İyi Kitap

İki hiçlik arasında kurulan sevgi köprüsü

Ramazan Güngör 30 Mart 2018 İlk Okuma Kitaplığı, Nurduran Duman, Ramazan Güngör, Sayı 103 - Nisan 2018, Vitrindekiler İki hiçlik arasında kurulan sevgi köprüsü için yorumlar kapalı

Küçüğüm, az sözcük ve son derece sade çizimlerle çok şey anlatmanın peşinde olan bir eser.

Yazan: Ramazan Güngör

Bazen üzerine yazılanların toplamı, eserin kendisinden çok daha büyük bir yekûn tutsa da esas metin, kendisiyle ilgili yazılanların toplamından daha fazlasıdır. Çünkü hakkında söylenen her şey ona iliştirilmiş, onun anlam dünyasına katkıda bulunmuştur. Bu yazı da büyük bir olasılıkla, söz konusu ettiği eserin kendisinden daha fazla sözcük barındıracaktır ama asla temel aldığı kitabın ifade gücüne ve zenginliğine yetişemeyecektir. Çünkü onun varoluş nedeni eserin bizzat kendisidir.
Küçüğüm, az sözcük ve son derece sade çizimlerle çok şey anlatmanın peşinde olan bir eser olmanın yanı sıra üzerine yığınla söz söylenebilecek bir kitap. Her sayfasında bir görsel ve bu görselin altında kısacık bir cümle barındıran Küçüğüm, hacimsel olarak minik bir kitap. Zengin bir imgeleme sahip resimlerin gücü, karmaşıklığından değil yalınlığından ileri geliyor. Her ne kadar çocuk kitabı gibi gözükse de içerdiği derinlik nedeniyle çok katmanlı bir okumaya elverişli. İlk bakışta bir anne ve çocuğu gibi gözüken figürleri, farklı anlam çerçevelerine oturtmak mümkün. Yalnız boyut olarak küçülüp büyüyen bu anne-çocuk figürlerinin üzerinde çizgisel zamanın yarattığı fiziksel etkileri görmüyoruz. Bu, başlangıçta, çizgilerin yalınlığını korumak için yapılmış biçimsel bir tercih olarak düşünülebilir; fakat içeriği de büyük ölçüde şekillendirdiği görülüyor. Çünkü kitabın esasını oluşturan, sonsuza kadar uzatılabilir ve yinelenebilir döngünün, kendisine yeni bir şey eklemeden devam ettiğinin altını kalın çizgilerle çiziyor.
Çizimlerdeki kadın, ilk bakışta doğurganlığı öne çıkarılmış bir anne figürü gibi görünmektedir. Kendi içinden çıkarıp var ettiği erkek, varlık alanına yönelmekte ve giderek gelişirken anneyi tüketmektedir. Ama bu burada sona erecek bir döngü değildir. Sonsuza kadar devam edecek bir kalıtsal mirastır. Anlatacak çok şeyi olan biridir anne ama aslında bütün anlatılan, zamanın döngüsü içinde kendini tekrarlayıp duran insanın öyküsüdür. Anlatıldığı anda anlatılanın da öyküsüne dönüşmektedir. Bu anlamda kendi öyküsüyle birlikte bütün insanlığın öyküsünü tekrarlayıp ortadan kaybolacaktır. Bu öykünün anlatılması bir ömür alacak, anlatıldığı bu süreç içinde öykü oluşmaya, daha doğrusu tekrar etmeye devam edecektir ama bu öykünün en önemli yanı sevgiyle, içtenlikle ve sonu en baştan kabul edilerek yazılmasıdır.
Küçüğüm’ün, hem çocuklara hem de yetişkinlere anlatacak bir öyküsü var ama herkes onu, kendi anlam dünyasında farklı bir yere oturtacaktır.

 

 

Küçüğüm
Germano Zulo Albertine
Türkçeleştiren: Tuğçe Özdeniz
Can Çocuk, 80 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1977’de Ordu-Akkuş’ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini burada tamamladıktan sonra Marmara Üniversitesinde Türk ve Dili ve Edebiyatı okudu. Mezun olduktan bu yana öğretmenlik yapmaktadır. Almanya’da yaşamaktadır. Edebiyat ve sosyal bilimler alanında çevirileri ve 2015 yılında h2o Kitap’tan çıkmış Lodos Güncesi isimli bir şiir kitabı vardır. Çeşitli dergilerde ve internet sitelerinde şiir ve yazıları yayınlanmıştır.