Sorularla yürüyen beş kitap – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Sorularla yürüyen beş kitap

Sorularla yürüyen beş kitap

Şeref BİLSEL

Mandolin Yayınları, “Felsefe Dedektifi Serisi” adı altında, sorularla yüklü beş kitap yayımladı. Bu tip felsefe kitaplarına çeviri yayınlar arasında sık rastlamakla birlikte, bu sefer Kurtul Gülenç’in hazırladığı bir seriyle karşı karşıyayız. Şeref Bilsel kitapları felsefi ve edebi yönden değerlendirdi.

İnsanoğlu yola sorularla çıkınca bulduğu her yeni cevap zamanla yeni bir soruya dönüşmekte gecikmiyor. Sözlü edebiyat ürünleri, insanın kendine ve çevresine sorduğu sorular etrafında şekillenmiştir. Bu sorulardan en çok nasibini alan ve soruları kendine varlık nedeni kılan felsefenin tarihi de, temelleri ne zaman atıldığı belli olmayan ve dil denen mucizenin tarihine kadar uzanır. Her şeyin bir felsefesi var artık. Başta insan olmak üzere her yer, her şey sorularla yüklü. Bazen kilit, bazen anahtar olan sorular, insanların içinde, dünyanın karşısında boyumuzun ölçüsünü almamıza, sınırlarımızı fark etmemize yardımcı oluyor.

BEN KİMİM?

Mandolin Yayınları, “Felsefe Dedektifleri Serisi”nden −cep boyutunda− sorularla yüklü beş kitap yayımladı. Beş kitabın her birinde, ardına düştüğümüz bir felsefe dedektifimiz (Can, Pelin, Defne, Onur, Emre) var. Bu öznelerin etrafında gündelik hayattan alınan farklı durum ve olayların içinden geçerek, kitapta mesele edinilen kavramlarla değişik açılardan buluşmuş oluyoruz. Kitapları oluşturan metinler çeşitli bölümlerle desteklenmiş, fakat kitapların boyutlarını zorlayan bir yazı hacmi karşılıyor bizleri. Resimler (karikatürler demek daha doğru sanırım) kitap içinde kendine ferah bir yer bulamadığı için öne çıkmıyor. Kurtul Gülenç’in yazıp Serdar Karataş’ın resimlediği kitapların ilki Ben Kimim adını taşıyor. Kitap, insanı diğer varlıklardan ayıran özellikleri ortaya koyuyor. İnsanı insan yapan (var eden) niteliklere didaktik bir anlayışla değiniyor. İnsanın sadece canlı bir varlık olmadığı, akıl sahibi bir varlık olduğu ve bu akıl sayesinde düşünüp tasarlayabildiği, hayattan alınmış küçük hikâyeler etrafında anlatılıyor. Kişiliğin oluşmasında anne babanın, çevrenin ve arkadaşların etkisine dikkat çekiliyor. Ve geçmişte yaşananların bir hafıza sayesinde hatırlanabildiğine, bu özelliğin sadece insana özgü olduğuna dikkat çekiliyor: “Anılarımız, geçmiş ile şimdiyi birbirine bağlıyor. Hafızamız sayesinde anılarımızı hatırlayabiliyoruz. Ve böylelikle, bir sürü şeyin değişmesine rağmen, aynı kişi olarak kalabiliyoruz.”

MANTIK NEDİR?

Serinin ikinci kitabı Doğru ve Yanlış Nedir, neye “doğru”, niye “doğru” dediğimiz etrafında bizi düşünmeye yönlendiriyor: Nasıl doğru düşünürüz, bir şeyi doğru yapan nedir, gibi soruların peşinde felsefe dedektifimiz Defne ile doğrular ve yanlışlar üzerine bir serüvene çıkıyoruz. Bilgi sahibi olduğumuz şeyler hakkında doğru düşündüğümüzün altı çiziliyor. Kurduğumuz hayaller her zaman doğru olmayabilir, hayallerimizin mantığımız tarafından desteklenip doğrulaması gerekir. Doğru düşünmenin ilkelerini koyan mantık’ın önemi vurgulanıyor. Kitapta yer alan paradoks örnekleri kitabın en ilgi çekici bölümü: “Ben: Cemil Amca, oraya yazı yazmak yasaktır! Cemil Amca: Evet, ben de onu yazıyorum zaten. ‘Buraya yazı yazmak yasaktır!’, Ben: İyi ama yine yazıyorsun.”

Serinin üçüncü kitabı, insanlığın en eski sorularından birine cevap arıyor Sevgi Nedir? Bu sefer dedektifimiz Onur’un peşine takılıyoruz, fakat kullandığı bazı sözcükler dile sevgiyle yaklaşmadığını düşündürtüyor bize: “Olay şu ki, sevgi konusunda bazen aşırıya kaçabiliyorum. Bir şey olduğunda hemen duygusala bağlıyorum”. Nedir “duygusala bağlamak?” Ben söyleyeyim: yeni bir “argo” söyleyiş. Mutluluk Nedir kitabının girişinde de şu cümleye takılıyoruz: “Ne zaman boş zamanım olsa kendimi kitaplarıma veriyorum”.Üst üste binen “zaman”lar ifadenin akışını bozuyor. Kitapta, bütün kitaplarda olduğu gibi renklendirilmiş bölümler içinden bize seslenen cümleler var; oldukça didaktik, yer gösterici ve sanki “çıkan kısmın özeti” biçimde görevlendirilmiş. Bu bölümlere yüklenen görev zaten anlatıların içinde “dayatmadan” veriliyor. Bu bölümlerdeki çıkarsamaların sertliği çoğu zaman rahatsız ediyor, fakat sevgiye dair söylenen sözler yine de bizi okşamaya yetiyor. “Sevgisiz insan pusulasız gemiye benzer,” diyor yazar, peki pusula nedir? Pusula bizi mutluluğa taşır mı?

Dördüncü kitabımızın adı Mutluluk Nedir? Bu sefer dedektifimiz Emre’nin peşinden mutluluğun anahtarını sorular eşliğinde aramaya koyuluyoruz. Bizi mutlu eden şeyler her zaman aynı kalmayabilir, çünkü insan ve buna bağlı olarak da yaşadığı çevre değişiyor. Mutluluğun tarifi de içinde bulunduğumuz duruma göre değişmektedir. Sosyal bir varlık olan insan, başka insanlara ihtiyaç duymadan mutlu olabilir mi? Hele mutsuzluğun ne olduğunu bilmeyen insan mutluluğun ne olduğunu anlayabilir mi? İşte bu düşünceler etrafında yol alan, kavramları zıddıyla düşünen bir kitap: “Mutluluk çevremizdeki herkesi mutsuz ederek, sadece kendimizi düşünerek elde edilemez.” Çok doğru.

Beşinci kitap, şimdiye kadar sıraladığımız, kitaplara ad olan kavramlarla derin bir ilişki içinde. Özgürlük Nedir? İnsanlık tarihi kadar eski bir kavram. Dinler, öğretiler, savaşlar, tüzükler, yasalar, düşünce tarihi… Hep bu kavramla −özgürlük− bazen iç içe, bazen karşı karşıya, çoğu zaman da çatışarak şekillenmiştir. İnsan neden özgür olmak ister? Mutlulukta olduğu gibi özgürlükte de başkalarına ihtiyaç duyar mıyız? Kitabımızın öznesi Pelin’in abisiyle ilişkilerini anlattığı bölümde de −yukarıda işaret ettiğimiz anlatım biçimine dair kimi sıkıntılar−, bizi metnin mesele edindiği odağın dışına çıkartan ifadeler var. Bu ifadelerde doğal olmak uğruna sentetikleşmiş bir üslûp karşılıyor bizleri: “Meğerse saçlarını yapıyormuş, jöleler falan… Ay bir de kendisini süper yakışıklı bir şey sanmıyor mu, çok gülüyorum. Ona bakacak kız şanssız değil de nedir?” Metnin bu bölümünde abiyle sıcak bir “didişmenin” ötesinde, abiyi küçümseme, alaya alma hâli hâkim. Yazara da hak vermek lazım, eee.. bunca büyük soruları üst üste koyup bu sorulara anlaşılır cevaplar bulmak da beraberinde ister istemez bir telaşı getiriyor. Bunun sonucunda da kitapların edebi yönü felsefi cephesinin gerisinde kalıyor.

Doğru ve Yanlış Nedir? Kurtul Gülenç Mandolin Yayınları, 32 sayfa

Doğru ve Yanlış Nedir? Kurtul Gülenç Mandolin Yayınları, 32 sayfa

Sevgi Nedir? Kurtul Gülenç Mandolin Yayınları, 32 sayfa

Sevgi Nedir? Kurtul Gülenç Mandolin Yayınları, 32 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz