Aşksız bir yaşam düşünülebilir mi? – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Aşksız bir yaşam düşünülebilir mi?

Aşksız bir yaşam düşünülebilir mi?

Elif TÜRKÖLMEZ

30’dan fazla dile çevrilen ve Amazon En İyi Kitap Ödülü dâhil pek çok ödülün sahibi olan Eşleşme, distopik gençlik edebiyatının iyi örneklerinden biri. Amerikalı yazar Ally Condie, etkilendiği toplum fikirlerini, temposu düşmeyen bir aşk hikâyesiyle harmanlamış.

“Gençlik romanı” yazarları son birkaç yıldır konularını distopyalardan seçiyor. Suzanne Collins’in Açlık Oyunları serisi ABD ile birlikte tüm dünyada ve Türkiye’de de haftalarca “çok satanlar” listelerinin başında yer almıştı. Amerikalı yazar Ally Condie’nin Eşleşme’si de aynı yoldan başarıyla ilerleyen bir kitap. 17 yaşındaki Cassia’nın kusursuzca tasarlanmış bir dünyada aşkı arama/bulma hikâyesini anlatıyor.

Belirsiz bir gelecekte geçiyor kitap. Distopyanın ana kurallarından biri işliyor ve anlatılan dünya insanın canını sıkacak, “Hayır, bu kadar olamaz!” dedirtecek kurallarla dönüyor. “Toplum” adı verilen ve bireylerin tekil iradelerinin üstünde olan yaşam biçimi gereğince, evleneceğiniz kişiyi de siz seçemiyorsunuz. Bin tane matematiksel işlem sonucunda “Toplum” size en uygun kişiyi bulup evlenmenizi sağlıyor. Tabii nerede yaşayacağınız, hangi saatte ne yiyeceğiniz, hangi giysileri giyip  hangi renkleri seveceğinizi de o belirliyor. Hatta büyükbabanızı ne zaman ziyaret edeceğinizi de o söylüyor. Gerçekten çıldırtıcı değil mi? Ama işte tüm bu çıldırtıcılığının yanında insanlara şu güven veriliyor: Arkanızdayız. Hiçbir şeyiniz eksik olmayacak. Hiçbir şeye ihtiyaç duymayacaksınız.

FARKLI TOPLUM FİKİRLERİ

Ally Condie, Eşleşme’yi yazarken biraz komünizmden biraz da Yunan şehir devletlerinden etkilenmiş. Ayrıca kitabın küresel ısınma yüzünden iklimi tamamen değişmiş bir dünyada geçtiğini, yani bir tür çevreci eleştirel tutumla yazıldığını da belirtelim. Ancak komünizm esintisinin, insana biraz “Amerika’dan göründüğü kadarıyla” hissi verdiğini de söyleyelim.

Cassia Reyes, romanımızın başkahramanı, “Toplum”a göre evlilik çağına gelmiş bir genç. Ve bu durumda olan her genç gibi, Belediye Sarayı’nda yapılan görkemli törenle eşinin kim olduğunu öğrenir. “Toplum”da ilk kez görülen bir olay gerçekleşir ve Cassia’nın müstakbel eşi, çocukluk arkadaşı Xander çıkar. Daha önce, değil aynı mahallede, aynı şehirde yaşayan insanlar bile eşleşmemiştir. Cassia çok şaşırır ama sarı saçlı, mavi gözlü ve hep şakacı Xander’i eşi olarak görmeye alışır.

Cassia’nın içinde yaşadığı toplum o kadar sıkıcıdır ki burada koşmak bile yasaktır. Yüksek sesle konuşmak, itiraz etmek söz konusu bile değildir. İşte o da çocukluk arkadaşının eşi olacağı günü, sıkıcı işinde çalışıp, spor yapıp, büyükbabasını ziyaret ederek beklerken bir şey olur. Yüzünde çizikler olan, pejmürde ama çok yakışıklı bir çocuk olan, mahallenin en sessiz delikanlısı Ky hayatına girer. Cassia şaşkındır. Bu toplumda aşk yoktur, duygulara yer yoktur. “Toplum”a sağlıklı çocuklar verilmesi için en uygun eş zaten seçilmiştir. Kimsenin kimseye vurmadığı bir dünyada, yüzünde çizikler olan bir “İhlalci” (evet, Ky bir “İhlalci”dir ve ihlalciler çalışamaz, evlenemez ve diğer vatandaşların yararlandığı pek çok haktan yararlanamaz) ile Cassia yan yana görülemez.

GERİLİM YÜKSELİYOR

Ancak olanlar olur. Cassia “Toplum”a karşı gelmek pahasına Ky ile görüşmeye başlar. Ona âşık olur. Herkesi karşısına alır, içinden geleni yaşar. Ancak bu “yasak aşk” beraberinde bir dizi problem de getirir. Yazar tam da bu bölümlerde çok iyi bir gerilim atmosferi yakalamış. Okur kendini bir anda müthiş bir gerilim ve heyecanın içinde bulacak. Bu tür kitapların diğer örneklerine göre daha yavaş bir tempoda başlayan kitap, sözünü ettiğim bölümlerden itibaren daha sürükleyici ve hareketli olmaya başlıyor. Sanırım türün okurları için önemli bir mesele bu. İmkânsız aşk, gerilim ve tempo üçlüsü bu kitapların olmazsa olmazı. Ben yine de naçizane, önermeden duramayacağım. Bu kitaplar sizleri mesela Ursula K. Le Guin’e, mesela George Orwell’a götürsün. Umarım, bilimkurgunun en iyi örneklerine ulaştırsın.

Aslında Eşleşme bir açıdan türünün diğer örneklerinden farklı bir özellik taşıyor. Okurken, içimize sıkkınlık veren distopik geleceğin aslında, belirli bir geçmişte yaşamış birileri için pekâlâ bizim yaşadığımız çağ olabileceğini düşünüyor insan. Yani, bizim dünyamız, toplumumuz, 16. yüzyılın ortalarında yaşamış biri için pekâlâ bir distopya. Türlü çeşit hastalık çıkmış, insanlar eşlerini televizyon programlarından buluyor, dokunmatik ekranlara dokunup sevdiklerine merhaba diyor filan… Bütün bunlar da birilerinin distopyası olabilir. O yüzden Cassia’nın cesareti herkese ders verecek cinsten. Kitabı okuduktan sonra, “Herkes kendi distopyasından kaçıp kurtulmanın yolunu bulmalı; sevdiği, istediği şeyleri yapmanın peşine düşmeli,” diye düşünüyor insan. Böyle yapmazsanız siz de kendi “Toplum”unuzda, kendi “eşleşme”nizi bekliyor olursunuz.

AŞK DEVRİMCİDİR

Kitabın sonunda Cassia’nın Xander’le mi, yoksa Ky’la mı birlikte olduğunu söylemeyeyim. Zaten sanırım önemli olan da bu değil. Bütün o süreçte bu üç gencin, sıkışmış bir toplumda, baskılar içindeyken kendilerini bulma hikâyeleri daha kıymetli. Bir de Cassia’nın aşkla başlayan değişimi görülmeye değer. O önce aşk için değişiyor, ardından Ky ile yaptıkları uzun konuşmaların, fikir alışverişlerinin sonrasında zihinsel olarak farklılaşıyor, olgunlaşıyor. Çünkü aşk, birilerinin bize dikte edebileceği, öğretebileceği bir şey değil. “Görücü usulü” bile, Eşleşme’deki “Toplum”dan daha iyi. En azından naif. “Toplum”un aşk algısı ise sadece sağlıklı çocuklar yetiştirmek için gerekli olan bir motivasyon. Bu anlamda kitap, “Aşk insanı değiştirir,” diyor. Cassia’nın değişimini görmek, olgunlaşmasını izlemek de güzel.

Kitabın en güzel yerlerinden biri de, büyükbabasının ölmeden önce Cassia’ya armağan ettiği Dylan Thomas kitabı. Bu kitap sayesinde okurlar, bence dünyanın en iyi şairlerinden biri olan Thomas’ı da tanıma fırsatı bulacaklar. Türü sevenlerin başucu kitaplarından biri olacağı aşikâr ama tekrar etmem gerekiyor ki, bu kitaplar en iyi bilimkurgu örneklerine giden otobüse bindiğinizde, yolda okuyacağınız kitaplar olsun. İndiğinizde nelerle karşılaşacağınızı tahmin bile edemezsiniz.

Eşleşme Ally Condie Çeviren: Emine Ayhan Delidolu Yayınları, 352 sayfa

Eşleşme Ally Condie Çeviren: Emine Ayhan Delidolu Yayınları, 352 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz