Kendine giden yolun rengidir mavi – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Kendine giden yolun rengidir mavi

Sarah Weeks, sadece dokunaklı bir anne-kız hikâyesi yazmanın ötesine taşımış Annemin Kelimeleri’ni. Kimlik, aidiyet, aile, hakikat, arayışlar ve kelimeler üzerine, edebi tat veren, yüksek ritmli bir anlatı elimizdeki…

Yazan: Alev Karakartal

“İnsanı en iyi yolda tanırsın,” derdi babaannem. İlk duyduğumda küçüktüm, sonraki bir kaçında da. Ne soyutlamayla ne de derin anlamlarla yolum kesişmişti henüz. Yol deyince aklıma hep –içinden deniz geçen bir şehrin çocuğu olmamdan mütevellit– uzayıp giden ve ille de ucu denize değen sokaklar gelirdi. Yol arkadaşlarıysa, incecik misinalarla birbirine teğellenmiş, zamansız ve mekânsız çocukluk ülkesinin başıbozuk düş gezginleri. Zaman geçti, yolların sadece dışarıya öteye doğru değil, içe içeriye doğru da açıldığını öğrendim. Hatta esaslı bir “yol”un her ikisine de çıkması gerektiğini, bir kez yola çıktıysan, asla aynı kişi olarak dönmeyeceğini…
Annemin Kelimeleri’nin Heidi’sinin yazık ki benimki gibi bir babaannesi yok. Anneannesi, dedesi, babası, halası, kuzeni de. Bir tek annesi… Kimselere benzemeyeni…
“Annemin beyninde bir sorun olduğunu yüzüne bakıp da anlayamazdınız, ama ağzını açtığı anda işin rengi değişirdi. Sesi küçük kızlarınki gibi çok tizdi ve sadece yirmi üç kelime biliyordu. Sayıdan eminim, çünkü annemin söylediği şeylerin listesini yapıp mutfak dolabımızın içine raptiyeliyorduk. Bunların çoğu iyi, daha ya da sıcak gibi sık kullanılan kelimelerdi, ama içlerinden bir tanesi vardı ki, onu sadece annem söylerdi: soof.”
Bir de küçücük dünyalarına mucize katan; yağmurlu bir kış günü, “beyni bozuk” annesinin kollarında battaniyeye sarınmış bir haftalık bebekle kapısına dayandıkları agorofobik Bernadette. İkisini de saran sarmalayan, anneye bir bebek gibi bakıp kızını büyüten; birine ana rahmi kadar güvenli bir sığınak sağlarken, diğerini güçlendirip dünyaya salan kadın.
Orijinal adıyla So B. It, Can Yayınlarının isabetli bir kararla Annemin Kelimeleri diye uyarladığı çok katmanlı öykü, doğum kaydı bile olmayan Heidi’nin tahminen 12’nci yaşını sürerken, bir gün bir çekmecenin dibinde eski birkaç fotoğraf ve üzerinde ren geyiği desenleri bulunan kırmızı bir kazak bulmasıyla bambaşka bir çehre kazanır. Kahramanımız Reno Nevada’dan New York’un küçük bir kasabasındaki bir hastaneye uzanan yolda kendini, geçmişini ve annesinin “soof”unda cisimlenen sorularının yanıtlarını ararken, cevabı zor sorular, kaçınılamayan yüzleşmelerle ağırlaşmış, rengi sürekli değişen, fırtınaya gebe bir bulut kümesi de bazen bir lanet bazen vaat gibi, hem onun hem de okurun başının hemen üzerinden ayrılmayacaktır: Bütün gerçekler bilinebilir mi? Gerçeği aramak her zaman kıymetli, zahmete değer bir arayış mıdır? Ya da yalanın konforu varken, “gerçek” dediğimiz şeyin gücünü seçmek, ödenen bedele değer mi?
Yazar Sarah Weeks, sadece dokunaklı bir anne-kız hikâyesi yazmanın ötesine taşımış Annemin Kelimeleri’ni. Kimlik, aidiyet, aile, hakikat, arayışlar ve kelimeler üzerine, edebi tat veren, yüksek ritmli hikâye, Amerikan edebiyat çevrelerince de beğenilmiş ve kitap sadece listelerde ilk sıralara tırmanmakla kalmamış, 2007 yılında Rebecca Caudill Young Reader’s Book ve William Allen White Children’s Book ödüllerini kazanmış. Bir röportajında, kendini hâlâ ortaokulda okuyan küçük bir çocuk gibi hissettiğini söylüyor Weeks. 20 yıllık kariyeri boyunca her yaştan çocuk için yazdığı 30’un üzerinde kitabı, şarkıları ve ziyaret ettiği okullarda çocuklarla kurduğu iletişim sayesinde belki, ya da hâlâ 10’lu yaşlarında bir çocuk gibi hissettiği için yapabildiklerine şükran duyarak…
İçe oturan ama bir o kadar da yüreklendirici hikâye, dikkatli gözlerden kaçmayacak kimi trüklerle ince ince işlenmiş. Her bir bölümün başlığının, ona hiç gönderme yapmadan annenin kelimelerinden biri oluşu misal ya da Heidi’nin listelerinin yeni durumlara göre değişip dönüşmesi gibi. Ve elbette Heidi’nin aracılığıyla Weeks’in döne dolaşa vardığı “Gerçekler ve Yalanlar” ile “Neyi Bilip Bilemeyeceğimiz” limanları…
“Dinozorların rengini aslında kimse bilemez, çünkü bu kemiklere bakılarak anlaşılamaz.” Ama “Gerçek şu ki, bir şeyi bilip bilmememeniz o şeyi değiştirmez.”
Can Yayınları da sade, meramını anlatan güzel bir kapak, iyi baskı ve özenli bir editörlük çalışmasıyla sunmuş kitabı. Ama asıl alkış, çevirmen Elif Ersavcı’ya. Orijinal ve çevrilen dilin olanaklarını iyi kullanan, yazarın dilini zedelemeyen, ritmini bozmayan metnin, kitabın hedef kitlesi olan ergen okurun diline de keyfine de katkı sunacağı muhakkak.
Annemin Kelimeleri’nin Heidi’sinin yoluna rehber olan bir babaannesi olsaydı bu kadar zorlanması gerekmezdi belki; bilirdi ne tür olursa olsun, bir yere varsın ya da varmasın, yol değiştirir. Heybenizde olağandışı bir şans ve derin bir içgörü olsa bile, denk geldiğiniz hayatları bir kıskanıp bir hayıflanırken, bazen içten içe sevinip kimi zaman da hikâyeler yüzünüze tokat gibi inerken, o anlarda yani, anlamazsınız ama artık aynı kişi değilsinizdir. Bazen üzerinde yılbaşını anımsatan renk ve desenler bulunan, güvelerin yediği, eskimiş bir kırmızı kazak sığınağın olur. Neyse kendin, o’dur, ait olduğun yerdir, gözleri sana benzeyen bir kadının solgun gülümsemesidir. Kimi zaman kocaman kalbini eline alır bir ergen irisi, ondan ve başkalarından hiç beklemediğin bir şey yapar. Dünya daha iyi bir yer olur.
Velhasıl kelam, tıpkı kahramanımızın dediği gibi, “varlığını hatırlamadığınız bir şeyin yokluğunu bilemezsiniz” belki, ama “Kişi, anımsadığıdır… Kişi, kendini bir türlü bulamayıp, boyuna dünyayı ve nesneleri kurcalayandır.” (O.Aruoba/Yürüme)

 

 

 

Annemin Kelimeleri Sarah Weeks Türkçeleştiren: Elif Ersavcı Can Çocuk Yayınları, 192 sayfa

Annemin Kelimeleri
Sarah Weeks
Türkçeleştiren: Elif Ersavcı
Can Çocuk Yayınları, 192 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Alev Karakartal Gazeteci. İstanbul’da doğdu, yaşıyor. 8 kardeşin en büyüğü. Kedileri, kitapları, ağaçları, yıldızları ve trenleri seviyor. Bir sonraki yaşamında, bir Rönesans bilim/sanat/teknoloji/mühendislik/mimarlık vb. insanı olmayı umuyor…

Yorum yaz