İyi Kitap

Hayat bazen karanlık bazen de çok ışıklı bir şey

Yazan: Ayşegül Utku Günaydın

Vesta-Linnéa, kendisini tanımaya ve aile içinde yaşadığı çatışmalarla başa çıkmaya çalışıyor. Küçük bir kızın kendisini ve doğasını kabullenme sürecine tanık oluyoruz. Şefkat, sevgi, kaybetme korkusu, sorumluluk, feragat, büyüme sancıları, hayatın anlamı ve bunların kişiye getirdikleri üzerine duruyor Tove Appelgren.

Hayat bazen küçük bir çocuğa bile çok tatsız tuzsuz görünebilir. Bazen enerjisiz ve keyifsiz uyanırız güne. O günün diğerlerinin aynısı olacağından o kadar eminizdir ki yataktan çıkmak istemediğimiz anlar olur. Her sabah neşe dolu, enerjik kalkan kardeşiniz gibi değilsinizdir. Ayrıca rutinler kimi zaman bir çocuğa bile fazla gelebilir. O da en az yetişkin kadar zorlanabilir. Çocukluğunuzu anımsayın. Annenizin seçtiği kıyafeti ya da külotlu çorabı giymemekte direndiğinizi mesela. Çünkü o çoraplar hep kayar ve rahatsızdır. Hayat bazen bir çocuğa, kimsenin onu sevmediğini düşünüp kendi cenaze törenini zihninde kurgulatacak ve daha da hüzünlenmesine neden olacak kadar karanlık görünebilir. Hemen her çocuk düşünmüştür bunu. En azından ben düşündüğümü itiraf edeyim. Kimlerin üzülüp üzülmediğine dair bir yoklama listesi tutmuşluğum bile var. Ama bu kadar karanlık duygulara kapılmış çocuk dünyası, birden zihninde kurduğu bu üzüntülü görüntüleri çok zevkli bir oyuna da dönüştürebiliyor. İşte o zaman, hayat çok ışıklı bir şey oluveriyor birden.

Tove Appelgren’in yazıp Salla Savolainen’in resimlediği beş kitaplık bir seri olan Vesta-Linnéa da işte hayattaki bu anları, küçük bir kız çocuğunun aile içindeki yaşantısından hareketle anlatıyor. Finlandiya Edebiyat Fonu’ndan destekle çevrilen seride, kitaplara adını veren Vesta-Linnéa her bölümde farklı duygularıyla yüzleşiyor. Kendisini tanımaya ve aile içinde yaşadığı çatışmalarla başa çıkmaya çalışıyor. Bu süreçte ise küçük bir kızın kendisini ve doğasını kabullenme sürecine tanık oluyoruz. Şefkat, sevgi, kaybetme korkusu, sorumluluk, feragat, büyüme sancıları, hayatın anlamı ve bunların kişiye getirdikleri üzerine duruyor Tove Appelgren.

Serinin odak noktası duygular olduğu için soyut ve özellikle belli yaşlarda anlamlandırılması zor kavramları ele almış yazar. Serinin en önemli özelliklerinden biri ise tanımları ve kategorize edilmesi zor kavramları bir ailenin günlük yaşantısı üzerinden işlemesi. Dolayısıyla hepsi tanıdık öyküler. Çocuklu her ailenin bildiği ya da çocukken hissettiklerinizi gözünüzün önüne getiren sahnelerden oluşuyor beş kitap da.

Annesi, üvey babası, abisi ve iki küçük kız kardeşiyle birlikte yaşayan Vesta-Linnéa’nın altı kişilik geniş bir ailesi vardır. Ortanca çocuk olarak Vesta-Linnéa’nın daha çok şeyle mücadele etmesi gerekir. Çünkü o aynı zamanda iki küçük kızın da ablasıdır. Vesta-Linnéa, büyüme sancıları içinde zaman zaman annesiyle zaman zaman da kendisiyle kavgalı. Tam da bu noktada kitabın güzel yanlarından birine değinmek gerekiyor. Beş kitapta da ana bir çatışma kurgulayıp kitap sonlarında çözümlere odaklanıyor yazar. Bu, kimi zaman empati kurarak, kimi zaman insanın kendi duygusunu tanıyarak ve bu konuda yalnız olmadığını hissederek, kimi zaman fedakârlık yaparak, kimi zaman anlayışla çözümleniyor.

Serinin en başarılı kitapları ise kanımca dördüncü ve beşinci kitaplar olan Vesta-Linnéa Ayışığında ve Vesta-Linnéa Çok Üzgün. Olayların ele alınışı açısından da daha yaratıcı bulduğum bu iki kitapta karanlık duygular üzerine eğiliyor yazar. Küçük bir kız çocuğunun hissettiği yalnızlık ve karamsarlık gibi duygularla nasıl başa çıktığı üzerine odaklanıyor. Vesta-Linnéa da bilemiyor bu duyguların nedenini. O karanlık, tatsız tuzsuz sabahlarda kendini nasıl hissettiğini bir türlü dile getiremiyor.

Kitaba dair olumlu özelliklerin ayrıntılarda gizli olduğunu, bu ayrıntıların seriyi güzelleştirdiğini söylemek gerekiyor. Her kitapta annenin bir hayvana benzetildiğini görüyoruz. Bazen  “kara saplanmış aç bir ayı” ya da bir bizon şeklinde karşımıza çıkabiliyor. Bir başka ayrıntı da Vesta-Linnéa’nın sık sık rüyalarında gördüğü Kuyu Cadısı. Kuyu Cadısı, Vesta’nın korkularını temsil eden, ne yaparsa yapsın kurtulamadığı karabasanlarının simgesi. Bir gün Vesta rüyasında, kendisini hep kâbuslarla korkutmaya çalışan Kuyu Cadısı’nı görüyor. Ama bu sefer kendisi değil, cadı üzgün. Cadı, Vesta’ya kendisini yalnız bırakmasını söylediğinde Vesta bile onun haline acıyor. Korkutmak isterse korkmuş gibi yapabileceğini, hatta sandviç isteyip istemediğini soruyor. Kuyu Cadısı, kâbuslarının yöneticisi olsa da kimse bu kadar üzgün olmayı hak etmemektedir çocuk aklına göre. Hoşuma giden diğer bir ayrıntı da yazın en sıcak gününde kat kat giyinerek “Dünyanın En Soğuk Ülkesi” oyununu oynayıp Vesta’nın kendisini prenses, küçük kız kardeşini ise köpeği yapması, bir diğeri de yine üzgün olduğu bir gün kendi cenaze törenini oyunlaştırmasıydı. Bu ayrıntılar gerçekten de kitapları güzelleştiren unsurlar.

Dil ve biçem konusuna gelirsek kitapların edebi metinler olduğunu söyleyemeyiz. Serinin böyle bir iddiası da yok. Ama okur olarak dilde biraz daha dinamizm ve lirik bir anlatım aradığımı söyleyebilirim. Çok daha güçlü bir anlatımla unutulmayacak kitaplara imza atabilecekken daha sıradan bir iş çıkmış ortaya. Bu, ne yazık ki çeviri ya da telif, pek çok çocuk kitabında gözlemlenen bir durum. Seçilen konular itibariyle güçlü olan ama zayıf işlenmiş ya da resimlerin metnin önüne geçtiği çokça kitapla karşılaşıyoruz. Bu noktada kitapların çizeri Salla Savolainen’in resimlerinin metnin canlanmasını sağladığını belirtmek gerek. Hareketli çizimleri ve ayrıntılara verdiği özen, Vesta-Linnéa’nın evinde hızlı akan yaşamı canlılıkla aktarmayı başarıyor.

 

 

 

 

Vesta-Linnéa Serisi
Tove Appelgren
Resimleyen: Salla Savolainen
Türkçeleştiren: Ali Arda
Büyülü Fener Yayınları

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz