İyi Kitap

Macera paylaşınca güzel

Denizci, Şnörk istemese de ateşin tadını çıkarır; Şnörk istemese de çorbadan içer ve Şnörk istemese de tüm akşam maceralarından söz eder. Oysa herkes bilir ki “Şnörkler macera sevmez.”

Yazan: M. Banu Aksoy

Issızlığın ortasında bir bataklıkta, yapayalnız yaşayan Şnörk, halinden hiç de şikâyetçi değildir. Ne gökyüzünün gri bulutları ve insanın içine işleyen yağmur ne de bata çıka ilerleyerek yemek aradığı bataklık rahatsız edicidir onun için. Akşamları sobanın karşısına tek başına oturup, deniz börülcesi çorbasını içerken ne şanslı olduğunu düşünür. Ateşin tadını çıkarırken onu rahatsız edecek kimse yoktur ve çorbasını paylaşmak zorunda değildir. Şnörk gayet memnundur bu yalnızlıktan. Aslına bakarsanız Şnörk mutlu değildir de mutlu olduğunu sanmaktadır. Kendi yalnızlık ve mutsuzluk çemberinin dışında, rengârenk başka bir yaşamın mümkün olduğundan haberdar olmadığı; yiyeceğini ve hayallerini paylaşabileceği bir arkadaşın ne demek olduğunu bilmediği için belki.

Ta ki korkunç bir fırtınanın patladığı o gece Şnörk’ün hayatında daha önce hiç olmayan bir şey olana ve küçük kulübesinin kapısı çalınana kadar. Şnörk’ün kapıyı azıcık aralaması, dışarıdaki teklifsiz misafiri durdurmaz. İşte böylece Şnörk’ün yalıtılmış tekdüze yaşamı, geri dönüşü olmayacak biçimde değişir.

Gelen bir denizcidir. Denizci, Şnörk istemese de ateşin tadını çıkarır; Şnörk istemese de çorbadan içer ve Şnörk istemese de tüm akşam maceralardan –aslında balina olan adalardan, kasırga ve hortumlardan, korkunç deniz canavarlarından– söz eder. Oysa herkes bilir ki “Şnörkler macera sevmez.”

Denizci, tıpkı tüm güzel maceralardaki haberciler gibi Şnörk’ü maceraya davet eder. Şnörk gelen daveti reddedip çağrıya ne kadar direnirse dirensin kaçış yoktur. Çok geçmeden maceranın ortasına atılıverir; üstelik kendi isteğiyle.

“Mozart in the Jungle”ın çılgın maestrosu Rodrigo De Souza bir bölümde diyordu ki “Bizler varoluş konserindeki notalarız. Kendi kendimizi çalmazsak, kimse bizi çalmaz.”  Şnörk de işte tam olarak bunu yapıyor; maceraya atılıyor ve çınlayabildiği kadar çınlayıp bütünün içindeki varlığının tadına varıyor.

Maceraya davet eden öyküsü keyifle okunan Şnörk ve Denizci’yi sesli okumak, Şiirsel Taş’ın Türkçesiyle daha keyifli…  Kitabın illüstrasyonları da en az metni kadar güzel. Sevimli ayrıntılara sahip resimler, özellikle rüya ve final sahnelerinde metnin ötesinde bir okuma yapmayı da mümkün kılıyor.

Bana kalırsa yazar Will Buckhingham ve çizer Thomas Docherty ikilisinin yarattığı komik hortumu, kocaman, kıllı gövdesinin altındaki sıskacık bacakları, perdeli ayakları ve nevi şahsına münhasır kişiliğiyle Şnörk karakteri, tıpkı Tostoraman ve Lorax gibi ölümsüzleşecek; yıllar boyu hem çocuklar hem de yetişkinler tarafından zevkle okunacak.

Şnörk ve Denizci Will Buckingham Resimleyen: Thomas Docherty Türkçeleştiren: Şiirsel Taş Büyülü Fener Yayınları, 32 sayfa

Şnörk ve Denizci
Will Buckingham
Resimleyen: Thomas Docherty
Türkçeleştiren: Şiirsel Taş
Büyülü Fener Yayınları, 32 sayfa

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz