı Asiye ile evlenmek için düğün hazırlıkları yapmaktadır. Asiye’nin halası ölürken yüz bin liralık servetini Asiye’ye on yedi yaşına girmeden önce evlenmesi koşuluyla bırakmıştır. Geriye sadece altı haftalık sürenin kalması yolcuları zamanla yarışmaya zorlar. Diğer yandan Asiye’nin güzelliğine hayran olup onu kaçırmak isteyen Trabzonlu Sefer Ağa ile bu iş için tuttuğu Malta’lı kaptan Yerhut, türlü düzenbazlıklar ve saldırılarla yolculuğu kesintiye uğratır. Komik bir olayla romana dâhil olan Kürdistanlı Hasso Ağa ile kız kardeşi Fatoş romanın mizahi tadını arttırır. Geçilen yerlerdeki gündelik yaşamın, limanların, hanların, insanların ayrıntılarıyla anlatıldığı roman sürpriz, mutlu ama okuyucuda biraz da hayal kırıklığı yaratan bir sonla tamamlanır.

İnatçı Kahraman Ağa öylesine zekice bir eylemle ceberut devlete karşı koyuyor ki okuyucuya, adaletsiz yasalara karşı şiddete başvurmadan her zaman itiraz edebilecek bir yöntem bulunabileceği fikrini ve umudunu veriyor. Tıpkı 12 Eylül darbesinin en baskıcı yıllarında “devletin en yüksek katlarına” sunulan, “Türkiye’de Demokratik Düzene İlişkin Gözlem ve İstemler”in sıralandığı, imzacıları arasında Firdevs’in de yer aldığı “Aydınlar Dilekçesi” gibi.

İnatçı Kahraman Ağa Jül Vern Nakleden Kemalettin Şükrü Kanaat Kütüphanesi-1930, 180 Sayfa

İnatçı Kahraman Ağa
Jül Vern
Nakleden Kemalettin Şükrü
Kanaat Kütüphanesi-1930, 180 Sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Doğan Gündüz 1966’da İstanbul’da doğdu. Kitapları: Kaçan Uykuların Peşinden (Can Çocuk, 2013), Sahi Benim Annem Hangisi? (Can Çocuk, 2014), Kayıp Çocuklar Bahçesi (YKY, 2015), Unutma Oyunu (YKY, 2015), Alaturkadan Alafrangaya Zaman Osmanlı’da Mekanik Saatler (Ege Yayınları, 2015), Acayip Bir Hediye (Can Çocuk, 2015), En Sevdiğim Oyuncak (YKY, 2016), Fare Adlı Kedi (Can Çocuk, 2016), Bisküvi Kutusundaki Martı (Can Çocuk, 2016), Denize Mektuplar Atan Çocuk (YKY, 2018), Ailenin En Yaramazı (Can Çocuk, 2018)

Yorum yaz