Zor iştir büyümek – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Zor iştir büyümek

Yarın 20 Yaşında Olacağım, Kongo doğumlu Fransız yazar Alain Mabanckou’nun kendi hayatından da izler taşıyan romanı. Yazar bir yandan on yaşındaki Michel’in gözünden Afrika’daki hayatı anlatırken, bir yandan da dünyanın ve Afrika’nın 1970’li yıllardaki politik panaromasını çiziyor.

Hayriye MENGÜÇ

İstendiğinde olmayan, olduğu zaman ise istenmeyen şey nedir?.. Sanki bir bilmece gibi: büyümek… Yaşamın “en felsefi” biyolojik olayı. Küçükken büyümek isteriz, büyüdüğümüzde ise hep çocuk kalmak… Siz gelin de bir çocuğa anlatın bunu. Büyümek için acele eder çocuklar. Fransızca yazan Kongo doğumlu yazar Alain Mabanckou, kendi hayatından da izler taşıyan Yarın 20 Yaşında Olacağım adlı romanında, “şahlanan kapitalizmi” ve Afrika’nın geleneksel yapısı içinde kadınların hayatını, on yaşındaki Michel’in gözünden anlatıyor. Birinci tekil şahıs anlatımıyla kitap, Afrika’da doğup büyüyen ve orada eğitim gören küçük bir çocuğun iç dünyasının kapısını aralıyor. Çok sayıda edebiyat ödülü almış, romanları, şiirleri ve düzyazıları on altı dile çevrilmiş olan Mabanckou, yalın dili, ustaca kurgusu ve renkli karakterleriyle, okuru Afrika’nın “geleneklere bağlı” dünyasına götürüyor. 1970’li yıllar… Pazarda fıstık satan annesi Pauline, bir otelde resepsiyonist olarak çalışan üvey babası Roger, hem komünist hem de zengin olmayı başaran dayısı René, aşkı Caroline ve can dostu Lounès ile Michel, Kongo Halk Cumhuriyeti’nde yaşıyor. Michel, büyüyünce babası gibi yakışıklı olmayı hayal ediyor. Babasının radyosundan İran Şahı, İdi Amin, Enver Sedat, Rahibe Teresa isimlerini duyuyor. Rüyalarında bu uzak ülkelere gidiyor, başka dillerde konuşuyor ve yirmi yaşında bir delikanlıya dönüşüyor. Michel, çok şeyin farkında… Henüz on yaşında olsa da, mesela erkeklerin, aynen öz babası gibi, kadınları aldattığını biliyor. Roger onun gerçek babası değil. Bir jandarma olan gerçek babası, iki ölü doğumdan sonra Michel’e hamile kalan annesini terk etmiş. O yüzden Michel, “zengin komünist” olarak kendisini şaşırtan dayısı René’nin nüfusuna kayıtlı. Çünkü annesi Pauline’in birlikte olduğu Roger’in başka bir eşi, evi ve çocukları var. Bu arada annesinin, Roger babasını aldattığını da biliyor. Roger babası ve annesi çocuk sahibi olmak istiyorlar. Gittikleri büyücü, Michel’in, annesinin karnını kapadığını ve anahtarını sakladığını, çocuğun bu anahtarı çıkarması gerektiğini söylüyor. Michel, günün birinde, aşkı Caroline’in de kendisinden bir anahtar isteyeceğini öngörerek, çöplükte iki anahtar arıyor ve buluyor. Hem de çöplükte yatıp kalkan, edebiyat ve felsefe diplomalı bir filozofun yardımıyla… Çünkü bu “deli-filozof”, Michel’in annesi için bulduğu anahtarın, kendisini de o çöplükten kurtaracak anahtar olduğuna inanıyor. Michel, bir yandan ailesini ve mahallesini anlatırken, bir yandan da babasının radyosu aracılığıyla dünyada ve ülkesinde olup bitenleri takip ediyor. Bu arada Kongo İşçi Partisi de dikkatini çekiyor. Bizzat Tanrı tarafından gönderildiğini açıklayan ülkenin cumhurbaşkanı, aynı zamanda partinin de başkanı. Sıkı komünist René dayı, Michel’in da işçi partisine katılmasını istiyor. Roger baba ise “Herkes birilerinin uşağıdır. Cumhurbaşkanı da Amerikalılar, Ruslar ve Fransızların uşağı,” diyerek tavrını belli ediyor.

BİR GELECEK DÜŞÜ

Öte yandan Michel evinin duvarındaki Lenin, Marx ve Engels fotoğraflarının yanındaki Victor Hugo resmini kaldıran René dayısını anlamakta zorlanıyor. Burada Hugo fotoğrafı duvardaki bir resim olmaktan öteye geçiyor. Zaten kitabın kurgusunda ve kahramanların kişilik özelliklerinde, Hugo’nun romanı Sefiller’den yansımalar hissediliyor. René dayı, Sefiller romanının, kürek mahkûmuyken zengin bir burjuvaya dönüşen kahramanı Jean Valjean’ı hatırlatıyor. Tüm dünya çocukları gibi küçük Michel de bu yaşamda kendine öyle ya da böyle bir yer edinmek zorunda. Ertesi yıl ilkokul diplomasını cebine koyup altıncı sınıfa başlamayı ve filozof gibi “delirmeden” karmaşık şeyler öğrenmeyi düşlüyor. Çünkü “sadece çocuklar geçmişin utançlarını silebilir ve geleceğin savurduğu tehditlerle savaşabilir.”

Yarın 20 Yaşında Olacağım Alain Mabanckou Çeviren: Sibel Kuşca Timaş Yayınları, 320 sayfa

Yarın 20 Yaşında Olacağım Alain Mabanckou Çeviren: Sibel Kuşca Timaş Yayınları, 320 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz