İyi Kitap

“Keşke yetişkinler aptal savaşlarını buradan çok uzaklarda yapsa”

Sıcacık Bir Yuva, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, katledilmeleri kararlaştırılan hayvanlarını kurtarmak için bir araya gelen çocukların hikâyesini anlatıyor.

Yazan: E. Nida Dinçtürk

Kötülüğün tanımını değiştiren Hitler ve İkinci Dünya Savaşı, dünyanın geride bıraktığı en büyük travmalardan biri. Savaş 65 milyon insanın canına mâl olurken, hayatta kalanların hafızalarına ise derin acılarla kazındı. Savaşın bir de pek üzerinde durulmayan bir trajedisi daha vardı: Savaşın başlamasından hemen önce İngiltere’de yayınlanan bir broşür ile bir hafta içinde 750 bin evcil hayvan öldürüldü. Savaşla beraber yaşanacağı düşünülen kıtlık ve karartmaları atlatamayacakları endişesiyle insanlar, küçük dostlarını elleriyle ölüme teslim ettiler. Yazar Miriam Halahmy’nin Türkçede Can Çocuk Yayınları tarafından Sıcacık Bir Yuva ismiyle yayınlanan son kitabı, bu trajediye dair dokunaklı bir hikâye. Kitabın çevirmeni, Rasim Emirosmanoğlu.

İkinci Dünya Savaşı’nın hemen arifesinde Londra’da çok yakın iki kız arkadaş: Tilly ve Rosy. Hayatta birbirleri dışında çok sevdikleri birer canlı daha var: Tilly’nin köpeği Bonny ve Rosy’nin kedisi Tinkerbell. Savaşın ayak seslerinin artık çok yakından duyulduğu günlerde aileleri Tilly ve Rosy’e, kısa süre içinde Bonny ve Tinkerbell’in Londra’daki tüm evcil hayvanlar gibi uyutulması gerektiğini söylüyorlar. En yakın dostlarını savaşın olasılıklarına dahi kurban vermeyi kabul etmeyen iki arkadaş, yaşadıkları mahallenin biraz dışındaki ormanlık arazide, “gizli yerleri” olarak seçip sıkça vakit geçirdikleri terk edilmiş kulübenin Bonny ve Tinkerbell için çok iyi bir sığınak olabileceğini düşünüyorlar. Hayvanlarını ailelerinden kaçırma fikrinin, onların ölümüne göz yummaktan daha risksiz olduğuna karar veren ikili, hemen ertesi gün bu kulübeyi bir sığınağa dönüştürüyorlar.

ACİL DURUM HAYVANAT BAHÇESİ
Gel gelelim, evcil hayvanların uyutulması gerektiği söylentisi yayıldıkça, kulübenin ziyaretçileri de artıyor ve bu “gizli yer” çok kısa süre içinde, kendi evcil hayvanlarını da kurtarmak isteyen mahallenin diğer çocukları tarafından keşfediliyor. Rosy ve Tilly, hiçbir çocuğu ve hayvanını geri çevirmiyor, çünkü sadece Bonny ve Tinkerbell’in değil, tüm canlıların yaşamaya hakkı var! Böylece, bu köhne kulübe, çok geçmeden birçok türden evcil hayvanın hayatını kurtaran bir yuvaya, bir başka deyişle bir acil durum hayvanat bahçesine dönüşüyor.

Fakat koşullar oldukça zor. Artık bu gizli ve küçük hayvanat bahçesinin bakımı da yetişkinler tarafından keşfedilmemesi de kısa sürede kurulan bu küçük ekibin en büyük sorumluluğu. Bu zorlu görev sırasında verilen kayıplar ve alınması gereken önemli kararlar var. İşte savaş, çocukların küçük dünyasında kendini hissettirmeye böylece başlıyor. Fakat bu kulübe ve koşulların zorluğu, tüm çocukları ortak bir sırda ve görevde buluşturarak aralarındaki duvarları da hızla yıkıyor. Bu ana kadar, birbirlerine besledikleri ön yargılar nedeniyle hiç yakınlık kurmamış çocukların, bu dayanışmayla yan yana gelebilmeleri ve arkadaş olabilmelerinin anlamı büyük. Zira hayvanlarını bekleyen feci sonun yanı sıra onlar da hayatta kalabilmek için ailelerinin yanından ayrılarak kırsal bölgelere gönderilecekler. Savaş, şehrin üstüne yağacak bombalardan fazlasını getirmek üzere: Herkes için trajedi.

Miriam Halahmy, Sıcacık Bir Yuva ile hayvanların yaşam haklarının kutsallığı kadar, İkinci Dünya Savaşı’nın zihinlerin gerisinde kalmış acılarını da anımsatıyor. Çocukların, yaşam hakkı paydasına birleşerek cesaretlendikleri ve güçlendikleri bu anlatı, savaşa çocuklar gözünden bakarak onların küçük dünyalarındaki yankılarına kulak veriyor: “Keşke yetişkinler aptal savaşlarını buradan çok uzaklarda yapsa, biz de ömrümüzün sonuna kadar burada yaşayabilsek.”( s.116.)

Kitabın tek eksik yanı, karşımıza Almanya’daki Nazi teröründen korunmaları için Londra’ya gönderilmiş Alman kardeşler olarak çıkan Lotte ve Rudi karakterlerinin zayıflığı. Savaştan doğrudan etkilenen ve savaşın trajedisini çoktan yaşamaya başlamış bu iki karakter, savaşı konu edinen bir kitapta gerektiği zenginlikte incelenmemiş gibi görünüyor. Yazar da benzer kaygıyı duymuş olmalı ki küçük köpeği Hanno’yu kurtarabilmek için bu öyküye dahil olan Rudi’nin hikâyesini Sıcacık Bir Yuva’dan üç yıl sonra kaleme aldığı, Saving Hanno ismiyle yayınlanan kitabında bütünüyle ele alıyor. Bize de en kısa zamanda Rudi ve Hanno’nun öyküsünü de Türkçede okuyabilmeyi dilemek düşüyor.

Sıcacık Bir Yuva
Miriam Halahmy
Türkçeleştiren: Rasim Emirosmanoğlu
Can Çocuk Yayınları, 224 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1990 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. İstemeyerek girdiği bölümden, bir meslek aşığı olarak çıktı. Dünya Gazetesi’nde editörlük ve muhabirlik yaparak başladığı meslek yaşamını, TRT’de çeşitli kültür sanat programlarında sürdü. Son olarak Sputnik Haber Ajansı’nda görev aldı ve hem akıl hem ruh sağlığı için daha çok yol almadan gazetecilik yapma hayalini rafa kaldırdı. Şimdi Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Agos Kirk ve İyi Kitap gibi yayınlarda edebiyat yazıları yazıyor, röportajlar yapıyor, diğer yandan blog yazarlığı meselesini çözmeye çalışıyor. Aklını başında tutabilmek için ise çocuk kitaplarına sığınıyor. Uzun yürüyüşlere, bisiklete, pikniğe tutkun; denize, güneşe, toprağa, meyveye ve toplara pek düşkün bir oğlana meftun.

Yorum yaz