İyi Kitap

Stoik kaderciliğin koridorlarında

Anlatıcının, eleştirel sorularla metne eşlik etmeden salt aktarıcı üslubu benimsemesi, çocuğun yanında ona eşlik edecek sağduyulu birilerinin olmasını ya da okullarda felsefe, düşünce üzerine küçük yaşta bir şeylerin başlatılmış olmasını gerekli kılıyor. Bu ikisi yoksa metnin yararı tartışmalı.

Yazan: Mehmet Erkurt

Metis Yayınları’nın 2011’de yayınına başladığı “Küçük Filozoflar” dizisi, yirmi bir kitaba ulaştı. Dizinin yeni kitabı, Epiktetos’un Başkaldırısı’nda iktidara karşı Stoacı bir başkaldırının nasıl ifade bulabileceğine ilişkin bir öykü okuyoruz.

Bir kabulleniş başkaldırısı

İnsanın temel amacını “mutluluk” olarak tanımlamasıyla yaygın ifade alanı bulan Stoacılık, Yunan Felsefesi’nin en önemli akımlarından biri. Ancak bu mutluluğa, namı diğer “iyiliğe” ve “iç huzura” erişmek öyle kolay değil. Akımın kurucusu kabul edilen Kıbrıslı Zenon’a göre mutluluk ancak “doğaya uygun” yaşamakla mümkün. Çünkü Stoacılık’ta Doğa, Evren’in adı; Evren de Tanrı’nın ta kendisi. Yaşamdaki her parça Evren’e, yani Tanrı’ya ait. İlahi ve rasyonel bir varlık olan Evren, doğru olanı mümkün kılar ve karşıtını önler. Çünkü Evren’in kendi mantığı, aklı vardır; evrensel Logos’tur bu. Logos’un yolundaki birey de aklıyla davrandığı için her zaman doğru ve doğal olanı, yani erdemli olanı yapar; ahlaki bir sapma yaşamaz ve “mutlu” olur.

Epiktetos’un Başkaldırısı’nda, Epiktetos’un kitaptaki cümlelerini önceleyen felsefenin temel noktaları bunlar. Çünkü Stoacılık’ın Evren’e, yani Tanrı’ya tam güven duyan panteist felsefesi, beraberinde “dünya vatandaşlığı”yla birlikte “koşulsuz inancı” da getirir. İktidarların düzenine karşı çıkış, Evren’in düzenine duyulan koşulsuz inançla gerçekleşir ki kitapta anlatılan öyküdeki “başkaldırı”nın temel mantığı da burada yatıyor.

Öğrencinin eğitimi

Epiktetos’un Başkaldırısı’ndaki başkahraman, Epiktetos’tan ziyade, genç köle Julius. Toy karakteri ve düşüncesiz heyecanıyla, fablların tipik “ders verilen” karakteri rolündeki Julius, köleliğinden, yaşamakta olduğu hayattan nefret ediyor ve Doğa’ya lanet okuyor.

Derken, köle pazarına yaşlı bir adam geliyor. “Deli” diyorlar ona. Gelip kölelerle konuşuyor ve “Acıya boyun eğmeden katlanın, efendilerinizin efendisi olursunuz o zaman!” diyor. Epiktetos adındaki bu adam da eskiden köleymiş. Akıl yürütmelerinden, acılar karşısındaki sağlam duruşundan ve erke karşı “küstahlığından” ötürü efendisi ona tahammül edememiş. Julius, Epiktetos’tan etkileniyor. Ancak Julius’un özgürlük hayali varsıllık, lüks, sefih yaşam üzerine kurulu. Bu maddiyata yönelik hayaller, onu bu kez bambaşka bir düzenin kölesi haline getirecek gibi. Epiktetos, felsefi sorularla Julius’u hakiki mutluluğa ve özgürlüğe yönlendirebilecek mi?

“Söz” ve eleştiri

Epiktetos’un Başkaldırısı, özellikle Epiktetos’un “şeylerin doğası”na ilişkin prohairesis ve aprohairesis ayrımını temel almış. Yani bizim gücümüze bağlı olan ve olmayan şeylerin ayrımını. İnsanlar, iyiyi kötüden ayırmalarını sağlayan akıl ve düşünceleri dışında hiçbir şeye sahip değildirler. Akıl dışındaki her şey, kontrol edemeyeceğimiz dış dünyaya aittir. Evren’in bize ait olmayan şeyleri “kader”in parçasıdır ve insana düşen, onları sükûnet ve serinkanlılıkla (stoik bir şekilde) kabul etmektir. İnsan, yalnızca kendi aklına emek verebilir ve mutluluğa aklıyla erişebilir. Mutluluğu, dış koşullara bağlı olmamalıdır. Nitekim bu ayrımı gören Epiktetos, kitapta insan biçiminde çizilmişken, diğer tüm karakterler kuş olarak resimlenir. Stoacılık’a göre bu ayrımın farkındalığı, insanın insan olduğunu anlamasıyla eşdeğerde.

Stoacılık’ta kader, Tanrı yerine Evren ve Doğa olarak çıkıyor karşımıza. Yaklaşım, günümüzün teolojik ve felsefi tartışmalarıyla paralel. Metnin eleştirel bir gözle, sürekli sorgulamayla okunması bu açıdan çok önemli. Çünkü “öğretmen karakter” olarak Epiktetos, kurguda “doğru söz”ü söyleyen kişi rolünde ve çocuk okurun kitaptaki söz ve edimleri kolaylıkla kabul etmesi mümkün.

Anlatıcının, eleştirel sorularla metne eşlik etmeden salt aktarıcı üslubu benimsemesi, çocuğun yanında ona eşlik edecek sağduyulu birilerinin olmasını ya da okullarda felsefe, düşünce üzerine küçük yaşta bir şeylerin başlatılmış olmasını gerekli kılıyor. Bu ikisi yoksa metnin yararı tartışmalı. Çünkü Epiktetos’un, çağın eril görüşünü aktardığı kısımlar, erkeği “kıllılıkla” temellendirişi ve efemine erkeği küçümseyişi, eleştirel bir sesle desteklenmediğinde; erillikten sapan her şeye, sözgelimi translığa duyulan düşmanlığı çocuk yaştan doğrulayabilir. O nedenledir ki çocukla tarih ve felsefe konuşurken, günümüzle eleştirel köprüler kurmak denen o zor işin de altından kalkmamız gerekiyor.

Epiktetos’un Başkaldırısı Yan Marchand Resimleyen: Donatien Mary Türkçeleştiren: Orçun Türkay Metis Yayınları, 64 sayfa

Epiktetos’un Başkaldırısı
Yan Marchand
Resimleyen: Donatien Mary
Türkçeleştiren: Orçun Türkay
Metis Yayınları, 64 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1983’te İstanbul’da doğdu. Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin ardından, Günışığı Kitaplığı’nda, basınla ilişkiler, sosyal medya ve tanıtım içerikleri üzerine yoğunlaştıktan sonra, yayınevinin gençlik kitapları markası ON8’in editörlüğünü üstlendi. Fransızca’dan roman çevirileri yaptı. Bugün, yayıncılığa Can Çocuk’ta editör olarak devam ediyor ve Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nde yıllardır geciktirdiği yüksek lisans tezini yazıyor. Çevirmenliği sürdürürken, sivil toplum çalışmalarından da kopmamaya çalışıyor. Kitaplar üzerine yazsa da, en çok okumayı tercih ediyor.

Yorum yaz