“Pislik kapitalistlere ölüm!” – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

“Pislik kapitalistlere ölüm!”

“Pislik kapitalistlere ölüm!”

Işık ERGÜDEN

Büyü de Gel’de bu ay, yetişkinlere mülkiyet hırsının, kâr tutkusunun ve sonsuzca tüketme arzusunun, gezegeni ve üzerindeki canlıları ne hale koyduğunu hatırlatacak, onlara kendilerini aynada gösterecek bir roman var: Karbon Günlükleri 2015.

“Kapitalizme ölüm / Yeni bir dünya doğmak için bekliyor / Kapitalizm cinayettir / Kibrin perdesini kaldırın artık / Bize Mercedes, nike ve mp3 satıyorsunuz / Gucci, rolex, toys R us / Bizi sakinleştirmeye çalışıyorsunuz / ama bu bir trajedi / esasında bizi öldürmeye çalışıyorsunuz.” Karbon Günlükleri 2015’in laytmotifi olan bu rock şarkısını, Laura ve liseli grubu Edepsiz Melekler her çaldığında “ortalık PATLAR.”

Eskiden, on dokuzuncu yüzyıl sonu, yirminci yüzyıl başı bilimkurgu metinleri, uzak bir gelecekten, belki hiç gelmeyecek bir gelecekten bahseder gibi okunurdu. Sonra yirminci yüzyılı yaşadık, yirmi birinci yüzyıldan on yıl devirdik; ve artık felaket senaryolarını bütün zamanlarda (di’li geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman),
bütün coğrafyalarda okur yazar hale geldik. Üstelik bunların bilimkurgu, tanrı-kurgu falan değil düpedüz kapitalizm-kurgu olduğunu da bal gibi biliyoruz.

FELAKET GELİYORUM DER
Karbon Günlükleri 2015 tam da bugünün hikâyesi. “Kâr dışında bir amaç gütmemek”le ne kadar övünse az kapitalist şirketlerin, gezegeni, insanlığı ne hale soktuğunu bir de liseli Laura’nın gözünden seyredebilir ve gençlere bıraktığımız dünyayla övünebiliriz! Romandan bugüne bakınca henüz bir iki eksik var elbette: Su savaşları başlamadı daha; bir de Avrupa’nın büyük şehirlerinde iktidarlara, orduya, polise ve elbette kapitalist para babalarına isyanlar yok! Karbon Günlükleri’nde hepsi var: Polisin, askerin kurşunuyla vurulmuş insanlar; efendilerin toplantısını basan halk; bir türlü yağmayan yağmurlar, içecek su bulunamadığından çatlayan dudaklar (Afrikalıların değil, bu kez Londralıların dudakları!); karbon kısıtlaması yüzünden tüketmekten, gezmekten mahrum kalmış orta sınıflar, ama hâlâ ordan oraya koşturup duran pek muktedir iktidar sahipleri, “karbon mafyaları”… Sonra aniden, hiç kesilmemecesine yağmaya başlayan yağmur. Londra sular altında; ölümler, yağmalar! Dünyayı çöplüğe ve kan gölüne çevirip kendi kapılarının önlerini temiz tutanlardan doğanın intikamı mıdır bu; yoksa “alma yoksulun ahını çıkar aheste aheste” mi demeli? Muhtemelen ikisi de doğru.

İSYANKÂR, İĞNELEYİCİ, ALAYCI
Facia, karbon salımının yaşanmaz kıldığı bir gezegenin doğal ortamıyla sınırlı değil. Her şey çözülmekte, çökmekte ve çürümekte: uygarlık, toplum, aile, okul, iş… İnsanların toplumsal rol ve kimlikleri iyice sırıtıyor, her şey iğreti; maskeler yüzlere oturmamakta, kostümler dar gelip patlamakta; ne kan bağı önemli ne sonradan edinilmiş hayali kimlikler. Kimi zaman pembe gözlüklerle bakılmak istenen, ayakta kalabilmek için buna muhtaç olunan bir gündelik hayatın sırı dökülmüş aynasında, ikiyüzlülüklerden, zavallılıklardan başka bir şey yok.

Ama iyi bakınca, başka bir görüntü seziliyor: Bir yanda kapitalizme, pis burjuvalara, çanak yalayıcılarına duyulan ezeli, yıkıcı öfke; diğer yanda ıskartaların, döküntülerin, toplumun değer vermediklerinin, ortak hiçbir şeyleri, aidiyetleri olmayanların aralarında kurduğu dayanışma ve bağ; belki de ölüme giderken uzatılan meçhul ellerin tutulması…

Yetişkinler ve yaşlılar; hayatınızın bilançosunu çıkarmak istiyorsanız Karbon Günlükleri’ni okuyun, anlayacaksınız! Mülkiyet hırsının, kâr tutkusunun ve sonsuzca tüketme arzusunun, gezegeni ve üzerindeki canlıları ne hale koyduğunu, sorumlu olmadığı halde maruz kalan kuşaklardan daha iyi kim bilebilir?

Kitaplar bizi hayata döndürmeyecekse bir işe yaramaz. İstanbul’da, Behçet Kemal Çağlar Lisesi’nde kantin fiyatlarını protesto eden, idarenin okula polis sokarak dövdürdüğü liselilerin sözleri, Laura’nın Karbon Günlükleri kadar sahici, umut vaat edici: “Paylaşmaktan, birliktelikten ve üzerimizdeki her otoriteye karşı durmaktan vazgeçmeyeceğiz. Boyun eğmek, itaat etmek için değil, yaşıtlarımızla bilgiyi paylaşmak için geldiğimiz okulumuzda, yiyeceğimizi de paylaşmak istedik.”

Laura’yı ve günlüğünü seveceksiniz. İsyankar, iğneleyici, alaycı, baştan aşağı eleştirel genç kuşak, çoktan sisteme entegre olmuş ya da “sağlıklı beslenme”, “yeşil” derken, ancak “evinin önünü süpürebilmeyi” başarmış, onun ötesine -hatta en yakınına bile- gözlerini çoktan kapatmış 68’li anne babalarının konformizmine, ama öncelikle de kapitalizme ve onların çanak yalayıcılarına başkaldırıyor… 2015’te bile, yine rock, yine isyan, yine sokaklar; ne güzel, ne umutsuz bir umut!..

Karbon Günlükleri 2015
Saci Lloyd
Çeviren: Nazan Özcan
Tudem Yayınları / 376 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz