İyi Kitap

Doğan Gündüz

Sokağa çıkma yasağı kelime anlamını yitirmiş, sokakta oyun oynama, evin kapısından dışarı çıkma, pencereden başını uzatma, su, yiyecek bulma, elektrik kullanma yasağına dönüşmüş. Berivan gibi birçok sınıf arkadaşı da yakınlarıyla birlikte evlerinin en güvenli yerlerine sığınmış savaşın, çatışmaların bitmesini
bekliyor. Tıpkı Anne Frank gibi.

“Berivan şimdi ne yapıyordur?”

Televizyondan, mektup arkadaşının yaşadığı şehirde sokağa çıkma yasağı başladığını öğrendiğinde, bu soruyu soruyor kızım. Berivan onun kardeş okul projesinden arkadaşı. İki ayrı şehirdeki ilkokulun öğretmenleri, birbirlerinden kilometrelerce uzak ama gönül mesafeleri hiç olmayan öğrencilerini tanıştırmak için birbirlerine mektup yazmalarını istemişler. Önce beyaz bir dosya kâğıdına kargacık burgacık harflerle yazılmış mektubu gelmişti Berivan’ın; “Ben renkli resimler yapmak için boya kalemlerimin olmasını isterdim.” Sayfanın kenarlarında kurşun kalemle özenle çizilmiş bir kaç kalem resmi vardı. Sonra kızımın boya kalemleri iliştirilmiş mektubuna, renkli bir teşekkür resmiyle yanıt vermişti.

Şimdi öğretim dönemi olmasına rağmen Berivan’ın okulu kapalı. Sadece okulu değil, oyun oynadığı sokaklar, evinin avlusu, salonu, mutfağı, yatak odası, banyosu hepsi kapalı, bir tek sığınabilecekleri bodrum katları açık. Sokağa çıkma yasağı kelime anlamını yitirmiş, sokakta oyun oynama, evin kapısından dışarı çıkma, pencereden başını uzatma, su, yiyecek bulma, elektrik kullanma yasağına dönüşmüş. Berivan gibi birçok sınıf arkadaşı da yakınlarıyla birlikte evlerinin en güvenli yerlerine sığınmış savaşın, çatışmaların bitmesini bekliyor. Tıpkı Anne Frank gibi.

1933 yılında Hitler, Alman hükümetinin başına geçtiğinde, Anne Frank’ın ailesi hem Yahudi olmaları hem de ekonomik kriz nedeniyle Hollanda’ya göç etmek zorunda kalır. Almanların 10 Mayıs 1940 tarihinde Hollanda’yı işgaliyle yeniden tedirginlikler, endişeler, yarının belirsizliği bir karabasan gibi üzerlerine çöker. Yine de hayat akmaktadır. Anne, 12 Haziran 1942’de, doğum gününde gelen hediyelerini açarken ileride sayısız dile çevrilecek hatıralarını yazacağı defteri görür. Hatıra defteri tutmaya karar verdiğinde önce on üç yaşındaki kızın saçmalıklarına kimse aldırmaz diye düşünür, yine de içinde gömülü kalan bir sürü şeyi gün ışığına çıkarmak arzusundadır. Bütün dileği hatıra defterinin dostu olmasıdır. Bu yüzden de ona isim takar: Kitty. Defterine 14 Haziran 1942’de ilk notlarını yazar.

5 Temmuz 1942’de Alman subayları eve gelip ablası Margot’ya babasını sorar. Kızlar, babalarına toplama kampı için çağrı geldiğini düşünür. Oysa çağrı baba için değil 16 yaşındaki Margot’ya gelmiştir. Kamplarda yapılan işkenceler, gaz odalarındaki ölümler bilinmektedir. Eğer Margot gitmezse bütün aile tutuklanacaktır Kaçmak ya da gizlenmekten başka çare yoktur. Babası böyle bir durumu öngördüğünden bir binada gizli bir bölüm hazırlatmıştır. Ertesi gün sabah erkenden bütün aile, babasının işyerinin yanındaki gizli bölümde saklanmak için evi terk eder. Anne, evinden ayrılırken ilk önce en değer verdiği şeyi, Kitty’i çantasına koymuştur. Anne, saklandıkları yerde de hatıra defterine günlük olayları, duygularını, düşüncelerini yazmayı sürdürür. Burada Frank ailesinden başka dört Yahudi daha vardır. Babasının yardımcıları gizlenen sekiz kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılar. Anne Frank’ın tuttuğu günlük yaşadığı dört duvar arasında onun en yakın arkadaşı olur. Umudunu hiç kaybetmez, buradan çıktığında yazar veya gazeteci olmayı arzular. Ne yazık ki 4 Ağustos 1944’te, iki yıl boyunca saklandıkları gizli bölme fark edilir ve hepsi toplama kamplarına gönderilir. Anne, 1945 yılının Şubat ayında, 15 yaşında Bergen-Helsen kampında ölür. Savaş bittiğinde sağ kalan bir tek babası olur. Amsterdam’a döndüğünde yardımcısı Miep, kendisine Anne’ın tuttuğu, gestaponun yağmasından arta kalan günlüğü verir. Bu günlük ilk kez 1947 yılında yayımlanır.

Kızım haber almak için Berivan’ın okuluna bir mektup gönderiyor. Mektubun üzerine de el ele tutuşmuş, rengârenk elbiseleriyle gülücükler saçan iki kız çocuğu resmi çiziyor. Günler, haftalar, aylar sokağa çıkma yasaklarının uzatılmasıyla geçiyor. Yanıt gelmiyor. Sonra, bir gün Berivan’ın okulunun fotoğrafları yayımlanıyor gazetede. Sınıfta silahlı askerler var, tahtada “Eğitim sırası bizde” yazısı.

Kızım silahlı adamların sınıfta olmasına anlam veremiyor. Önce “Berivan’ın boya kalemleri bitmiştir,” diyor, sonra yanıtlaması çok zor bir soru soruyor; “artık nasıl renkli resim yapacak?”

Anne Frank’ın hatıraları bize, bu sorunun yanıtını haki renkten başkasına tahammül edemeyenlerin hiçbir zaman veremeyeceğini söylüyor.

Anne Frank’ın Hatıra Defteri Türkçesi: Can Yücel Dost Yayınevi, 283 sayfa Yeni Matbaa-Ankara, 1958

Anne Frank’ın Hatıra Defteri
Türkçesi: Can Yücel
Dost Yayınevi, 283 sayfa
Yeni Matbaa-Ankara, 1958

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Doğan Gündüz 1966’da İstanbul’da doğdu. Kitapları: Kaçan Uykuların Peşinden (Can Çocuk, 2013), Sahi Benim Annem Hangisi? (Can Çocuk, 2014), Kayıp Çocuklar Bahçesi (YKY, 2015), Unutma Oyunu (YKY, 2015), Alaturkadan Alafrangaya Zaman Osmanlı’da Mekanik Saatler (Ege Yayınları, 2015), Acayip Bir Hediye (Can Çocuk, 2015), En Sevdiğim Oyuncak (YKY, 2016), Fare Adlı Kedi (Can Çocuk, 2016), Bisküvi Kutusundaki Martı (Can Çocuk, 2016), Denize Mektuplar Atan Çocuk (YKY, 2018), Ailenin En Yaramazı (Can Çocuk, 2018)

Yorum yaz