İyi Kitap

Merhaba

36. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, 12 Kasım’da sona erdi. Düzenleyicilerinin ilan ettiği üzere, geçen yıla oranla %20’lik bir artışla 742.445 ziyaretçi gezdi bu sene Fuar’ı. “İyi ki varsın edebiyat” diyenlerin büyük buluşmasında, İyi Kitap da kendi standıyla yer aldı, binlerce okuruyla bir araya geldi.
Fuar devam ederken, çocuk yayıncılığını yakından ilgilendiren bir gelişme yaşandı. Geçmişte de benzerlerine rastladığımız üzere; masallarda yer alan şiddet, eril tahakküm ve cinsiyetçi ögelere dair bir tartışma, iki masal kitabı üzerinden gündeme taşındı.
İlk kitaptaki yoğun şiddet ifadeleri, ikinci kitapta yerini çocuğun cinsel istismarını olağanlaştıran ifadelere bırakıyordu. Haklı tepkiler birkaç gün içinde büyüdü ve çocuk yayıncılığının masaya yatırılmasına kadar vardı.
Haklı tepkiler, çünkü gerçekten de hedeflediği yaş grupları gözetildiğinde, söz konusu kitap içeriklerinin çocuğa göre olmadığı açık. Öte yandan asıl dikkat çekmek istediğim konu, bu tepkilerin bugün evirildiği yer. Çocuk yayıncılığının ilkeleri, çocuk kitaplarının toplum ve çocuk üzerindeki etkileri, yayıncılığın sorunları ve benzeri konu başlıklarının
tartışılması oldukça anlamlı ve faydalıyken; iş birden çocuk kitaplarının uzman denetimi ile basılmasını istemek gibi tehlikeli bir noktaya savruldu. Bu talebin edebiyat dışı duruşunu bir yana bırakıyorum, içerdiği gizli sansür mekanizması fazlasıyla korkutucu.
Sosyal medyada çeşitli kampanyalarla yükselen bu talebin, yer yer çeşitli kurumlar nezdinde de yankı bulduğunu duymak edişe verici. Süreci sosyal medyadan izleyenler için masumane görünen “uzman denetimi ile kitap basılması” talebinin, birilerinin ya da -hangisi olursa olsun- bir siyasal erkin eline kitap basıp basmama yetkisi vereceği açıktır. Daha da günceli, bu talebin yarattığı zemin üzerinden, yine siyasal erkin kendi istediği kitaplar dışındaki kitapların dolaşım haklarını kısıtlayabileceği, kütüphanelere/okullara girişini engellemeye kalkabileceği öngörülebilir.
Çocuk ve gençlik yayıncılarının, bu olası tehlikeye karşı toplumu bilinçlendirmek gibi bir görevi olduğu yadsınamaz. Çocuk edebiyatını ileriye taşıyacak her türlü ön açıcı tartışmaya açık olmak ama sansür girişimlerine karşı tavizsiz birlikte hareket edebilmek… Çok zor olmasa gerek!

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

Yorum yaz