İyi Kitap

Kanatsız Arı Mu, farklı olanın farklılıklarını değil herkese iyi gelen özelliklerini ön plana çıkartmanın ve onu sevmenin, dünyayı güzelleştirebileceğini gösteren bir hikâye.

Yazan: Burcu Arman

Bir topluluğu topluluk yapan şey, bireylerin birbirine benzemeleri midir? Yoksa farklılıkların oluşturduğu ahenk midir? Şu satırları okuyanların yüzde doksan dokuzu eminim ikinci seçeneğe kafa salladı. Evet, kesinlikle katılıyorum. Peki, o zaman engelliler bizden farklı oldukları için mi toplumda var olma mücadelesi veriyorlar? Ya da başka bir tarafa bakalım; farklı etnik kökenlere sahip olanları, farklı dinlere inananları  -ya da hiç inanmayanları- farklı toprakların insanlarını, farklı cinsel kimlikleri neden her yerde ötekileştiriyoruz? Başta güzel olan ahenk seçeneğine ne oldu? Kanatsız Arı Mu aslında çok klasik bir çocuk hikâyesi. Ama bir toplumu toplum yapan en önemli şeylerden birinin altını güzelce çizebilenlerden…

Arı Mu, tüm bal arısı kovanının aksine kanatsız. Nedenine niçinine girmiyor bile Ahmet Şerif İzgören. Öyle işte, önemli mi? Ama her yerde olduğu gibi bu kovanda da sonradan aldığı soyadıyla bir “Gerekligereksizherşeyekarşıçıkan” vardır: Kara Vezir. Kanatsız bir arının varlığını anında Kraliçe Arı’ya bildirmek onun görevi elbette. Kraliçe Arı, önce neler olduğunu anlamak ister. Ve Mu’nun arkadaşlarını çağırır. Arkadaşları Mu’nun bal toplayamadığını onaylar, ancak onun öyle güzel bir neşesi öyle güzel bir gülüşü vardır ki tüm diğerlerini motive ederek daha iyi ve mutlu çalışmalarını sağlar. Kara Vezir buna itiraz eder. Kurallar var! (Ah elbette kurallar bozulmak için var!) Kovanın düzeninden sorumlu Kraliçe çözümü bulur: Eğer bal miktarında azalma olursa o zaman bir daha konuşulur. Üstelik tanışmak için yanına gittiği Mu, “yasak” olduğu halde onun gözlerine bakmış ve fevkalade güzel olduklarını söyleyerek Poli adını verdiği Kraliçe’yi çok mutlu etmiştir.

Fakat başka güzel bir gün, yine Kara Vezir “çılgın” bir haberle gelir! Arılar balı ısırgan otuyla taşıyor! Nasıl olabilir, kurallar gelenekler bozulur mu? Kraliçe Arı yine olayın ardındakileri öğrenmek ister. Mu’nun dâhiyane fikri şöyledir; polenler ısırgan otuna yapışır ve böylece büyük yapraklarla daha fazla polen taşınabilir. Bu nasıl mı olacak? Elbette yardımlaşarak! Dört arı bir yaprağı toplar ve sonunda çok daha kısa bir süre içinde işler biter. Üzerine henüz adını bile bilmedikleri “eğlence” için zamanları bile kalır.

Çocukların hayatta karşılarına çıkabilecek birçok tipi, arılarla modellemiş İzgören. Bunu yaparken de kimseyi çok fazla incitmemeye çalıştığı aşikâr. En başta da söylediğim gibi, farklı olanın farklılıklarını değil herkese iyi gelen özelliklerini ön plana çıkartmanın ve onu sevmenin, dünyayı güzelleştirebileceğini göstermesi çok önemli. Dahası bunların tümünü yaparken de kimseyi parmakla göstermemesi takdire şayan. İşte bu okumaya değer bir hikâye…

Kanatsız Arı Mu Ahmet Şerif İzgören Resimleyen: Pervin Özcan Elma Çocuk, 40 sayfa

Kanatsız Arı Mu
Ahmet Şerif İzgören
Resimleyen: Pervin Özcan
Elma Çocuk, 40 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz