“Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok…”* – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

“Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok…”*

“Amerika’nın bize yardım edeceği yok, Japonya’nın ya da bir başkasının da öyle…” Neticede, her yoksul halk gibi, Hiroşimalıları kurtaracak olan da yine kendi yoksul kolları…

Yazan: Deniz Poyraz

Pasifik Savaşı, atom bombasının atılmasıyla sona ermiş gibi gözükse de yayılan radyasyona maruz kalan halk için savaş sonrası dönem, nükleerin korkunç etkileriyle mücadele edilen yeni bir savaşın başlangıcı oldu. “Atom bombası, 6 Ağustos 1945 sabahı 08.15’te, doğduğum şehir olan Hiroşima’nın 600 metre üstünde patladı (…) Korkunç bir rüzgâr ve kavurucu bir sıcaklık dalgasına tutuldum.” Böyle ifade ediyor, o an’ı Keiji Nakazawa. “Yalınayak Gen” serisinin yaratıcısı usta çizer, altı yaşındayken atom bombası yüzünden babasını ve tüm kardeşlerini kaybediyor. Yaşadıklarını dünyaya anlatmak isteyen sanatçı, tüm dünyada onlarca dile çevrilen “Yalınayak Gen” adlı “ezber bozan” çizgi roman serisinde, küçük bir çocuğun gözünden İkinci Paylaşım Savaşı sırasında Hiroşima’da yaşananları konu alıyor. Oscar ödüllü yönetmen Steven Okazaki, kitap için yazdığı önsözde hem Amerikalıları hem Japonları eleştiriyor. Amerikalıların, Japonların savaş esnasında yaptıkları insanlık dışı uygulamaları bahane edip, atom bombasını fazlasıyla hak ettiklerini düşünmelerine tepki gösteriyor. Öte yandan Japonlar da sanki bilinçli bir şekilde bu kanlı savaşın parçası olmamışlar gibi, kendilerinden, Hiroşima ve Nagazaki’de yaşananların yalnızca masum birer kurbanlarıymışçasına söz ettiklerini söylüyor. Neticede, hiç kimse bombalardan sağ kurtulanlara; her şeyin ilk elden tanığı olan insanlara bir şey sormuyor. Kamuoyuyla paylaşılan vahşet görüntüleri, bomba mağduru bir toplumun yaşadığı sarsıntıyı, üstlerine kâbus gibi çökecek ve kuşaklar boyunca kalkmayacak mantar biçimli karanlığı ifade etmeye yetmiyor. Biliminsanlarının, ordu mensuplarının, politikacıların ve tarihçilerin didaktik anlatımı, yaşamları dönüşsüz biçimde kararan insanların sesini duyurmakta yetersiz kalıyor. Savaşa sebebiyet veren herkes -yaraları sarmak şöyle dursun, bir şekilde bu ağır sorumluluktan sıyrılmanın yolunu arıyor. ABD’nin işgali altındaki Japonya’da, atom bombasının etkilerine dair haber yapılması kesinlikle yasaktı. Bomba sonrası hayatta kalan yaklaşık üç yüz bin kişinin acı çığlıklarını duyuracakhiçbir yayın organı yoktu.
“Yalınayak Gen” serisinin 5. kitabı Bitmeyen Savaş, “nükleer ölüm”den sağ kurtulanların hikâyesini anlatması bakımından ayrıca kıymetli. Nakazawa’nın kendi çocukluğundan bulup çıkardığı Gen adlı bir ufaklığın gözünden,
savaş sonrası Japon toplumuna bakıyoruz. Felaketin ardından acıyla ve açlıkla mücadele etmenin yollarını arayan; birbirinin annesi, babası, kardeşi olmaya gayret eden; yarınlara dair bir parçacık umudu da dayanışmanın sıcaklığında bulmaya çalışan kimsesiz insanların günlük yaşantısına tanık oluyoruz. Kuşkusuz bazıları, yaşanan felaketten o kadar da mutsuz değil. Madalyonun diğer tarafında can sıkıcı başka hikâyeler de dönüyor. Japonları savaşa sokan İmparator’un, evinden çıkmaya bile utanacağı yerde, Hiroşima’yı ziyaret edecek kadar yüzsüz oluşundan mı söz açalım, askeri depolardan giysi ve gıda çalarak karaborsacılıkla servetine servet katan tüccarların ortalıkta horoz gibi şişinip durmalarından mı? Amerikalıların, bombanın etkisiyle hasta düşen insanları mikroskop altına alıp birer böcekmişçesine inceleyerek yeni biyolojik ve kimyasal deneyler yapmalarından mı? Ölülerin kafataslarını toplayıp Amerikalılara birer “savaş hatırası” gibi satmanın hesabını yapanlardan mı yoksa?

Başkahramanımız Gen, tüm bunların farkında olarak büyüyor; hem aşına hem yaşamına göz koyanları, ölülerin üstünde tam turunu atan “akbabaları” tanıyarak… Elindeki tek silahı, tüm yaşananlara rağmen yitirmediği
inatçı kahkahası, halkına dair tükenmek bilmez umudu ve bilinci: “Amerika’nın bize yardım edeceği yok, Japonya’nın ya da bir başkasının da öyle…” Neticede, her yoksul halk gibi, Hiroşimalıları kurtaracak olan da yine kendi
yoksul kolları… 2012’de hayatını kaybeden Nakazawa, 1986’da Çernobil ve 2011’de Fukuşima nükleer santrallerinde yaşanan felaketten sonra Japonya’da nükleer enerji kullanımına karşı çıkan isimlerden biriydi. “Savaşı başlatan Japon askeri kanadını ve bombayı çok normal bir şeymiş gibi üstümüze atan Amerikalıları asla affetmeyeceğime yemin ettim,” diyordu. İnsan ömrünü ve tahayyülünü aşan sayısız acı hatırayı, ölümsüz çizgilerle oluşturduğu çarpıcı öykülere aktardı.
Nakazawa’nın eserleri, taşıdığı haklı öfkeyi barış ve kardeşlik mücadelesine dönüştürüp, ölüme karşı her daim yaşamı savunan sarışın çocuğa; tanklara karşı sapan elde bekleyen yalın ayaklı esmer çocuğa; “kapıları birer birer çalan” ve hep yedi yaşında kalacak olan çekik gözlü çocuğa sonsuz bir “merhaba” sayılmalı. “Edebiyat bir şeyleri değiştirebilir mi?” sorusuna bir cevap niteliğindeki “Yalınayak Gen” serisi, yarının barış ve umut dolu dünyasını yaratacak olan tüm çocuklara güzel bir armağan.
* Kız Çocuğu, Nâzım Hikmet (1956)

Yalınayak Gen 5 – Bitmeyen Savaş
Keiji Nakazawa
Türkçeleştiren: Damla Kellecioğlu
Desen Yayınları, 280 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1991 yılında Lüleburgaz’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde Çağdaş Yayıncılık ve Yayıncılık Yönetimi alanında yüksek lisans yapıyor. Edebiyat ve güzel sanatlar alanlarında yazdığı eleştiri, makale ve röportaj türündeki çalışmalar Ayrıntı, Duvar, Evrensel Kültür gibi dergilerde, BirGün gazetesinde ve kitap ekinde, ayrıca Bianet gibi çeşitli internet sitelerinde yayımlandı.

Yorum yaz