İyi Kitap

Çocuk kitabı çocuk oyuncağına karşı

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Çocuk kitapları dünyası daha azıyla yetinebileceğimiz bir mecra değil, aksine hep çok daha iyisini bulmamız, her daim geliştirmemiz gereken bir alan. Ve çocukların yorumlama yetileri, birçoklarının sandığının aksine ortalama bir yetişkinden çok daha iyi durumda.

Elime fantastik içerikli olduğu söylenilen bir çocuk kitabı aldığımda, çoğunlukla şunu yapıyorum: Onu Harry Potter’la kıyaslıyorum. Kaldı ki Harry Potter serisinin çocuk kitabı olarak sınırlanmaması gerektiğinin; internet üzerinden Pottermore platformunu takip edenlerin de gayet iyi bildiği gibi, evreninin sürekli olarak genişleyip derinleştiğinin bilincindeyim elbette. Ancak 90’ların mukayese sistemiyle yetiştirilmiş bireylerin, erişkinliğinden beklenti de öyle çok yukarılarda olmamalı. Bu yüzden ben de kafamda bir barem mantığıyla yaşıyorum ve bu da şöyle işliyor: Önce konuyu belirle, sonra da en iyiyi; diğerlerinin payına da tepedekinin altına sıralanmak kalsın.

İşte Züleyha Ersingün imzalı Hayal Peşinde kitabını da aynı kontrol edemediğim içgüdüyle okumaya başladım ki daha ilk sayfada hemen bu dürtüyü bir kenara bıraktım. Nedenini hazır yeri gelmişken yapmak istediğim ufak girizgâhın ardından açıklayacağım.

Tam olarak nasıl oluyor da insanlar çocuk kitabı yazmanın “çocuk oyuncağı” olduğuna karar verebiliyorlar, merak ediyorum. Nasıl bir gözlem sonucu çocukların, sürükleyici olmak bir kenara yavanlıktan bir türlü uzaklaşamayan bir dili dahi okumaktan keyif alabileceklerine, kurgudaki sayısız hatayı görmezden gelebileceklerine ve sorgusuz sualsiz beğenilerini sunacaklarına inanılabiliyor, bilmiyorum.

Cehaletim, ne yazıktır ki en ufak bir kayba uğramadan, çocuk kitabı çevirisi konusunda da kendini gösteriyor. Yabancı dilde birkaç fiili üç beş zamana göre çekebilmek bu topraklarda nasıl oluyorsa çocuk kitabı çevirme ehliyetini cebe attırabiliyor. Ortamlarda “Ne iş yapıyorsun?” sorusunun cevabı olarak “Çocuk kitabı çeviriyorum,” cümlesi bir ehemmiyet teşkil etmiyor yani. Kabul görmek için yanına birkaç iş daha sıkıştırmak gerekiyor. Ne de olsa her çeşit bilimde ve ilimde başı çeken ülkemizin azaları bu işi de küçük parmaklarıyla bile yapabiliyor.

Bir de şu var tabii, çocuk kitabı yazmak için çocuk kitabı okumak da gerekmiyor sanırım. Gerçi o galiba bütün kitaplar için geçerli. Kitap yazmak için kitap okumaya ne gerek var, değil mi? İkisinin eylemi farklı en nihayetinde.

DOKUNULAMAYAN BİR HAYALİN PEŞİNDE

Genelde kitapla özeldeyse çocuk kitaplarıyla olan ilişkim, salt sevgiden mesleki icraata geçtiğinden beri, aklımın içinde dört nala koşturan bu meselelerin ışığında yola çıktıktan sonra gelelim Hayal Peşinde kitabına.

Kitap, Hayal adında bir kızın internette sohbet ettiği İsveçli arkadaşı Maja ile yaşadığı macerayı anlatıyor. Maja ailesiyle birlikte İstanbul’u ziyarete geliyor ve burada hem Hayal’le şehri keşfe çıkıyorlar hem de bambaşka bir dünyaya açılıyorlar. Bu dünyanın adı Çocuk Ülkesi ve burası tamamen orada bulunan çocukların hayal gücüne göre şekilleniyor. Ancak ülke neredeyse yok olmanın eşiğinde, çünkü çocukların hayalleri artık teknolojinin getirdikleri ve paraya endeksli halde. İşte farklı milletten bu iki arkadaş bu durumu tersine çevirmek için çabalıyorlar.

Hayal ve Maja, Çocuk Ülkesi’ne geçmeden önce kitabın İstanbul’u, şehrin kültürel dokusunu ve tarihi mekânlarını anlatmayı hedeflediğini düşünmüştüm, çünkü başlangıcında bir tarihi yarımada gezisinden bahsediliyor ve burada uğranılan yerlerle ilgili bilgiler aktarılıyor. Gerçi bu kısmı da okuruna muhteşem bir profil sunmuyor, ancak yine de yazar fantastik diyarlara açılmak yerine bu yolu izleseymiş bence ayakları yere daha sağlam basan bir eser oluşturabilirmiş, belki. Belki diyorum, çünkü metin aslında ilk cümlesinden itibaren sorunlu olduğunu haykırıyor. Durmadan aynı özneyle başlayıp aynı yüklemle biten kesik cümleler eşliğinde tökezleyerek ilerlerken ne yazık ki estetik bir tümce dizilimine yahut edebî bir niteliğe rastlamak mümkün olmuyor. Bununla birlikte arada sırada Maja ya da ailesinin konuşmalarıyla ortaya çıkan İngilizce cümlelerde de hatalar mevcut. Doğrusu yazarın ve yayınevinin neden böyle bir yol izlediğini algılayamadım. Diyaloglara gelince, onlara bakınca da okur gerçekçi olmaktan son derece uzak, zorlama bir tabloyla karşı karşıya kalıveriyor.

Bana göre asıl mesele Çocuk Ülkesi’ndeki karakter ve yer adları söz konusu olduğunda ortaya çıkıyor. İşte burada aklım yine ister istemez Harry Potter ve Yüzüklerin Efendisi serilerine ve onların Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu, Çiğdem Erkal İpek, Bülent Somay aracılığıyla Türkçeleştirilen o muhteşem ırk, karakter, yer, obje adlarına gidiyor. Evet, kabul ediyorum, baremimde alt basamaklara pek yer yok. Ve evet, verdiğim örnekler en iyilerinden. Ancak ortada harika emsalleri varken bu ısrar neden? Niye bıkmadan, usanmadan bu tip kitaplar yazılıyor? Sırf çocuklara yönelik oldukları için mi? Ne de olsa çocuktur, ne anlar iyiden kötüden diye mi? Üzülerek söylemem gerekiyor ki adı Hayal Peşinde olan bir kitabın tek bir sayfasında dahi hayal kuramadım, iki arkadaşın girdikleri dünyayı zihnimde canlandıramadım.

Kitabın çizimleri, rengârenk resimlemelerini sevdiğim Mustafa Delioğlu’na ait, ancak burada hem çok az işi kullanılmış hem de kaleminden çıkanlar siyah beyaz ele alınmış, belki de bu yüzden epey sönük kalmışlar. Hatta bazılarını taslak çalışma sandığımı itiraf etmem gerekiyor.

Çocuk kitapları dünyası daha azıyla yetinebileceğimiz bir mecra değil, aksine hep çok daha iyisini bulmamız, her daim geliştirmemiz gereken bir alan. Ve çocukların yorumlama yetileri birçoklarının sandığının aksine ortalama bir yetişkinden çok daha iyi durumda. Merak etmeyin, iyiyle kötüyü ayırt etme konusunda hepimizden daha başarılı, üstelik de samimiler. Bir de diyaloglarda kullanılan cümleler çocukların ağzından çıkınca kitap okura tepeden bakmıyormuş algısı oluşmuyor, hatırlatmakta fayda var. Son olarak keşke kitaplar nasihat aracı olarak görülmese ve şu mesaj kaygısı meselesi de artık (lütfen) azalarak bitse!

S83_D12

Hayal Peşinde Züleyha Ersingün Resimleyen: Mustafa Delioğlu FOM Yayınları, 144 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

2 Comments

  1. Filiz 27 Nisan 2016 at 08:50

    Merhaba,
    Şimdiye kadar bireysel olarak sürdürdüğüm okuma sevdam artık kızlarımla birlikte devam ediyor, iyi bir dinleyici olan kızım birinci sınıfla birlikte meraklı bir okur olma yolunda. Önümüzde sayısız çocuk kitabı varken ‘doğru’ seçimler yapabilmek için araştırıyor, soruyor ve önce kendim okuyorum. Kitaplar konusunda fikirlerimi de bloğumda zevkle paylaşıyorum. Bulunduğum şehirde kendimi iyi hissedebildiğim kitapçı sayısı çok az, güncel çocuk kitaplarını bulabilmek ise oldukça zor. Bu noktada internet benim için zengin bir kaynak, İyikitap da bu adreslerden birisi.
    Sizin de çıkış noktanız olan ‘iyi kitap’, pek çok okurun ihtiyaç duyduğu anahtarlardan birisi. Maalesef bu noktada genelleme yapma şansımız yok; bazen yayınevinin bazen yazarın bazen de çevirmenin ‘kurbanı’ olabiliyoruz, ancak okuyup zamanımızı ve paramızı harcadıktan sonra iyi kitap olmadığını anlayabiliyoruz.
    Hayal Peşinde benim de kütüphanemde mevcut. Hayal ve Maya ile ben tanıştım, kızım da en uygun zamanda tanışacak. Yazarının bir öğretmen olması bende ayrı bir sempati yaratmıştı.
    Yukarıdaki yazıyı okuduğumda ilk düşüncem ‘bu yazının fazla yıpratıcı’ olduğu yönünde. Sizin de söylediğiniz gibi bareminiz oldukça yüksek ve en iyisi kadar iyi olmadığı için eleştirmek bana biraz acımasız geldi.
    Çocuklarımıza okullarda ‘verilen’ ders kitapları ve benimsetilmeye çalışılan ‘hayaller’ o kadar bayat ki onların yanında Hayal Peşinde koşmak bizlere kendimizi iyi hissettiriyor.
    İyi çalışmalar.
    Filiz

Yorum yaz