İyi Kitap

Şehzadenin Sırrı

Umut vadeden, heyecan verici şeyler üretebilme kapasitesinde tutkulu bir yazar Halime Yıldız. Ne ki bu kitap kulağımın arkasına hep aynı türküyü fısıldıyor: “Ham meyvayı kopardılar dalından.”

Yazan: Melek Özlem Sezer

Halime Yıldız, enerjisi yüksek, jestleri, sevinçleri önemseyen, hayatla şakalaşmayı seven, tutkulu bir yazar. Bu duygusal çeper, kendini tanımlayışına da yansıyor:

“Çocukluğum ıhlamur, gül ve orman kokusundan oluşan şahane bir Balkan reçelidir.”

Yüksek enerjisi, kuşkusuz ondaki özel şeyler üretme kapasitesine işaret ediyor. Ne ki bazen bu yüksek enerji, yazarı aceleci kılıp, ayağına çelme takıyor. Parlak fikirlerin, hoş dil oyunlarının tadını kaçıran sarkmalar, dağılmalar, akıcılığı bozan karışıklıklar, hitap ettiği yaş grubundaki belirsizlik, kurguda mühendislik hataları ve kimi zaman şu tür dil bozuklukları, sanırım bu aceleciliğin sonuçları:

“Masal, öykü, deneme, gezi yazısı ve şiir türünde yazılar yazarım, resim yaparım, türkü dinlerim…”

Şiir türünde yazılar yazmakla ne kastediyor acaba, seciyle uğraştığını mı? Yine özgeçmişinde diyor ki:

“Eğitimime Bulgaristan’da başladığım için Türkçe okuma yazmayı, Türkiye’ye geldikten sonra yani on yaşımda öğrendim.”

Kuşkusuz bu başlangıç, dil hataları için bir mazeret olamaz. Olsaydı da editörün düzeltmesi gerekirdi. Ne ki editörlük hataları, insanı şaşırtacak boyutta. Göze en çok çarpandan başlayalım. Okumaya yeni başlayanlar için seçilecek irilikteki puntolarla basılan kitap şu sözle bitiyor:

“Masallarını kaybeden kişi, hakikatini de kaybeder.” Evvelbugün içinde böyle der hakikatçi.

Hakikat, hakikatçi gibi kelimeler; Defter dergisinden bir makale okuduğum zannını yaratıyor bende. Bir
ilkokul öğrencisi bu tip cümleleri anlayamayıp destek aradığında, öğretmeni “hakikat”i nasıl açıklayacak? Sanırım bir felsefeciye başvuracak, o da şöyle cevap verecek: Nesnel gerçeğin düşüncedeki yansısı… Gerçek ile hakikat aynı şeyler değildir. Gerçek nesnel gerçekliği, hakikat ise bu nesnel gerçekliğin zihnimizdeki öznel yansısını dile getirir. Örneğin elimizde tuttuğumuz kalem gerçek, onun zihnimizdeki yansısı hakikattir.

Sanırım, bu kitaptaki iddialı cümleler için Brigit Labbe’nin Çıtır Çıtır Felsefe Serisi’ne bir “Gerçek ve Hakikat” kitabı eklemesine ihtiyacımız var.

“Masalın bilinçaltına yazdığı unutulmaz.” diyor, evvelbugün içinde masalcı. Doğrudur. Ama akademik altyapıdaki eksiklik; bu gerçeğin küçük bir çocuğa aktarılmasının böyle söyleyip geçmekle mümkün olmadığını, başlı başına bir kitap konusu olduğunu ve bilinçaltının anlamını, üstelik çocuk seviyesine uygun bir yalınlıkla ve ustalıkla açıklanması gerektiğini görmemeye neden oluyor. Peki, ama neden düşülüyor bu hatalara, iddialı söz söyleme hevesiyle mi?

Fark ettim ki kitabı okurken sık sık dönüp özgeçmişe bakma ihtiyacı hissetmişim. Çünkü kitap kimi zaman hoş bir şekilde yükseliyor, sonra sıkıcı bir şekilde düşüyor ve insanı onu tanımlamakta çaresiz bırakıyor. O zaman da yazarın kendini nasıl tanımladığına bakıp bir çıkış arıyoruz.

“Karıncalarla çarpışmamak için yolun deniz tarafından yürürüm, canım sıkıldıkça yüzerim, yüzerken balıklara şiir okurum. En çok şiir okurken kendime benzerim.”

