İyi Kitap

Mavi, atlas, iğne batmaz!

Atlas, dünyayı omuzlarında taşımak zorunda kalmıştı. Bazen bilgiyle ilişkimiz, Atlas dünyayı sırtımıza atıvermiş gibi yoruyor bizi. Oysa bu atlaslar, bilginin heyecan verici yanını açığa çıkarıyor ve hoş duygular yaşatıyor.

Yazan: Melek Özlem Sezer

Hep içimiz acıyarak söyleyip duruyoruz ya, “İnternet çıktı çıkalı ansiklopedilere yüz vermez olduk,” diye. Ama o koca koca ansiklopedilerin evde kapladığı yeri, hele hele Google dururken o ciltten bu cilde bilgiyi aramanın zahmetini hangimiz özlüyor ki? Öte yandan çocukken resimli ansiklopedilerin verdiği zevki, bilginin heyecanla, renklerle, kendine has bir romantizmle birleşmesini de unutmuyoruz. Mandolin Yayınlarından çıkan atlaslara bakarken, Cemal Süreya’nın “Bir kitapta resim şart!” lafı, dilimde “Bir ansiklopedide resim şart!”a evriliveriyor.
Atlas, dünyayı omuzlarında taşımak zorunda kalmıştı. Bazen bilgiyle ilişkimiz, Atlas dünyayı sırtımıza atıvermiş gibi yoruyor bizi. Oysa bu atlaslar, bilginin heyecan verici yanını açığa çıkarıyor ve hoş duygular yaşatıyor. İcatlar Atlası’nda eski albümlerde emeklemelerimize, ilk yürüme denemelerimize bakıp da güler gibi; taşıtların tekerleğin icadından uçaklara geçirdiği evrimi izliyoruz. Dünya Çocukları Atlası’yla fotoromanların duygusunu özlüyoruz. Müzik Atlası, bizi etrafı keşfe çıkıp bir sesler koleksiyonu yapmaya ve bolca oyun oynamaya davet ediyor. Tarih Atlası, çizgi roman gibi sıkılmadan, çabucak okunuyor. Resimleri de (elma yanaklı yüzlerin eski okul kitaplarımızı anımsattığı Kurtuluş Savaşı görsellerine birazcık göz yumarsak) son derece hoş. Meslekler Atlası, bilinen mesleklerin yanı sıra hava trafik kontrolörü, fotoğraf klişecisi, yanardağ bilimci gibi ilginç meslek sahiplerini de tanıtıyor. Sanat Atlası ise insana dünyayla bütünlendiği duygusu veriyor. Altı sanat dalı anlatılırken; tarihçe, teknik bilgiler, küçük, hoş hikâyeler, önemli eserler o kadar tatlı bir şekilde birleşmiş ki hiç yormuyor. Hatta
insan müzelerde kelebek gibi, dâhiyane mimari başyapıtların üstünde de bir kartal gibi uçtuğu hissine kapılıyor. Ah bir de çevirmeni Melike Işık Durmaz bu kitaba çalışırken peşinden atlı koşturuyormuş gibi acele ettiği hissini yaratmasa… Çeviri kokusu ve pütürlü bir tatla örneğin şu güzelim İcatlar Atlası’nın zevkini tırtıklamasa… Oysa ne hoş bu atlastan şunları öğrenmek ve Çin’i, Mısır’ı bir başka sevmek:
Çin’de rüzgârın gücünden yararlanan yelkenli el arabaları yapılmış. Çinlilerin ortasında mıknatıs olan bir metal üzerine yerleştirdikleri kaşık, kuzeyi gösterirmiş. Sonra da pusulayı icat etmişler. Ödemelerini deniz kabuklarıyla yaparlarmış. İlk kâğıt para da kâğıdı icat eden Çinliler tarafından basılmış. Ve bir efsaneye göre Çinliler kendilerine özgü yazı biçimini kuşların bıraktıkları izleri taklit ederek geliştirmişler.
Mısırlılar, 4500 yıl önce eksik dişlerin yerine, suaygırının kemiklerinden parçalar koyarmış. Dönerken tahtanın aşınmasını önlemek için tekerlekleri deri parçalarıyla kaplarmış. Papirüs saplarını örer, iskelesi tahtadan ya da balina kemiğinden kayıklar yaparmış. Gemilerinin yelkeni ise kareymiş.
Seride sekiz Atlas ve üç farklı çevirmen var. Burcu Bilir Agalar ve Olcay Mağden Ünal’ın çevirileri, okuyucuyu bulanık cümlelerle, çeviri kokusuyla bölmüyor. Zaten bölünmeye de halimiz yok. Çünkü Dünya Atlası ve Uzay Atlası, evrenin içindeki yerimizi gösterip bizi fazlasıyla sarsacak zaten. Hayal gücünün gerçekle kışkırtılması, değil kendi hayatımızın dünyanın bile uzaydaki küçüklüğünü gördükçe kibrimizin gülünçlüğüyle yüzleşmemiz, şaşkınlık, hayranlık, nerden geldiğini öğrenebilen tek canlı olmanın gururu, ne kadar az şey bildiğini fark etmenin yarattığı öğrenme motivasyonu, tarih algısını gözden geçirme arzusu bu atlasların yarattığı pek çok etkiden bir kısmı.
Dünya Atlası, Evren ve Dünya bölümüyle başlıyor. Böylece insanlık tarihinden söz edilen bin yıllar
yerini milyar yılların ürpertici ve gizemli ifadesine bırakıyor. Şu maceranın akıl almazlığına bak! 5 milyar yıl önce bir gaz bulutu patlasın, sıcaklığı artsın, disk biçimini alsın ve merkezi parıldamaya başlasın. Güneş, böyle bir mucizeyle doğarken; etrafındaki tozlar ve yapıtaşları birleşsin güneşin etrafını gezegenlerle doldursun. Biri de Dünya olsun. O en maceracı gezegen olduğu için üzerinde büyük kraterlerin oluşmasına neden olan meteor yağmurlarına maruz kalsın. 3.9 milyar yıl önce de yoğun bir yağmur kraterleri suyla doldursun ve okyanusları oluştursun. Oysa okyanuslar olmasa, günde 10 saat yürüyerek iki yılda dünyanın etrafında bir tur atabilirdik. Hiç değilse 225 milyon yıl önce tüm kıtalar Süper Kıta Pangea’da birleşmişken her yere yürüyerek gidebilirdik. Pangea mı? Rüyamda görsem inanmazdım. Pangea kulağa masal gibi geliyor. Tek bir kara parçasındaymışız meğer bir zamanlar! Ne ki 65 milyon yıl önce kıtalar birbirinden ayrılmış ve yeni okyanuslar oluşmuş. Sonra her yıl kıtaların yer aldığı levhalar yılda yaklaşık 2,5 santimetre hareket ettiği için kıtaların arası iyice açılmış. Bakalım macera nasıl devam edecek?
Ufuk açıcı ve zevkle okunan bir kitap olan Uzay Atlası, bu sorunun cevabını veriyor aslında. Yaklaşık 5 milyar yaşında olan Güneş, ömrünün yarısına gelmiş. 5 milyar yıl sonra kaynakları tükenecek, yüz kat genleşecek ve Güneş Sistemi’ndeki Dünya dâhil tüm gezegenleri yok ederek 10 milyar yıl sonra küçülecek, sonunda da sönecekmiş.
Öyleyse, vaktimiz daralıyor. Hayata iyi kitaplar armağan etmek gerek.

Uzay Atlası - Dünya Atlası - Tarih Atlası - Meslekler Atlası - Dünya Çocukları Atlası - İcatlar Atlası - Sanat Atlası - Müzik Atlası Yazarlar: Emilie Beaumont, Marie Renee Guilloret, Agnes Vandewiele, Helene Grimault, Marie Renee Pimont, Philippe Simon, Marie-Laure Bouet Resimleyenler: C. Hus-David, M-C. Lemayeur, B. Alunni, J. Dayan, C. Palomino, I. Misso, S. Toussaint, I. Rognoni, Murat Bingöl, G. Hoffman, S. Beaujard, E. Butterlin, M. Vincent, F. Ruyer Türkçeleştirenler: Olcay Mağden Ünal - Burcu Bilir Agalar - Melike Isik Durmaz — Mandolin Yayınları, 128 sayfa

Uzay Atlası – Dünya Atlası – Tarih Atlası – Meslekler Atlası – Dünya Çocukları Atlası – İcatlar Atlası – Sanat Atlası – Müzik Atlası
Yazarlar: Emilie Beaumont, Marie Renee Guilloret, Agnes Vandewiele,
Helene Grimault, Marie Renee Pimont, Philippe Simon, Marie-Laure Bouet
Resimleyenler: C. Hus-David, M-C. Lemayeur, B. Alunni, J. Dayan, C. Palomino, I. Misso, S. Toussaint,
I. Rognoni, Murat Bingöl, G. Hoffman, S. Beaujard, E. Butterlin, M. Vincent, F. Ruyer
Türkçeleştirenler: Olcay Mağden Ünal – Burcu Bilir Agalar – Melike Işık Durmaz — Mandolin Yayınları, 128 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

21 Aralık 1971’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde ekonomi okudu. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde masal analizi dersleri verdi. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. TRT radyolarına masal programları hazırlayıp sundu. Şiir, öykü ve masal alanlarında uğraş veriyor. Yaşamını senaryo yazarlığı ve seslendirme yaparak kazanıyor. 1998 Cemal Süreya, 2000 Behçet Aysan ve 2011 Nüzhet Erman Şiir, 2001 Arıburnu En İyi Uzun Metrajlı Film Öyküsü, 2010 Oğuz Tansel Halk Bilimi ödülleri var. Kitapları: Şiir: Derin, Söğüt Sefareti, Söğüt Sefası Meyhanesi, Yusuf ile Zeliha, Sözcük Dülgeri Ali (Azerbaycan), Nefser Araştırma-İnceleme: Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, Masal Masal Matitas (Yetişkinler için masal antolojisi) Çocuk Kitapları: Sakız Çiğneyen Kedi, Eldivenlerimi Kim Çalıyor? Büyüklere Mektuplar, Büyüklerle Dalga Geçme Dersleri, Karagöz’ün Gölgesini Kim Çaldı? Eyvah Gölgeler Değişiyor, Ejderhamın Sevdiği Oyunlar, Dolapta Kim Var, Benim adım On üç, Uuuu, Yokoko, Sordum Durdum, Şiir Yazdım Masal Sandım

Yorum yaz