Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak…

Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak…

Banu AKSOY

Çocuk okumaya başlarken harflere, cümlelere alışmasına fırsat vermek, onu sevdiği ve alışık olduğu resimli kitapların renkli dünyasından birden koparmamak, iyi bir “ilk okuma kitabı”ndan beklenen özellikler. On kitaplık “Okumayı Seviyorum” dizisi bu beklentilere fazlasıyla yanıt veriyor.

Diyelim ki tanıdığınız bir çocuk var. Henüz okula gitmiyor; okuma yazma bilmiyor. Fakat kitaplara pek düşkün. Bulduğu her kitabı eline alıyor, evirip çeviriyor, resimlerini tek tek, dakikalarca inceliyor. Bu çocuğun büyüyünce de kitap düşkünü biri olmasını beklersiniz, değil mi? Olabilir. Tam da tahmin ettiğiniz gibi, elinden kitap düşürmeyen bir kitap kurduna dönüşebilir bu çocuk. Ya da… Bir diğer ihtimal daha olabilir mi?

Belki de küçüklüğünün aksine, kitaplardan hiç hoşlanmayan, okulda verilen okuma ödevlerini yapmış olmak için yapan ve onun dışında elini kitabın kapağına sürmeyen bir çocuğa da dönüşebilir. Neden olmasın? Ne oldu o kitaplara düşkün çocuğa? Okula gitmiyorken kitaplara bayılıyordu da okumaya başlayınca ne değişti?

Çocukların kitaptan soğuması için önlerine pek çok neden sunarız. Şimdi bunları uzun uzun sayacak değilim. Bu nedenlerden biri hakkında konuşabiliriz ama. Ben buna “resimli kitaptan resimsiz kitaba geçiş sendromu” adını veriyorum. Okuma bilmeyen çocuğun önüne resimli kitapların renklerle, pek çok ayrıntıyla dolu dünyasını sereriz. Biz ona kitap okurken, o bir yandan dinler, diğer yandan kitabın resimlerindeki her bir ayrıntıyı tek tek inceler. Kitap onun için bir eğlencedir. Sonra çocuk okula başlar. Ona, “Artık okumayı yazmayı öğrendin, şimdi bunları al ve oku,” der, eline yazılarla dolu kitaplar veririz. “Oku, anla, bir de özetini çıkar!” O güzelim resimler gitti; yan yana getirip anlamaya çalıştığı harflerle dolu sayfalar geldi. Buyrun, size kitaplardan nefret etmeye başlayan çocuğun doğuşu.

Peki, böyle bir durum yaşamamak için ne yapmalı? Yapılacak birkaç şey var: Çocuğun alışık olduğu resimli kitapları ondan esirgememek, bir zamanlar ona okunan bu kitapları artık kendisinin okuması için onu teşvik etmek, birlikte okumaya devam etmek… Çocuk harflere, cümlelere, satırlara alıştıkça kitabın ölçeğini alıştıra alıştıra yükseltmek geçişi yumuşatır. Bu aşamada “ilk okuma kitapları” olarak nitelendirilen kitaplar büyük önem taşıyor. Bunlar genelde yazının arttığı, ama resimlerin de olduğu, bölümleri varsa bunların kısa tutulduğu kitaplar.

Bu kitaplar sayesinde çocuklar okuma eylemini yazıya fazla boğulmadan, sıkılmadan gerçekleştirirler. Kısa bölümler ve metne eşlik eden resimler genç okura soluklanma fırsatı verir.

Erdem Yayınları tarafından dilimize aktarılan “Okumayı Seviyorum” dizisi de bu yaklaşıma sahip bir grup kitaptan oluşuyor. Dizinin her kitabında farklı bir yazar-çizer ikilisi işbirliği yapmış.  Konu olarak da her çocuğun yaşadığı veya yaşayabileceği ortak sorunlar seçilmiş.

Sınav Korkusu’nda sınıfın tembeli Meri Lu’nun sene sonu sınavlarından kaytarmak için aylar boyunca verdiği mücadeleyi izliyoruz. Bir tarafta, “Okulda başarılı olmazsan bu yaz tatilinde denize gitmeyi unut!” diyen  ebeveyni, diğer yanda ona göz açtırmayan öğretmeni Cimcime… Meri Lu, derslere çalışmaya harcayacağı enerjiyi öğretmenini alt etmek için uyguladığı dâhiyane (!) formüllere harcarken, bir de bakıyor ki sene sonu gelip çatmış! Sınav korkusuyla yüzleşmek için zor yoldan girişilen komik bir mücadele öyküsü…

SEVGİ NEFRETE DÖNÜŞÜRSE

Takıma Alınmayan Çocuk, özellikle erkek çocukların ilgisini çekecek bir konuya sahip: futbol. Kitabın kahramanı Mişel, futbolu seven, fırsat buldukça arkadaşlarıyla okulun bahçesinde top koşturan bir çocuk. Kendini arkadaşları Hoze, Leo, Bilal, Polo ve Tarık kadar şanslı görmüyor. Çünkü onların ya birlikte futbol oynayabildikleri birer babası var ya da düzenli olarak gidip antreman yaptıkları bir kulüpleri. Mişel’in babasıysa futbolla zerre kadar ilgilenmiyor. Mişel zaten hem piyano hem de judo dersi alıyor. Ayrıca satranç kulübüne üye. Bu şartlarda ailesi onun bir de futbol kulübüne kaydolmasını fazla buluyor. Mişel yine de futbol aşkından vazgeçmiyor. Ta ki okullar arası bir turnuva düzenleneceğini öğrenene kadar. Mişel diğerleri kadar başarılı olmadığı için takımın dışında kalıyor ve futbol sevgisi bir anda nefrete dönüyor. Neyse ki kendisiyle ve durumla yüzleşmeyi başarıyor. İşin güzel tarafı hem o hem arkadaşları hem de ailesi Mişel’i yeniden keşfetmeyi başarıyorlar.

Koşamayan Kızılderili diğer kitaplardan daha farklı bir zamanda ve mekânda geçiyor. Öykünün kahramanı Ükte, Dakota kabilesine mensup bir çocuk. Ona kabilede “Topal Ükte” diyorlar, çünkü Ükte’nin bir ayağı diğerinden farklı. Bu durum yüzünden Ükte kendini kabileye ait hissetmiyor. Asla diğer oğlanlar gibi çayırda koşup oynayamıyor; diğer çocuklar gibi güçlü değil; asla kabilenin savaşçı yetişkinleri gibi olamayacak. Babasının ona verdiği öğütleri de bir türlü kabul edemiyor: “Senin için imkânsız olan bir hayatı hayal etme. Devamlı ayağını düşüne düşüne kalbin taş gibi olacak. Dünya büyüktür, Ükte. Gözlerini aç. Etrafındaki hayatı seyret. O sana yolunu gösterecektir.” Ükte sık sık çayıra dalıp, ufka doğru gidebildiği kadar giderek kendine acımayı tercih ediyor. Değişim, günün birinde gördüğü bir rüyayla gerçekleşiyor. “Topal Ükte” sonunda “At Sırtında Gelen Ükte” adını hak ediyor. Kendini kabullenme ve özgüven konusunda naif bir öykü…

SEPETLİ MOTOSİKLETLE TATİLE

On kitaptan oluşan “Okumayı Seviyorum” dizisinin diğer kitapları da belli kavramlara değiniyor: Önyargılar, yardımlaşma, empati, dostluk, ötekini sevme, takım ruhu…

En İyi Arkadaşım yaşlı bir adam ile bir çocuğun dostluğunu anlatıyor. Pi’nin Hazinesi, 17. yüzyıl Amsterdam’ında geçiyor. Hırsızın birinin düşürdüğü torbayı bulan yoksul bir çocuk, torbadakinin hazine değil de soğan olduğunu görünce büyük hayal kırıklığı yaşıyor. Ne var ki sonrasında onu bir sürpriz bekliyor çünkü bunlar alelade soğanlar değil! Üç Gün Yetmez’in kahramanı Marina ve anne babası, her yaz sepetli motosikletlerine atlayıp tatile gidiyorlar. Bir yaz planlar değişiyor ve ekibe Marina’nın hiç tanımadığı, gözleri görmeyen bir oğlan çocuğu da ekleniyor. Marina başta bu duruma biraz sıkılsa da bir süre sonra fikri değişiyor. Gizli Bahçe, dikkat bozukluğu olduğu için özel bir okula giden bir çocuk ile arkadaşlarının hikâyesi. Çok güzel, gizli bir bahçe keşfeden üç çocuk, bu saklı cennetin yıkım tehdidiyle karşı karşıya olduğunu da öğrenmekte gecikmiyorlar.

Çatıdaki Çocuk, başka bir ülkede çatı tamirciliği yaparak hayatını kazanan dayısının yanına yerleşen öksüz bir çocuğun öyküsünü anlatıyor. Çatı tepelerinde hayallere dalan kahramanımız, hayatını değiştirecek bir rastlantıyla da yine bir çatıdayken karşılaşıyor. Komik Hediye, babasına Babalar Günü’nde şaşırtıcı, orijinal ve unutulmaz bir hediye vermeyi planlayan ama kumbarasında beş kuruş parası olmayan bir kızın komik macerasını anlatıyor. Öykünün kahramanı bu kez tanıdık: Sınav Korkusu’ndan tanıdığımız Meri Lu’nun ta kendisi. Dizinin son kitabı olan Karşıdaki Ev ise hasta olduğu için sıkılırken babasının dürbünüyle etrafa bakabileceğini keşfeden Filip’in başına gelenleri anlatıyor. Filip ve kardeşi bu sayede karşıki evde bir haydudun gizlendiğini öğreniyorlar. Ancak haydut doğal olarak bu keşiften pek de hoşlanmıyor.

Yayınevi, kitapları 9 yaş ve üzeri olarak etiketlemiş. Okuma düzeyi çocuktan çocuğa, yaştan yaşa değişebilir. Önemli olan doğru kitabı, doğru zamanda doğru çocukla buluşturabilmek. “Okumayı Seviyorum” kitaplarının da bu konuda mutlaka birilerinin işini kolaylaştıracağını söylemek yanlış olmaz.

Sınav Korkusu Fanny Joly Resimleyen: Roser Capdevila Çeviren: Egemen Demircioğlu Erdem Yayınları, 46 sayfa

Sınav Korkusu Fanny Joly Resimleyen: Roser Capdevila Çeviren: Egemen Demircioğlu Erdem Yayınları, 46 sayfa

Takıma Alınmayan Çocuk Roland Godel Resimleyen: Denise & Claude Millet Çeviren: Egemen Demircioğlu Erdem Yayınları, 48 sayfa

Takıma Alınmayan Çocuk Roland Godel Resimleyen: Denise & Claude Millet Çeviren: Egemen Demircioğlu Erdem Yayınları, 48 sayfa

Koşamayan Kızılderili Leigh Sauerwein Resimleyen: Urs Landis Çeviren: Egemen Demircioğlu Erdem Yayınları, 48 sayfa

Koşamayan Kızılderili Leigh Sauerwein Resimleyen: Urs Landis Çeviren: Egemen Demircioğlu Erdem Yayınları, 48 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz