İyi Kitap

Asırlık bir hikâye: Rikki-Tikki-Tavi

Hikâyenin kahramanı Rikki-Tikki-Tavi bir tür gelinciğe benzeyen mungodur. İsmini düşmanına saldırmadan önce çıkardığı keskin çığlığından alır.

Yazan: Doğan Gündüz

Sokağa bakan penceresinin önünde çiçekleri var Mine’nin: Sardunya, siklamen, uyku çiçeği ve bir de uzunca bir kaktüs. Her biri sokaktan gelip geçene merhaba demek istercesine demir parmaklıkların arasından dallarını, yapraklarını, çiçeklerini uzatıyor. Perde yerine çiçek çektiği pencerenin önünde, emekli koltuğunda oturuyor Mine. “Rikki Tikki, ben bu kitapta bir gelincik ile bir çocuğun dostluğunu sevdim,” diyor neredeyse altmış yıl önce okuduğu kitabı anlatırken. Sözünü ettiği gelincik, ilkbahar geldiğinde tarlalarda açan kırmızı çiçekli bitki değil. Hem sincaba hem de kediye benzeyen, boyunun posunun küçüklüğüne bakmadan devasa yılanları alt eden bir hayvan.

Çocukluğu, akrep girdiyse çıksın diye ayakkabıların giyilmeden önce yere vurulduğu güneyde geçmiş Mine’nin. “Ama ben akreplerden değil yılanlardan korkardım.” Anlatırken bile ürperiyor. “Üstelik oralarda pek yılan yoktu, ben hiç karşılaşmadım. Ama teyzem bana öyle ürkütücü yılan hikâyeleri anlatırdı ki sanki her yerden karşıma yılan çıkacak diye ödüm kopardı.”

Rikki-Tikki-Tavi, Rudyard Kipling’in 1894 yılında İngilizce olarak yayınladığı The Jungle Book (Cengel Kitabı) kitabındaki öykülerden biri.

Hikâyenin kahramanı Rikki-Tikki-Tavi bir tür gelinciğe benzeyen mungodur. İsmini düşmanına saldırmadan önce çıkardığı keskin çığlığından alır. Genç Rikki, annesi ve babasıyla yaşadığı çay bir gün şiddetli bir yağmur yüzünden taşınca akıntıya kapılır. Kendine geldiğinde başında bir oğlan vardır: Harry. Çocuk koşar mutfaktan bir parça et alıp Rikki’yi besler, böylece dostlukları başlar. Harry’lerin evi ormanın tam kıyısındadır. Meraklı Rikki geceyi Harry’inin odasında geçirir. Sabah olup da bahçede yaşayan canlılarla ahbaplık ederken terzikuşu Darzi ve karısının acı acı ağlayışını işitir. “Neniz var?” diye sorduğunda yuvadan düşen yavrularından birini Nag’ın yediğini öğrenir. Nag’ın kim olduğu sorusuna yanıtı otların arasından çıkan korkunç kobra yılanı verir, “Nag benim.”

İki hayvan kapışmaya hazırlanırken Nag’ın karısı Nagina, Rikki’ye saldırmak için usulca arkasından yaklaşır. Sinsice planı Darzi’nin uyarısıyla boşa çıkar. Rikki’nin gelişinden rahatsız olan Nag ve Nagina evde insan kalmazsa, Rikki’nin de burayı terk edeceğini ve bahçenin tamamen kendilerine kalacağını düşünür. Bir plan yaparlar: Nag eve gizlice girecek, becerebilirse adamla karısını, bir de çocuğu öldürecektir. Kurulan tuzağı tesadüfen öğrenen Rikki, karanlıkta Nag’ı gafil avlar. Alt alta üst üste ölümüne bir mücadeleye girişirler. Rikki tam kendinden geçip yenilecekken Harry’nin babası elinde tüfekle yetişir ve Nag’ı öldürür.

Bahçenin bir köşesinde kobraların yumurtaları olduğunu öğrenen Rikki, eğer bu yumurtalar yavruya dönüşürse kuşlar ve insanlar için büyük bir tehlike oluşturacağının farkındadır. Darzi’nin karısıyla birlikte yumurtalarından uzaklaştırmak için Nagita’ya bir oyun oynarlar. Terzikuşunun hilesine kanan kobra yuvasından ayrılınca Rikki, yumurtaları hızlıca kırar. Tam son yumurtaya geldiğinde Darzi’nin karısı telaşla döner ve Nagita’nın kandırıldığını fark ettiğini ve insanları öldürmek için eve gittiğini söyler. Rikki eve vardığında bütün aileyi kahvaltı sofrasında kıpırdamadan otururken bulur. Nagita her an ısırmak üzere Harry’in ayakları dibine çöreklenmiştir. Rikki, Nagita’nın dikkatini elindeki son yumurta ile dağıtır. Bunu fırsat bilen babası Harry’yi bir anda yanına çekerek kurtarır.

Rikki ve Nagita birbirlerini yakalamak için karşılıklı saldırırlar. Ortalık toz duman olur. Nagita kurnazca Rikki’nin yere bıraktığı yumurtaya yaklaşır ve birdenbire ağzıyla kaparak kaçar. Peşinden koşan Rikki, kobrayı tam yuvasına girerken kuyruğundan ısırır. Yılan onu karanlık deliğe, ölüme çeker. İki ezeli rakip arasındaki amansız mücadeleyi izleyen bahçe sakinleri dostları için ağıtlar yakmaya başlamışken yuvadan sağ çıkan Rikki-Tikki olur.

O günden sonra Rikki, aileyle birlikte yaşar ve bahçeye hiçbir yılanın girmesine izin vermez.

Mine, Rikki-Tikki-Tavi’yi çok sevmiş. Bu yüzden de üç kez peş peşe okumuş. Öyle görünüyor ki Rikki sadece Harry’inin bahçesindeki zehirli yılanları öldürmekle kalmamış, teyzesinin anlattığı ürkütücü hikâyelerdeki korkunç yılanları da öldürüp Mine’nin dostluğunu kazanmış.

Rikki-Tikki-Tavi Rudyard Kipling Türkçeleştiren: N. Özön ve H. Örs Köyhocası Matbaası, Ankara, 1935, 23 sayfa

Rikki-Tikki-Tavi
Rudyard Kipling
Türkçeleştiren: N. Özön ve H. Örs
Köyhocası Matbaası,
Ankara, 1935, 23 sayfa

 

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Doğan Gündüz 1966’da İstanbul’da doğdu. Kitapları: Kaçan Uykuların Peşinden (Can Çocuk, 2013), Sahi Benim Annem Hangisi? (Can Çocuk, 2014), Kayıp Çocuklar Bahçesi (YKY, 2015), Unutma Oyunu (YKY, 2015), Alaturkadan Alafrangaya Zaman Osmanlı’da Mekanik Saatler (Ege Yayınları, 2015), Acayip Bir Hediye (Can Çocuk, 2015), En Sevdiğim Oyuncak (YKY, 2016), Fare Adlı Kedi (Can Çocuk, 2016), Bisküvi Kutusundaki Martı (Can Çocuk, 2016), Denize Mektuplar Atan Çocuk (YKY, 2018), Ailenin En Yaramazı (Can Çocuk, 2018)

Yorum yaz