Nedir peki felsefe? – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Nedir peki felsefe?

Şeref BİLSEL

Roger-Pol Droit, Kızıma Felsefe Öğretiyorum adlı kitabı, “felsefe” denen şey hakkında gençlere anlaşılır bir dille, doğru fikir vermek amacıyla kaleme almış. Kitap, 16 yaşındaki kızıyla yaptığı konuşmalardan oluşuyor, okuru felsefe tarihi içinde sıkmadan dolaştırıyor.

Felsefenin zihinsel bir etkinlik olduğu biliniyor. Şüphesiz bu etkinliğin kaynağında şaşkınlık kadar özgürlüğün de önemli bir yeri vardır. Özgürlüğün olmadığı ortamlarda farklılıkların, fikirlerin serpilip gelişmesinden söz açamayız. Felsefe için her şeyden önce zihinsel bir özgürlük alanına ihtiyacımız var. Soruların birbirini doğurduğu, denetlediği ve yok ettiği bir alana…

Roger-Pol Droit, Kızıma Felsefe Öğretiyorum adlı kitabı, yeni başlayan gençlere “felsefe” denen şeyin birliği ve farklılığı hakkında olabildiğince anlaşılır bir dille, doğru fikir vermek amacıyla kaleme almış. Kitap, 16 yaşındaki kızı Marie’yle yaptığı, fakat daha küçüklerin de rahatlıkla izleyebileceği konuşmalardan oluşuyor ve okuru felsefe tarihi içinde sıkılmadan dolaştırıp bugüne taşıyor.

FELSEFE SÖZLERDEN OLUŞUR Kitap,

“Nedir peki felsefe?” sorusuyla açılıyor. Felsefenin birkaç cümleyle açıklanabilecek bir şey olmadığını kitabın ilerleyen sayfalarında görüyoruz. Birbirini tamamlayan, birbirinin içinden çıkan sorulara verilmiş cevaplar; insanla, dünyayla, düşünceyle karşılıklı konuşmaya dönüşüyor. Yazarın, kızı üzerinden kendine sorduğu sorular sistematik bir biçimde parça parça ilerleyip bir bütünü tamamlıyor. İsteyen okur, geriye dönerek, tartışılmış olan kavramların kaynağına inebiliyor. Kitap, eski Yunancadaki anlamı “aklı, bilgeliği sevme” olan felsefenin çocukların dünyasında da anlaşılabilir bir karşılığı olduğunu gösteriyor.

Kitap, okura basit ama çarpıcı örneklerle düşünme evreninin kapısını aralıyor. Örneğin, sözcüklerin, kavramların anlamını bilmenin o sözcüğün gerçekte ne olduğunu bilmek anlamına gelmediği şöyle açımlanıyor: “Japonya sözcüğünün bir Asya ülkesinin adı olduğunu öğrenmen Japonya’yı bildiğin, tanıdığın anlamına gelmez.” Bir şeyi tanımak, sadece o şeyin adını bilmek değildir.

Sözdizimi, anlatım bozuklukları, iletişim kurma vs üzerinde durarak, önce dille hesaplaşarak yola çıkıyor yazar. Ve şunu söylüyor: “Felsefe hareketlerden ve fiziki eylemlerden oluşmaz, sözlerden, cümlelerden, kitaplardan oluşur. Dolayısıyla söylemlere, düzenli sözcük dizilerine bağlı bir etkinliktir.” Felsefe, tıpkı dil gibi araştırır, karşılaştırır, ayırır, yüzleştirir. Yazar bizi filozofların hakikati aradıkları alanlarda (ahlâk, politika vs) dolaştırıyor. İyi-kötü, doğru-yanlış gibi her biri yüzyıllardır tartışılan kavramları gündelik hayattan aldığı örnekler üzerinden açıklamaya çalışıyor.

FİLOZOFLAR, “FİKİR UZMANLARI”

Farklı alanlarda hakikati arayanların çoğu o alanın adıyla adlandırılır: matematikçi, tarihçi vs. Filozoflar ise hakikati bütün alanlarda ararlar. Daha doğrusu hakikati “fikirler” alanında ararlar. Elimizdeki kitap bize felsefenin diğer bütün alanları aşıp fikirler alanında nasıl çalıştığını sorular eşliğinde gösteriyor. Adaletle bir hâkimin, avukatın ilgilendiği gibi ilgilenmez felsefe. Olaylarla durumlarla değil, adalet fikriyle ilgilenir. Yazar, filozoflar için “fikir uzmanları” tanımını kullanıyor. Kitabı oluşturan ve dolayısıyla yazarın, felsefenin günlük hayatımızdaki yeri üzerine konuşmasına olanak sağlayan ana cümlelerden biri şu: “Filozofların ne düşündüğü konusunda en küçük bir fikri olmadan yaşayan bir yığın insan var ve durum onların yaşamalarına engel değil.” Yazarın buna verdiği cevabın içinde daha iyi yaşamanın, daha insani, daha akıllıca, daha yoğun bir yaşam sürmenin felsefeyle olanaklı olduğu vurgusu var.

Fikirler felsefeden önce vardı; felsefenin işi daha çok bu fikirleri “test etmek, deneyden geçirmek, incelemek, doğru fikirlerle yanlış fikirleri ayırmak”tır. Yazar doğru sanılan pek çok düşüncenin incelendiğinde, yakından bakıldığında aslında “yanlış olduğunu” gösteriyor. Bize ailemizden, dostlarımızdan, çevremizden, kısacası dışarıdan gelen fikirlerin çoğunu seçmediğimizi ve fakat bu fikirlerin ne kadarının doğru ya da yanlış olduğunu felsefe sayesinde fark edebileceğimizi ifade ediyor. Bu bakımdan felsefenin bir “fark ediş”, eleştirel bir etkinlik olduğunu vurguluyor. Ve felsefenin cehaletimizi keşfetmekle başladığını söylüyor.

Kitap filozoflarla bilgeleri de ayırıyor; filozofların bilge olmadığını, bilgeliği aradığını ifade ediyor. Ve şu toparlayıcı ifadelerle Batı felsefesi tarihini sadece iki döneme ayırıp önümüze koyuyor: İlk dönem (Antikçağ) insanların bilge olmak istedikleri dönemdir. İkinci dönemde (Modern Çağ) bilgin olmak isterler. Bilgelikte kişinin kendisini dönüştürmesi, bilginlikte ise kendi dışındakileri dönüştürmesi esastır.

Kızıma Felsefe Öğretiyorum  Roger-Pol Droit  Çeviren: İsmail Yerguz  Say Yayınları, 80 sayfa

Kızıma Felsefe Öğretiyorum
Roger-Pol Droit
Çeviren: İsmail Yerguz
Say Yayınları, 80 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz