Doktor Otukuru nereye kayboldu? – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Doktor Otukuru nereye kayboldu?

Doktor Otukuru nereye kayboldu?

Gizemli Şeyler Dedektifi Bol Bel okura Sözcük Korsanları ile “mevhaba” demişti. Aşkın Güngör ikinci kitapla bekleyişe son veriyor. Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi’nde dedektifimiz, esrarengiz şekilde ortadan kaybolan ünlü bilim insanı Otukuru’nun gizemini çözüyor.

“Ah, buna inanamıyorum,” dedi Şıngırdak Otukuru. “İşlerden başını kaldırdın ve yemeğe gidiyoruz, öyle mi? Hem de kutlama yemeğine! Ne kutlaması bu?”

Aracın ön koltuğunda oturuyordu. Şoförün sağında. Ona kalsa direksiyon simidini kavrayıp gaz pedalını köklemek, İstanbul’un gece gündüz insan kaynayan noktalarından biri olan Taksim Meydanı’na doğru aracı son sürat sürmek isterdi. Akşam trafiği buna ne kadar izin verirse tabii. Seviyordu araba kullanmayı, ne yapsın?

Ama işe bakın ki, denediği pek çok şey gibi (heykeltıraşlık, ressamlık, aşçılık, yazarlık, şairlik ve daha nicesi) şoförlükte de başarılı değildi. Altı kez kendi aracını, dört kez eşininkini, bir kez de en yakın arkadaşı Nurten İpesapa’nın son model Mercedes’ini parçalamasının ardından ehliyetine el konulmuştu. Polisler tarafından değil, doktor eşi Hayrettin Otukuru tarafından.

Adamcağız eşinin –şükür ki– burnu bile kanamadan atlattığı bu kazalardan sonra otoritesini kullanmak zorunda kalmış, ehliyeti kaptığı gibi özel kasasına kilitlemişti.

Bu olaydan sonra kadının, emektar şoför Vecihi Çol’u türlü bahanelerle kandırıp (Arkadaşım uçağı kaçırmış! Kocam üstüne kahve dökmüş! Kedim bayıldı!) aileye ait araçları kaçırma girişimleri de olmuştu birkaç kez, ama neyse ki yaşlı adam sonunda, “Hayır! Anahtarı size vermem!” demeyi öğrenmişti. Bu sağlam duruşu sergileyebilmek için patronu Doktor Otukuru’dan sağlam bir azar işitmesi gerekmişti gerçi, ama olsun, nasılsa ikisinin arasında kalan bir sırdı bu. Şıngırdak Hanım şoförün ödün vermez tavrının altındaki ana nedeni bilmiyordu. Kuşkusuz tahmin ediyordu, ama yine de bilmiyordu.

“Ee, söyle artık,” dedi arabayı kullanan kocasına bakarak. “‘Kutlama yemeği yiyeceğiz’ dedin. Ne kutlaması?”

Doktor Hayrettin Otukuru, “Sürpriz,” diyerek yarım ağız gülümsedi.

“Sürpriz seven biri değilim,” dedi Şıngırdak Otukuru. “Bunu sen de biliyorsun. Ay, bak vallahi çat diye çatlarım şimdi burada! Vecihi Efendi’yi bile almadın yanımıza. Neyi kutlayacağız?”

Hayrettin Otukuru, “Bu araba yazlıkta durduğuna göre Vecihi Efendi İstanbul’dan Şile’ye gelip araba mı alacaktı yani?” dedi. “Hem seninle yalnız olmak istemiş olamaz mıyım?”

Şıngırdak Otukuru kıkırdadı. Bir şeyler söyleyecek oldu, sustu. Bu güzel anın büyüsünü bozmak istemiyordu. Kocasına sevgiyle bakarak gülümsedi.

Çevredeki eğlence merkezlerinden yansıyan ışıklar aracın ön camında dağılıp yüzüne yayıldıkça, Doktor Otukuru rengi her saniye değişen bir maske takmış gibi görünüyordu.

Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi Aşkın Güngör Resimleyen: Gökçe Akgül Tudem Yayınları, 232 sayfa

Doktor Otukuru’nun Işınlama Makinesi Aşkın Güngör Resimleyen: Gökçe Akgül Tudem Yayınları, 232 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz