Akıl şapkada değil, baştadır! – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Akıl şapkada değil, baştadır!

Akıl şapkada değil, baştadır!

Kutlukhan KUTLU

Pinokyo’nun yazarı Carlo Collodi büyük gibi giyinmeye hevesli bir çocuğun epey bir talihsizlik, ayıplama ve alayla dolu hikâyesi Büyümüş de Küçülmüş’te aslolanın kafadaki şapka değil, kafanın içi olduğuyla ilgili yalın ve komik bir mesel anlatıyor.

İnsanın zamanla sorunu bitmiyor. Shakespeare, incelikli mısralarla donattığı şiirlerinde zamanın her şeyi yıpratan gücüne meydan okuyor, bilimciler kılı kırk yararak onun ne olduğuna dair yeni yeni fikirler ortaya atıyor… Zaman bu ya, hiçbir zaman olmasını istediğimiz yerde olmuyor; istediğimiz gibi akmıyor. Kâh bir türlü geçmediğinden şikayet ediyoruz, kâh fazlasıyla hızlı geçtiğinden.

Carlo Collodi’nin, Büyümüş de Küçülmüş adlı öyküsünün kahramanıyla tanıştığımızda, onun da ilk bakışta meselesi zamanlaymış gibi görünüyor. Gigino henüz bir çocuk, ama büyümek, en azından büyük muamelesi görmek için can atıyor. On iki yaşında ama sorulduğunda on sekiz diyor. Büyük olmaya yönelik iflah olmaz özentisinin en açık şekilde kendini gösterdiği cepheyse, giyim kuşam. Gigino, büyükler gibi giyinirse büyük muamelesi göreceğine inanıyor: İstediği yere gidip istediğini yapabilmenin, etrafındakilerle kendinden emin ve hatta küstah bir tavırla konuşabilmenin, saygı görmenin anahtarı gibi giyim onun için. Henüz büyümenin özünden bihaber (dolayısıyla da büyümemiş) olduğu da bundan belli: Yetişkinliği sadece şekilden ibaret sanıyor.

Üstünüzü yeterince ‘büyüklük’le örterseniz, insanlar ister istemez size ‘büyük’ muamelesi yapacaktır, değil mi? Bu durumda işe kafasını, hatta boyu fazlasıyla büyük geldiğinden yüzünün de bir kısmını örten bir şapkayla başlamasına şaşmamalı. Gelgelelim, eski silindir şapkayı rengini attırıncaya kadar fırçalayıp kafasına geçirdikten ve caka satmak için dışarı çıktıktan sonra beklediği gibi hürmet görmüyor, aksine yaşıtlarına alay konusu oluyor..

Daha sonra, ağabeyinin kolalı yakalığını kendine göre kestirip taktığında, eskrim yapmaya kalkıştığında, çok iyi bir binici olduğunu iddia ederek huysuz bir ata binmeye çalıştığında, puro içiyormuş numarası yaptığında ve üzerine bir frak geçirip balodaki büyüklerin arasında gezinmeye başladığında da kahkaha malzemesi oluyor.

Çocuk edebiyatı klasiklerinden Pinokyo’nun da yazarı olan Collodi, insanı içten dışa doğru değil de dıştan içe doğru algılayıp tanımlama kusuru üzerine bu “Ye Kürküm Ye” benzeri öyküde, kahramanını yaşına uygun davranmadığı için birbirinden utanç verici durumlara sokuyor. Gerçi Frak bölümünde, “Çocuğuz diye hep başkalarının istediği gibi mi giyinmek zorundayız?” diye çıkışan Gigino’yu anlamamak ve onun adına üzülmemek zor. Kendine hiç uygun olmasa bile belli bir giyim kuşam tarzına hevesli olduğu için sürekli ayıplanan ve alay edilen bu küçük çocuğun aslında bizzat yazar tarafından ‘şekil üzerinden’ eleştirildiği ve giyim zevkinden dolayı yargılandığı hissine kapılmak bile mümkün. Ancak yakından baktığınızda, Gigino’nun asıl derdinin giyimin sözde getireceği forsu, gücü ve buyurganlığı elde etmek olduğunu açıkça görüyoruz. Gigino, hürmet görmek istediği halde kendisi o hürmeti etrafındakilere, özellikle de evdeki hizmetkârlara
pek göstermiyor. Pek çok şeye emek de vermiyor, çoğunlukla öyle enine boyuna düşünmüyor, düşünmeden yaptıklarının sorumluluğunu da almıyor. Aslında tüm bu açılardan, çocuk gibi giyenen yaşıtlarının büyük bölümünden daha çocuk gibi davranıyor.

Büyümüş de Küçülmüş, eski usül bir mesel: Belli bir ahlaki duruşu ve vereceği açık bir nasihati var, bu nasihati de son derece yalın bir dille, bol bol komik olayla iletiyor. Pinokyo’nun aksine fantastik öğe içermeyen öyküde, olaylar gündelik hayattan seçilmiş, dönemden bağımsız olarak kolaylıkla kavranıp özdeşleşebilinecek durumlar. Bölümden bölüme geçişler dahi, roman mantığına oturtulmaya çalışılmadan, yazarın tanıdığı bir çocukla ilgili bir dizi olayın anlatımı gibi anlatılıyor.

Ayrıca, çevirmen Filiz Özdem’in yalın Türkçesi’nin de sayesinde sohbet havasında akan, böylelikle de mesajları net bir şekilde açığa çıkan bir hikâye. Gigino’nun envai çeşit uyumsuz kıyafetin içinde nasıl görüneceğini gözünüzde canlandırmakta zorlanırsanız da, Emine Bora’nın klasik masal kitaplarını hatırlatan renkli çizimlerindeki komik manzaralar, imdadınıza yetişiyor. Büyümüş de Küçülmüş’ün, mesajı belki bugün okuyan büyüklere biraz naif görünebilir (Gerçi kim bilir, dünyada çocukların büyük gibi giydirildiği ‘güzellik yarışmaları’nın olduğu bir çağda, belki bazı büyüklerin de bu basit mefhumları hatırlamaları iyi olur). Ama bu kitap, küçükler için kişiliğin surette değil de onun içindekinin sorumluluğunu almada yattığı fikriyle tanışmak için iyi bir vesile.

Büyümüş de Küçülmüş
Carlo Collodi
Resimleyen: Emine Bora
Çeviren: Filiz Özdem
Doğan Kardeş / 55 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz