Bu aşk kimyon, tarçın kokuyor… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Bu aşk kimyon, tarçın kokuyor…

Serda SEMERCİ

Bir hikâyenin baş kahramanıyla aynı şehirde yaşadığınızı öğrenseydiniz ne yapardınız? Biz de aklınızdan geçeni yaptık… Kimyon ve Sevgiyle adlı romanın kahramanı Niket’i aramaya koyulduk, çok geçmeden bulduk ve merak ettiklerimizi sorduk…

Şubat ayını ikiye bölen o gün, bir sevdayı bölüşen iki kalbin aşkını kutladığımız o meşhur gün, Sevgililer Günü! Hele ilk aşklar, hiç unutulmayan… Bir de tutkulu ve dopdolu yaşanmışsa değmesin yağlıboya! Kimyon ve Sevgiyle adlı romanı elime aldığımda, şöyle bir sayfaları karıştırdım önce. Pazartesi: Kıymalı Makarna; Salı: Levrek; Cumartesi: Yalancı dolma diye yemek isimleri görünce şaşırdım, aşkla ne ilgisi var diye…

Ama kitap, gerçek bir aşk hikâyesini anlatıyordu aynı zamanda. Niket’le (asıl adı Nükhet) Alki’nin (asıl adı Yorgo) aşkı. Kitabı kaleme alan Alki’nin kız kardeşi Lena Merika, Yunanistan’ın tanınmış romancılarından. Bu kez gençlik kitabı yazayım demiş, ve ana karakterlerini abisi Yorgo (Alki) ve Yorgo’nun gençlik aşkı Nükhet (Niket) olarak belirlemiş. Romandaki karakterler gerçek, olaylar ise neredeyse tamamen kurgudan ibaret. Yunanistanlı Yorgo ile İstanbullu Nükhet’in Viyana’da öğrencilik yıllarında yaşadıkları büyük aşk, yazara ilham perisi olmuş. Ama bildik Yunan–Türk aşk romanı, dizisi gibi kavga gürültülü, ‘bizden’ ‘sizden’ ayrımı yapan bir hikâye değil bu. Hem komik, hem heyecanlı, hem de simgelerle bezenmiş derin bir kurgusu var. 14 Şubat’a atfen dosya konusu seçtiğimiz ‘aşk’ temasına yakışır bu romanın baş kahramanı Nükhet’le tanışmaya hazırsanız, işte yaptığımız o tadı tuzu yerinde sohbetten bir demet…

Öncelikle çok heyecanlandığımı belirteyim. İlk kez bir roman kahramanıyla röportaj yapıyorum… Bir de beni düşünün (gülüyor)! Bir romanın ilham kaynağı olmak çok özel bir his.

Romandaki Nükhet (kitapta geçen adıyla Niket) en önemli karakterlerden biri. Nasıl, bire bir sizi anlatmış mı yazar?
Aslında benden yola çıkmış. Zaten adımı da Niket diye yazmış. Bire bir ben ve yaşadıklarım yok kitapta, çoğu kurgu…

Yazar Lena Merika, kitabın diğer ana karakterinin, yani sizin o günlerdeki erkek arkadaşınız Yorgo’nun ablası… İkinizin aşkına yakından tanıklık ettiğine göre onu çok etkilemiş olmalısınız… Tutkulu bir aşktı. Özellikle o genç yaşlar için olabildiğine tutkulu ve içtendi. Hakikaten de başka seviyor ve bakıyorduk birbirimize. Bizim ilişkimize tanıklık eden herkes gibi Lena da etkilenmiş olmalı.

Yorgo’yla Viyana’da üniversite okurken tanıştınız. Yabancı bir ülkede iki Akdenizli buluşmuş. Kültürel benzerlik miydi sizi yakınlaştıran?
Muhakkak öyledir. Benim ailem de çok kozmopolittir zaten. Yahudilik, Rumluk ne ararsan var (gülüyor). Yorgo da tam bir Akdeniz erkeğiydi. Beni en çok bu çekmişti.

Tanışmanız kaç yılına rastlıyor?
Yıl 1980’di. Üniversite okumaya Viyana’ya gittim. Arkeoloji ve tiyatro okudum orada. Yorgo da İsviçre’de mimarlık okuduktan sonra Viyana’ya arkeoloji eğitimine gelmişti.

