“Sanat tutunacak en güzel dal!” – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

“Sanat tutunacak en güzel dal!”

“Sanat tutunacak en güzel dal!”

Aslı TOHUMCU

Geçen yıl ‘Güzeli Arayış’ projesiyle ses getiren sanat tarihçisi Gürol Sözen’in, bu projesinin bir ayağı olan Anadolu Uygarlıklarının Çocukları başlıklı tarihsel öykü
serisinin ilk iki kitabı yayımlandı: “Hititli Pattiya ile Pallili” ve “Troya’da Bin Pınarlı Dağın Kelebeği”.

Gürol Sözen, toplumsal yapının kirlenmesi karşısında, Anadolu’da kendi uygarlıklarımıza sahip çıkmak, ne kadar önemli olduklarının altını çizmek niyetiyle, Anadolu uygarlıklarının öykülerini çocuklar için masal biçiminde kaleme aldı. Anadolu Uygarlıklarının Çocukları üst başlığını taşıyan serinin ilk iki kitabı: “Hititli Pattiya ile Pallili” ve “Troya’da Bir Pınarlı Dağın Kelebeği”. Hititli bir kız ile Troyalı bir oğlan çocuğunun ağzından aktarılan bu iki masal, dönemin belgelerinin ışığında kaleme alındı ve resimlendi. Sekiz kitaba tamamlanacak seri, Anadolu topraklarının on bin yıllık mirasını çocuklara keyifli bir üslupla aktarıyor. Ressam, yazar ve sanat tarihçisi Sözen’le bu iki masal vesilesiyle ilk sayımız için söyleştim.

Klasik bir soruyla başlayalım. Tarihi, çocuklar için öykülemeye nasıl karar verdiniz?

Anadolu uygarlıklarına baktığımız zaman, onların da çocukları olduğunu, yaptıkları heykellerde, rölyeflerde ve yazıtlarında görüyoruz. Bunu görünce, baktım
günümüzün büyüklerinden hayır yok, geleceğin büyükleri için masallar yazmaya karar verdim. Eskiden masallar yazıyordum, masal türünü çok seviyorum. Çok
büyük bir boşluk var, Anadolu’nun masallarını bilmiyoruz.

Yetişkinler için koca koca anıtarih kitapları yazdınız, ama çocuklar için kalem oynatmak başka. Nasıl seslendiniz çocuklara bu masallarda?

Çocukların kendi dillerinden anlatmak istedim bu masalları. O uygarlığın çocukları, o uygarlığın hayvanları olsun istedim bu masallarda. Hatta kendim de dahil
olmak üzere, çocukların ağzından büyüklerle dalga geçtim. Tabii ben masalcı olmadığım için, diğer masallardan farklı bir anlatım dilinin olması gerekiyordu. Farklılık nasıl olabilirdi? Bir masalın didaktik olarak, kafaya vurarak çocuklara bir şey anlatması mümkün değil. O masal tadını alamazsınız ondan. Anadolu’ daki destanlardan, Kelile ve Dimme hikâyelerinden, Binbir Gece Masalları’ndan ve tabii Pertev Naili Boratav’ın araştırmalarından çok yararlandım. Yani tekerlemeler,
vurgular, anlatım biçimleri… Aynı üslupta, fakat değişik tatta vermeye çalıştım her masalı. Belgeselliğin korumasına da çok dikkat ettim. Çocuklar bir Hitit dediğiniz zaman ya da bir İyonyalı dediğiniz zaman, Anadolu’da farkı görmeli.

Savaşı, kör inanışları, dedikoduyu ve kara çalmayı, çocuk ahlakını ciddiye alarak ama öğretici olma tuzağına düşmeden eleştirmişsiniz…

O izlenimler benim için de çok önemli. Sebebi şu; onlar hayatımıza egemen olan yanlışlıklar. Savaş o gün de vardı, bugün de var ve daha şiddetli. O nedenle çocukların savaşa karşı olmalarını tabii ki istiyorum. Bugünün Türkiyesinde hepimiz gibi benim de gözlediğim en kötü şey moral çöküntünün, güvensizliğinin
ve kuşkunun egemen olması. Günümüzde çocukların tutunacağı hiçbir dal yok, o yüzden de sanatın, kültürün tutunacak en güzel dallardan biri olduğunu, Anadolu’nun da bu konuda çok zengin olduğunu göstermek istedim.

Bu kitapların, öyküledikleri uygarlıklarla ilgili her şeyi kapsadıkları gibi bir iddianız yok. Ama neleri kapsıyor, onu biraz açabilir misiniz?

Şuna dikkat ettim; bir, yönetim biçimlerini anlatmak. Hitit’te olağanüstü bir yorum gücü, soyutlama gücü var. Döküm güçleri var, madeni dökerken. Sonra giyim kuşamları… Rölyeflerini görüyorsunuz, o rölyeflerin üzerinde olağanüstü bir giysi ve kumaş var, üstelik çok yalın Hititli kadınlar. Bir de tabii bitkilerini inceledim her bölgenin. Kitapta kullanılan bitkiler yerel bitkilerdir, oraların kendi otlarıdır, çiçekleridir. Temelinde, dediğim gibi yönetim biçimleri, yeme içmeleri, törenleri, eğlenceleri, sanatı… Çok değişik yemekleri var, otları çok kullanıyorlar. Hititli Pattiya’nın hikâyesinde annesi sürekli ilaç yapıyor otlardan, bugün de varolan otlardan. Sonra kral kraliçe dedikoduları var. Tek kitapta zor oluyor, belki iki üç Hitit kitabı çıksa daha farklı olacak. Toplumsal yaşamı korumaya çalıştım ki, çocuklar baktıkları zaman yalnız düşlerin arasında, masalların arasında kalmasınlar, kendi düşleriyle birlikte o gerçekleri görebilsinler.

Resimlerin gerçeğe sadık olması için nasıl bir çalışma yapıldı?

Ben arkadaşlarıma kaynakların fotokopilerini veriyorum. Mesela Hitit’in çalgıcıları dediğim zaman, rölyeflerin fotoğraflarını veriyorum. Yahut elyazmaları, minyatürler varsa fotokopilerini veriyorum. Otların fotoğraflarını veriyorum. Aklımdan geçen sahneleri yazıyorum, kendi yorumlarını katmalarını da istiyorum
tabii. Ondan sonra da ‘o hangi sayfada olsun’, ‘nasıl büyütelim’, ‘nasıl küçültelim’, ‘vinyetler nasıl olsun’ diye konuşuyoruz. Çocuk farkında olmadan o giysinin, o mekânın tadını almalı. Mesela çift başlı Hitit ördeği vinyet olarak kullanılıyor kitapta. Kitabın arkasına açıklama koyacaktık atladık, ama bundan sonraki masallarda koyacağız.

Masallardan birkaçını da siz desenleyecek misiniz?

Eşek Kulaklı Soylu Midas’ı resimledim. Ama yalnız bir defa yapacağım. Çünkü benim işim masal çizmek değil. Başka birilerinin çizmesi hoşuma gidiyor; çünkü benim dışımda bir şeyler yakalıyorlar.

Bu iki masala epeyce bir kardeş gelecek sanırım…

Evet. Bir kronolojik sıraya sokmadık, ama Hitit Uygarlığı çok önemli. Kırk bin tablet var Boğazköy’den çıkan; yaşama biçimleri, hukuk düzenleri, giysileri hakkında çok şey biliyoruz. O nedenle Hitit’e girdim. Bir de tabii Kaz Dağları’na ve Troya’ya girdim. Anadolu’daki uygarlıkların sayısından hareket ettim; Selçuklu’yu, Bizans’ı, Osmanlı’yı biliyoruz, biraz da gerileri. Oysa Nemrut’a çıktığınız zaman Komegene İmparatorluğu var. Sonra Frigya var. Frigya Kralı Midas çok ilginç, onun oyuncaklarının mezarında bulunması bütün bunlara kaynaklık etti. Şu anda çıkacak olan da sanıyorum Frigya. Sanıyorum Bizans’a kadar bu masallar devam edecek.

Troya’da Bin Pınarlı Dağın Kelebeği
Gürol Sözen
Resimleyen: An-Su Aksoy
Can Çocuk / 76 sayfa

Hititli Pattiya ile Pallili
Gürol Sözen
Resimleyen: Gözde Bitir S.
Can Çocuk / 64 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz