Şiirsel bir dostluk evreni – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Şiirsel bir dostluk evreni

Şiirsel bir dostluk evreni

G. Mine OLGUN

Aytül Akal ve Mavisel Yener çocuk edebiyatının iki tanıdık, sevilen ismi. Şiirleşme olarak adlandırdıkları ortak çalışmalarıyla şiire çocukça bir tat katıyorlar epeycedir. Bir şiir dosyası hazırlayınca, bu iki genç yazarla çocuk şiiri ve yazın süreçlerine dair söyleşmeden edemedik.

Şimdi size bir dostluk hikâyesi anlatacağım: Aytül Akal ve Mavisel Yener’in, dünyaya ve hayata bakışlarını çocuklar gibi çekinmeden değiş tokuş ettikleri doğaçlama bir süreç bu. Mutlu son ise, iki yazarın kitaplaşarak çocuklara ulaşan şiirleri.

Sayısı yediyi bulan ortak imzalı şiir kitaplarının ortaya çıkışı oldukça ilginç aslında: Aytül Akal, 2002 yılında, Cumhuriyet Kitap Eki’nin çocuk kitapları sayfası editörlüğüne veda etme kararını sayfasından duyurduğunda, kendisini bekleyen sürprizden haberdar değilmiş. Aynı sabah gelen telefonda, küçük bir okuru kızıp bağırıyor, sayfayı bırakamayacağını, buna hakkı olmadığını söylüyormuş. Bu tutkulu küçük okur, Mavisel Yener’in kızı Ihlara’dan başkası değilmiş. Bu vesileyle tanışan iki yazar, yazışmaya, daha doğrusu ‘şiirleşmeye’ başlamış. Yazarlar, şiirlerinde, çocukça bir gerçeği ele almış, çocuk dünyasına ait bir dil evreni yaratmış… Şimdi sözü, kelimelerini dostluğun ve paylaşımın emrine amade edip, bıkıp usanmadan ‘şiirleşen’ iki yazara bırakıyorum.

Ortak imzalı şiir kitaplarınızdan ve ‘şiirleşmeden’ bahseder misiniz?
M.Y.: Şiirleşmelerimiz tamamen iki sanatçının duyarlığını, şiir evrenini paylaşması sonucu doğal olarak ortaya çıkan bir süreçti. Şiirlerimiz biriktikçe, “Bunlar niçin kitaplaşmasın?” diye sorduk. İlk ortak kitabımız olan Mavi Ay’dan sonra, ben bir şiir dosyası hazırlığındaydım, okuması için Aytül Akal’a birkaç şiirimi gönderdim. Kısa sürede şiirime şiirle karşılık verdi. Ben de onu şiirle yanıtladım. Böylece oyun başladı. Kitapların resimlenmesi ve tasarım aşaması ise tamamen Aytül Akal ve Mustafa Delioğlu’nun yaratıcı düş gücünün ürünüdür.
A.A.: Şiirleşme oyununa, bir kitap hazırlığı aşamasında, Mavisel Yener’e esin vermek üzere başlamıştım, oysa asıl bana esin veren oymuş… O yazdı, ben yazdım… Ben yazdım, o yazdı… Güldük, eğlendik, şiirlerle oyunlar oynadık. Yüzlerce şiir biriktirdik. Ortak şiirler yazdık.

Çocukların hayal dünyalarına, duygu ve düşüncelerine seslenmek ve aynı zamanda etkili olabilmek… Nasıl tanımlarsınız çocuk şiirini?
A.A.: Yaşam, sürekli şiir mırıldanır insana. Kendi şiirlerimi doğal bir dil ve içtenlikle yazdığımı söyleyebilirim. Çocuk şiiri? Bunun en doğru yanıtını yine çocuklar verebilir.
M.Y.: Fazıl Hüsnü Dağlarca bakın ne diyor: “Şiir, tanımlanması güç bir tür aslında. Çünkü her şiirin tek tek tanımı vardır. Yeryüzünde yazılmış bütün şiirlerin tanımları farklıdır. Ancak ortak bir kuraldan söz etmek olasıdır. Şiir iki ayak üzerinde yürür: Biri imgelem, öteki içtenlik. Bu ikisi olmazsa, ya da gereği kadar olmazsa o şiir yarınlara ulaşamaz!”

Bir şiiri çocuk şiiri yapan nedir?
M.Y.: Çocuk kendisi için yazılan şiiri okurken kendisinin yazdığını sanmalıdır. Hınzır, yaramaz, içi içine sığmayan bir şiir olmalıdır bu. Bu, özel bir duyarlığın
işidir. Çocuğun baktığı yerden bakmak da diyebiliriz.
A.A.: Şiir, zaten çocuğun kendi dilidir. Çocuk, kendini özdeşleştirebildiği oranda, elindeki yapıttan esin alabilir, kendi deneyimlerinin içinde eritip yaşamına yansıtabilir.

Yazma sürecinden bahseder misiniz biraz da?
A.A.: İnanın bilemiyorum. Birden bir coşku düşer yüreğe. Bir an önce yazmak istersiniz akıp giden dizeleri. Bazen kâğıda ulaştırana kadar kimi sözcükler yitip gider; yazdığınızda bilirsiniz, bir tını eksiktir. Ne zaman ki şiir cıvıldamaya başlar, bir şarkı tutturur neşeli, o zaman bilirsiniz, artık hazırdır. Yazdığınız kimi zaman çocuğa seslenir, kimi zaman yetişkine. Ayırımı yapmak da, içimdeki çocuk Aytül ve yetişkin Aytül’e düşer…
M.Y.: Çocuk şiirini yazarken çocuğun duygu dünyasını, gözlemlerini, yaşantısını varsıllaştırmayı, yaşamda ona yeni kapılar açabilmeyi umarım. Şiir, duygusal çağrışım, coşku yaratmalıdır. Şair, çocukları iyi anladığını onlara duyumsatmalıdır. Aytül Akal’la birlikte yaptığımız çalışma çok eğlenceli bir süreçti. Yazarken kendimiz şiir olduk neredeyse…

Çocukların dil gelişimi ve anlama düzeylerini ne ölçüde dikkate aldınız? Zorluklar yaşadınız mı?
M.Y.: Çocuk dili ve bakışı bizim için doğal bir yaklaşımdı, bu nedenle zorluk yaşamadık. Hekim olarak da çocuklarla yakından ilgilendiğim için bu konuda işim pek zor değildi. Edebi metinlerin öğreten değil, sezdiren bir yöntemle kaleme alınmasından yanayım..
A.A.: Hangi türde olursa olsun, her zaman çok eğlenerek, üstelik hangi yaş grubuna seslendiğimi daha sözcükleri yan yana koyarken hissederek, kolayca yazarım. Yazdıklarımı okurum. İçimdeki çocuk Aytül’ün canı sıkılır, bir daha okumak istemezse; bilirim ki, çocuklar da okumak istemeyeceklerdir.

İçinizdeki çocuğun payı nedir ‘şiirleşme’de?
A.A.: Yazar arkadaşlarım şaka yollu sormuştur, “Sana yazdırılıyor mu?” diye. Evet, yazdırılıyor! İçimdeki çocuk Aytül yazıyor her şeyi. Ben okuyup okuyup gülüyorum. Şaka bir yana, gerçekten de çocuklar için yazarken, çocuk Aytül kimliğime bürünüveriyorum. Kendi akranları için doğruları o biliyor.
M.Y.: Çocukluğumuzun saklı olduğu bir bahçedir bilinçaltımız. Çocuk için yazarken o bahçenin kapıları açılır, oradan gelen sesler, renkler, kokular süsler dizelerinizi. O kapının anahtarını yitirmediğim için şanslıyım!

Şiirlerinizde, güneş, ay, yıldızlar, deniz gibi doğa unsurları ya da doğa olaylarına, hayvanlara, renklere vb. yer vermişsiniz. Doğa, adeta çocuklara yarenlik ediyor…
M.Y.: Ben de çocukların sevdiği ve merak ettiği şeyleri sevip merak ediyorum demek ki… Ay, güneş, yıldızlar, doğa, renkler… Hepsi beni şaşırtıyor.
A.A.: Çocuğun bakış açısıyla bakabilmek, insana coşku veriyor, yaşam daha anlamlı geliyor. Biraz tuhaf, biraz da çılgınca görünse de çocukların dünyasında yaşamayı seviyorum.

Ama bazı noktalarda, hayatın acı gerçeklerine de yer vermişsiniz…
M.Y.: Yaşamda ne varsa çocuklar onlara tanık oluyor. Onlara her şeyi anlatabilirsiniz; önemli olan hangi dille, nasıl anlattığınız. Çocuk elbette sorunlarla yüzleşecektir. Bunu yaparken onu örselememek önemli.
A.A.: Şiirlerde yer alan ve çocuk dünyasına ‘acı’ gelebilecek gerçekler, onların dünyasına çok da uzak düşmeyen konular: ailede bir yaşlının ölümü, üşüyen sokak çocuğu, hastalıklar, boşanma… Çevrelerinde yaşanan bu tür olayların farkında olmaları, özdeşim kurma becerilerini geliştirebileceği gibi, hayatta herkesin
sorun yaşayabileceğini ve bunun doğal olduğunu örnekleyebilir diye düşünüyorum.

Çocuklardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?
A.A.: Tam da aynı gün 48 çocuğun mektubuna ayrı ayrı yanıt vermekten yorgun düşmüş bir yazar olarak, ne siz sorun, ne ben söyleyeyim…
M.Y.: Şiir türünü daha çok sevdiklerini söylüyorlar. Birlikte şiir yazmaya başlayanlar var. Birbirini destekleyen, saygı duyan, birlikte üretebilmenin heyecanını yaşayan iki yazar onlar için olumlu bir rol model oldu. Şiirlerimizin yanı sıra, bu dayanışma ve kalemdaşlık da onları etkiliyor. “ ‘Ben’ yerine ‘biz’ demek zor olmalı, birbirinizi kıskanmıyor musunuz?’ diye de soruyorlar.

Mavi Ay
Ay Kaç Yaşında?
Aytül Akal – Mavisel Yener
Resimleyen: Mustafa Delioğlu
Uçanbalık Yayınları

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz