İmkânsızı deneyerek mümküne ulaşmak – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

Öldüğümüzde ne olur? Bizden bağımsız bir ruhumuz var mıdır? Varsa, ölünce nereye gider, ne yapar? Kaç gramdır? Bu dünyadan fiziksel olarak ayrıldığımızda gittiğimiz bir yer var mı? Yoksa sadece yok mu oluruz? Başka bir formda geri dönebilir miyiz? Ya bizimkine paralel başka dünyalar varsa ve oradaki biz hâlâ yaşıyorsa?

Yazan: Alev Karakartal

İnsanın kendini bildiği andan bu yana kafa yorduğu, tüm üstyapılarını; kültür, sanat, din, bilim ve diğerlerini üzerine kurduğu en temel meselelerinden biri olan “ölüm”, yetişkinler için bile baş edilmesi güç bir deneyimken çocuksanız, işler, biraz da ebeveynlerinizin meşrebine göre epeyce karmaşık hâle gelebilir.
Dini bütün bir büyükbabanın torunu ve parçacık fiziği çalışan iki bilim insanının oğluysanız misal, cennetle kuantum fiziği arasında bir seçim yapmanız gerektiğinde hangisini seçeceğiniz, kayıp ve kederinizle baş etmeye çalışırken önünüzde bambaşka yollar açabilir. Şanslıysanız, 6’ıncı sınıf öğrencisi Albie’nin geldiği durağa, çok yıl ve çok yola ihtiyaç duymadan varmayı umabilirsiniz: “Papazın bana verdiği kitapta yas tutmanın beş evresi olduğu yazıyordu ama bence sevdiğiniz birini kaybettiğinizde takip edeceğiniz bir grup adım yok.
Elinizden tek gelen baş etmenin bir yolunu bulabilmeyi umut etmek.”
Eski sorulara yeni cevaplar arayan küçük Albert Stephen’in alışılmadık hikâyesi; Albie Bright’ın Sayısız Dünyası, Ceren Ceylan’ın çevirisiyle Bilgi Yayınlarından Türkçeye kazandırıldı. Kitap, bir bilim insanı olan, hayranlık duyduğu annesini hızla ilerleyen hastalığı sonucu kaybeden Albie’nin, onu yeniden görebilmek umuduyla çıktığı zamanı ve mekânı aşan yolculuğunu, çocuk kitaplarında sık görmediğimiz bilim/bilimkurgu ve fantezi dünyaları arasında gezinerek ve sürükleyici bir anlatımla hikâye ediyor.
Annesini toprağa verip evlerine dönerken tıpkı onun gibi bir bilim insanı olan babasının, ölen kişinin nereye gittiği sorusuna kuantum fiziğinden bahsederek verdiği cevap, küçük Albie’nin kafasında “muhteşem” bir fikir ve yeşeren bir umuda neden olur: “Bir düşünsene Albie. Eğer bu teori duvardaki iki delikten aynı anda geçen tek bir atom için geçerliyse seninle benim için de geçerli. Hepimiz atomlardan oluşuyoruz.
Annenin kanseri, vücudundaki bir tanecik bozuk hücreden kaynaklanıyordu ama kuantum fiziğine göre bunun gerçekleşmediği, annenin kanser olmadığı, bugün hâlâ hayatta ve yanımızda olduğu bir paralel evren var…. Düşünmesi bile güzel, değil mi?” İronik şekilde ismini Genel Görelilik Kuramı’nın yaratıcısı klasik fizikçi Albert Einstein ile paralel evrenler fikrini sonuna dek savunan fizikçi, astronom Stephen Hawking’in adlarının birleştirilmesinden alan Albert Stephen, yaptığı araştırmada, babasının “onun için” yazdığı kitapta aradığını bulur, “Schrödinger’in Kedisi”ni…
Kuramdaki kedi için aday da hazırdır: Komşunun anti sosyal davranış bozukluğu teşhisi konmuş, psikopat kedisi Dylan. Artık, kitaptan yola çıkarak oluşturduğu “Kuantum Muz Teorisi”ne uygun olarak annesinin kuantum bilgisayarı, radyasyonu ölçen geiger sayacı ve çürümeye yüz tutan bir muzdan oluşturduğu deney setini kendi üzerinde uygulayıp annesini yeniden görebileceği paralel bir evrene
yolculuk başlayabilir.
Albie, her biri kendi yaşadığı evrenden küçük farklılıklar gösteren paralel evrenlerden birinde kötü ikizi, diğerinde parlak zekâlı kız çocuğu kopyasıyla annesini ararken, her seferinde sürekli çalışan ve ona çok ihtiyacı olduğu hâlde bir türlü evde olmayan babasıyla karşılaşacaktır. Böylece “her şeyi açıklayabilen” ama onunla konuşmaya ayıracak zamanı olmayan adamın çaresizliğine, acısını unutmak için sarıldıklarına, becerdikleri ve beceremediklerine, bazen de bir ammonit fosili ve uçurtma çıtasıyla yarattığı mucizeye tanık olurken bir yandan da tüm seçenekler arasında kendine ve kendi yolunu bulmaya bir adım daha yaklaşır.
Kitapları yirmiden fazla dile çevrilmiş, ödüllü bir çocuk kitapları yazarı olan Christophen Edge’in, Albie Bright’ın Sayısız Dünyası’nda zor bir işin altından başarıyla kalktığını söylemek gerek. Kitap, çocuklara anlatması ve kavraması güç olabilecek astronomi, fizik, matematik ve özellikle de kuantum fiziğine ait bilimsel bilgi ve kavramları felsefe, bilimkurgu hatta biraz da fanteziyle harmanlamak gibi güç bir işi;
temiz bir dil, sadeleştirilmiş anlatım, doğrudan okura hitabet sayesinde sağlanan samimiyet ve yakınlık duygusunu eşliğinde, komik ve hüzünlü bir hikâye içinde maharetle başarmış. Kimi kavramları “sulandırılmasına”, bilimsel bazı hatalar ve abartılara, paralel evrenler arasında kurulan iletişim gibi “feci şekilde yanlış kullanımlara” karşı sanatsal özgürlük kartını öne sürerken mazeretini cebinde, tanığını da yanında getirmiş: “Eğer kuantum fiziğini anladığınızı düşünüyorsanız, kuantum fiziğini anlamamışsınız demektir” (Richard Feynman)
İçinden kozmik ışınlar, karanlık madde, CERN, Büyük Patlama, Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, paralel evrenler, kuantum fiziği, kara delikler, atomlar, parçacıklar, süpernova patlaması, Schrödinger’in Kedisi, galaksiler, bulutsular, çoklu evren teorisi, Isaac Newton, Üç Hareket Yasası, klonlama, soğuk füzyon, Higgs bozonu, kromozomlar, dolanıklık teorisi ve başka bir sürü mucizevi, olağanüstü şey geçen; Birleşik Krallık’ın önemli ödüllerinden Carnegie Madalyası adayı roman, sadece çocuklara değil, ebeveynlerine de sesleniyor. Bu sayede, yakın gelecekte daha çok konuşulacağı kesin olan kuantum fiziğini “biraz daha anlıyormuş gibi yapabilecekleri” gibi, kocaman uzayın bir köşesinde dönüp duran minicik bir gezegendeki sınırlı ömrü “neye tükettikleri”ne dair bir sorgulamaya girme ihtimali de oluşursa, ne ala…

Albie Bright’ın Sayısız Dünyası
Christophen Edge
Türkçeleştiren: Ceren Ceylan
Bilgi Yayınları, 180 sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Alev Karakartal Gazeteci. İstanbul’da doğdu, yaşıyor. 8 kardeşin en büyüğü. Kedileri, kitapları, ağaçları, yıldızları ve trenleri seviyor. Bir sonraki yaşamında, bir Rönesans bilim/sanat/teknoloji/mühendislik/mimarlık vb. insanı olmayı umuyor…

Yorum yaz