Roman’daki Niket ve Yorgo (Alki) Londra’da okuyor… Evet çoğu şeyi yazarken dönüştürmüş Lena. Şöyle söyleyebilirim; romanda Niket ve Alki’nin ilişkisi dışında
her şey tamamen kurgusal.

Öyleyse, onları Yunanistan’a ziyarete gittiğinizde soğuk karşılanmanız da gerçek değil… Tabii alakası yok. Yorgo’nun annesi babası, özellikle büyükannesi çok sıcak karşıladılar beni. Birlikte hep çok iyi vakit geçirdik.

Yazar Merika, (güya) Atina’da geçirdiğiniz o Noel haftasında her güne bir yemek ismi vermiş. Tavuk, makarna ve dolma! Hatta büyükanne, Niket’ten yaprak sarmanın tarifini alıyor… Evet, işte bu doğru bir ayrıntı! Büyükanneye bizim yaprak sarmanın tarifini verdim. Ben dolmanın içine tarçın koyarım biraz. Öyle anlatmıştım; ama Lena’nın hafızasında o tarçın değil kimyon diye kalmış ve kitaba da öyle yazmış. Sonradan yanlış yazdığını anlamış ama öyle bırakılmasını istemiş. Yorgo da der zaten, Lena yemek yapmaktan hiç anlamaz diye (gülüyor)!

Yorgo’yla kitap yayımlandıktan sonra yeniden görüşmeye başlamışsınız, öyle mi?
Evet, kitap Yunanistan’da 2000’de yayımlandı. Hatta 2001’de de Abdi İpekçi Barış Ödülü’nü aldı. Ama Yorgo ve Lena beni 2004’te buldu. Yolladıkları bir mektupta “Bu romanın baş kahramanı ve ruhu Nükhet’e” diye not düşmüşler. Sonra Yorgo İstanbul’a gelip gitmeye başladı, hâlâ da çok iyi iki arkadaşız.

Yorgo’nun Türkiye’yle arası nasıldı? Muazzam iyiydi. Annemle ve babamla da arası çok iyiydi. Bize çok gidip gelirdi zaten. Babam onunla Yunanca konuşurdu, Yorgo da annemden temiz İstanbul Türkçesiyle konuşmayı öğrenirdi.

Oysa kitapta özellikle büyükanne çok geleneksel ve Türkler’e karşı tutucu bir tavırla resmedilmiş. Bunun yanında anne ve baba çok daha modern ‘Batılı’ yansıtılmış… Yazarın buradaki amacı ne sizce?

Bence bu kitabın bir aşkı anlatmaktan öte bir misyonu var. Bir kere en başta Türk kızla Yunan oğlanın aşkı var ortada. Bundan yola çıkarak birbirimize olan önyargımızın ne kadar gereksiz olduğunu anlatmaya çalışıyor. Çünkü o geleneksel büyükanne romanın sonunda, torununu ve evinin mutfağını yangından kurtarıyor diye Niket’i bağrına basıyor!

Evet, Niket kahraman gibi resmediliyor kitabın sonunda ve aileyle arası düzeliyor. Ama aynı zamanda Alki’yle de kıskançlık yüzünden arası açılıyor ve tek başına Türkiye’ye dönüyor. Ayrılığınız bu şekilde olmamıştı sanırım?
İlgisi yok, öyle bir tartışma bile geçmedi aramızda. Biz gerçekte neden ayrıldık, ben de çok net hatırlamıyorum aslında. İkimiz de sivri karakterlerdik ama, o yüzden çok çatışıyorduk. Ayrılmazsak birbirimizi boğazlama noktasına gelebilirdik herhalde (gülüyor)!

Siz kitabı nasıl buldunuz? Edebi açıdan da soruyorum…
Gerçekten başarılı buldum. Roman kurgusunu çok sağlam oturtmuş. Bağlamı ve sürükleyiciliği çok iyi sağlanmış. Senaryo yazan, tiyatro yönetmenliği yapmış biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim…

Kitabı okuyup bitirdiğinizde ne hissetmiştiniz? Belki gözyaşı, belki gülümseme…
Okurken hep anılara geri döndüğüm için gözümün dolduğu çok oldu ama sonunda gülümsetti beni, çok hoşuma gitti.

Kimyon ve Sevgiyle
Lena Merika
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Çeviren: Ahmet Yorulmaz
Can Çocuk / 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz