İyi Kitap

Yankı ENKİ

Mozart’ın geriye bıraktığı sırrın nasıl olup da Alexandre Dumas’nın yazarlığında ya da Rossini’nin besteciliğinde gizlendiğini göreceğiniz bu romanı, Mozart’ın ünlü eseri Requiem eşliğinde okumanızı tavsiye ederiz.

Birçok eseri Türkçeye çevrilen Pierdomenico Baccalario, özellikle Ulysses Moore, Cyboria ve Will Moogley Hayalet Ajansı serileri sayesinde yakından takip ettiğimiz yazarlardan biri haline geldi. Sadece roman serilerine değil, örneğin Kum Kenti Prensi gibi başarılı bağımsız romanlara da imza atan Baccalario’nun yeni yayımlanan romanı Amadeus ve Ölümsüz Sır, son derece üretken olan İtalyan yazarın hayranlarını fazlasıyla memnun edecek; belki de yeni Baccalario takipçileri yaratacak.

Baccalario’dan fantastik edebiyat türünde bir eser bekleyenler için öncelikle bu yeni romanın daha ziyade tarihsel bir öyküsü olduğunun altını çizmek gerekir. Elbette hayal gücünün zengin bir biçimde sergilendiği bir öykü okuyoruz ama bu kitapta, tarihte gerçekten yaşamış ünlü kişilere başrol veren Baccalario’nun renkli, gizemli ve maceralı bir tarihsel kurgu eserine imza attığını vurgulamakta fayda var.

Kitabın adından da anlaşılacağı gibi ünlü karakterlerimizin başında Wolfgang Amadeus Mozart geliyor. Hem eserleriyle hem de yaşamındaki ilginç ayrıntılarla tarihin merak uyandıran sanatçılarından biri olan ünlü besteci, romandaki gizemli öykünün merkezinde yer alıyor. Ne var ki Mozart, sürekli ön planda olan bir karakterden çok, roman boyunca arka planda gizemini korumaya devam eden bir unsur olarak karşımıza çıkıyor. Mozart’ın çevresindeki insanlara bıraktığı bir sır var ve bu sır; Alexandre Dumas, Gioacchino Rossini ve Napolyon Bonapart gibi edebiyat, müzik ve siyaset tarihine damga vuran ünlü kişilerin kaderini birleştiriyor.

Bu sürükleyici ve merak uyandıran öykü, Napolyon’un, eski askeri Thomas’a özel bir görev vermesiyle başlıyor. Bu görev, kimilerine göre mezarı boş olan ve aslında henüz ölmediğine inanılan Mozart’ı ve onun sahibi olduğu siyah bir kutuyu bulmak. Thomas, Mozart’ın sırrını aydınlatmak üzere yollara düşüyor ve bu yapboz benzeri öykünün bir parçası oluveriyor. Romanın ilerleyen sayfalarında Thomas’ın gerçekte kim olduğunu öğrenen okurlar oldukça şaşıracak; bunu da söylemeden geçmeyelim.

Diğer yandan, bu romanın perde arkasındaki başkahramanın Justus adında bir mezarlık bekçisi olduğunu ve öykünün düğümünün onun sayesinde çözüldüğünü belirtelim. Tabii bu mezarlık bekçisinin en çok kimin mezarına bekçilik ettiği aşikâr: Mozart’ın. Bu yüzden Justus, sadece Mozart’ın mezarının bekçisi değil, onun ölümsüz sırrının da bekçisi.

Söz konusu siyah kutu, Mozart’ın ailesine aittir aslında. Mozart’ın öldüğü, daha doğrusu öldüğüne inanılan günden beri kayıptır. Mozart’ın ölümsüzlüğünün sırrı bu kutuda gizlidir kimilerine göre. Onu bulanın birçok cevaba ulaşacağına inanılır ama belki de daha fazla soru gizlidir bu kutunun içinde. Bu yüzden sadece Napolyon ya da Thomas değil, başkaları da Mozart’ın ölümsüz sırrının peşindedir. Ayrıca gizli bir örgüt de işin içindedir. Mozart’ın sırrı, onun etrafındaki herkesi bir girdap gibi içine çekmektedir.

Karakterlerin bu sır etrafında birleşen öyküsü, Baccalario’nun asıl dikkat çekmek istediği nokta olsa gerek, çünkü yazar kutunun kaderini okurlarından gizlemiyor, bize adeta kutunun içindekileri gösteriyor. Onun asıl anlatmaya çalıştığı şey, bir sırrın çeşitli insanların kaderini nasıl birleştirdiği, ayrı ayrı insan hikâyelerinin nasıl olup da giderek büyüyen ortak bir ağa dönüştüğü…

Pierdomenico Baccalario bu romanı tıpkı bir opera gibi tasarlamış ve bu yüzden dört perdeye bölüp her bölümün başlığında Mozart ve Rossini’nin opera eserlerine atıfta bulunmuş. Mozart’ın geriye bıraktığı sırrın nasıl olup da Alexandre Dumas’nın yazarlığında ya da Rossini’nin besteciliğinde gizlendiğini göreceğiniz bu romanı, Mozart’ın (gizemini uzun zamandır koruyan) ünlü eseri Requiem eşliğinde okumanızı tavsiye ederiz.

Amadeus ve Ölümsüz Sır Pierdomenico Baccalario Türkçeleştiren: Sema Savaş Doğan Egmont Yayıncılık, 304 sayfa

Amadeus ve Ölümsüz Sır
Pierdomenico Baccalario
Türkçeleştiren: Sema Savaşx
Doğan Egmont Yayıncılık, 304 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1980’de İstanbul’da doğdu. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi bölümünü bitirdikten sonra aynı üniversitede Kültürel İncelemeler yüksek lisans programında Gotik edebiyat üzerine hazırladığı teziyle master derecesini aldı. Gotik ve fantastik edebiyat hakkındaki yazıları Virgül, Özgür Edebiyat, Patika, Parşömen, Roman Kahramanları gibi dergilerde yayımlandı. Çeşitli yayınevlerinde editörlük ve yayın yönetmenliği yaptı. İyi Kitap, Sabitfikir, Remzi Kitap Gazetesi ve 221B gibi dergilerde yazarlık yapmaya devam ediyor.

Yorum yaz