Bu satırlar bana hoşlukların müjdecisi gibi geliyor. Sonra yazar “Kitaplarımın yüz yıl sonra da okunduğunu hissedersem yeniden dünyaya gelir, yıldızlara püskül takarım.” diyor. Kalıcı olma arzusu, yazarı disipline eden, zayıf parçaları ayıklayabilmesini sağlayan ve tembellikten kurtaran bir motivasyon. Öyleyse yazarın öncelikle çocuk edebiyatının, akademik altyapı gerektirdiği bilinciyle kendini yetiştirmesi, hangi yaş grubuna sesleneceğini seçip bu seçimde tutarlılık göstermesi gerekirdi. Ben Halime Yıldız’ın özel şeyler üretebileceğine kesinlikle inanıyorum, ne ki bunun için şunları yapmalı diye düşünüyorum: Yaratıcı, kendine özgü cümlelerini baz alıp, kimi zaman rüküşlüğe düşen, edebiyat seviyesine çıkmamış tüm cümlelerini ayıklaması. Konuyu dağıtmaması, sarkmalardan kurtulması. Örneğin öksüz, yetim yavru balinanın duygu atmosferini verirken, hem eski Türk filmlerini andıran laflarını uzatıp sıkıcılaşıyor hem alandaki akademik çalışmaları takip etmediği hissi vererek yanlış bir duygu öğrenimine neden oluyor hem de edebi açıdan zayıflıyor. Konuyu uzatmadan, iletisine dikkat ederek, yavru balinanın denizaltını annesi zannetmesi gibi yaratıcı fikirlere odaklanmalıydı. Akıcılık ve kurgunun kolay anlaşılması için tüm fikirlerini elemeden o kitapta değerlendirme yerine, kitabın ihtiyaçlarını ön plana almalıydı. Bir yazarın kendi kitabını resimlemesi, anlatısını görsel olarak da hayal edebilmesi kuşkusuz müthiş bir olanak. Ancak resimler de tıpkı metinde olduğu gibi aynı seviyede kalamıyor. Harika olmasalar da kimi resimler yeterli, kimileri ise eski okul kitaplarını aratmayacak yavanlıkta ve amatörlükte.

Yazar bazen kitabındaki dünyaya o kadar kaptırır ki kendini, yazdığı hiçbir şeye kıyamaz. Bu durumda serinkanlı, profesyonel, yarına ulaşmayı sağlayacak bir editör, gerekli müdahalelerle ama yazarın enerjisini de düşürmeden silkelenmeyi sağlar. Umut vadeden, heyecan verici şeyler üretebilme kapasitesinde tutkulu bir yazar Halime Yıldız. Ne ki bu kitap kulağımın arkasına hep aynı türküyü fısıldıyor: “Ham meyvayı kopardılar dalından.”

Kuşkusuz bu sorunlar yalnızca yazarı değil, yayınevini ve editörü de bağlıyor. Evrensel Çocuk Kitaplığı; arkasındaki idealist yapıyla, birikimle ve tüm çocuklara ulaşma hedefindeki fiyat politikasıyla değerli bir yayınevi. Ama bu maliyet düşürme tavrı; profesyonel, alt yapısı sağlam, çocuk edebiyatındaki yükselişi yakalayabilen, bilinçli olduğu kadar yetenekli bir editörün yokluğuna da sebep oluyor ve ortaya böyle acı sonuçlar çıkıyor. Oysa Evrensel, ismine layık olarak evrensel değerler ve daha iyi bir dünya/bir gelecek kurmak adına yüksek bedeller ödeyen, idealist, yarına inanan insanlardan oluşan kolektif bir yapı. Öyleyse profesyonel bir editörle ve iyi ressamlarla çalışmanın bedelini de ödeyecek kadar kendi fikirlerini ve vaatlerini önemsemeli. Ki Evrensel, Bülbülü Öldürmek ya da Heidi kadar değerli bulduğum bir kitabı, Rafik Schami’nin Bir Avuç Yıldızı’nı kusursuz bir şekilde yayınlamış bir yayınevi. Bunun gibi çok değerli kitapları, Evrensel için bir çıta olmalı ve devrimciliğe dair sözlerini çocuk yayıncılığında da karşılamalı. Bu kolektif yapı daha adil, daha özgür, daha yaratıcı bir gelecek için umudumuzken, bünyesinde çocuk yayıncılığının bugününü yakalamayan ne varsa hepsinden kurtulmalı. Ki Evrensel’e de evrenselliğe de bu yakışır diye düşünüyorum.

Şehzadenin Sırrı Yazan ve Resimleyen: Halime Yıldız Evrensel Çocuk Kitaplığı, 96 sayfa

Şehzadenin Sırrı
Yazan ve Resimleyen: Halime Yıldız
Evrensel Çocuk Kitaplığı, 96 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

21 Aralık 1971’de doğdu. Hacettepe Üniversitesi’nde ekonomi okudu. Ankara Üniversitesi Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı’nda yüksek lisans yaptı. Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nde masal analizi dersleri verdi. Milliyet Çocuk (Miço) dergisinde köşe yazarlığı yaptı. TRT radyolarına masal programları hazırlayıp sundu. Şiir, öykü ve masal alanlarında uğraş veriyor. Yaşamını senaryo yazarlığı ve seslendirme yaparak kazanıyor. 1998 Cemal Süreya, 2000 Behçet Aysan ve 2011 Nüzhet Erman Şiir, 2001 Arıburnu En İyi Uzun Metrajlı Film Öyküsü, 2010 Oğuz Tansel Halk Bilimi ödülleri var. Kitapları: Şiir: Derin, Söğüt Sefareti, Söğüt Sefası Meyhanesi, Yusuf ile Zeliha, Sözcük Dülgeri Ali (Azerbaycan), Nefser Araştırma-İnceleme: Masallar ve Toplumsal Cinsiyet, Masal Masal Matitas (Yetişkinler için masal antolojisi) Çocuk Kitapları: Sakız Çiğneyen Kedi, Eldivenlerimi Kim Çalıyor? Büyüklere Mektuplar, Büyüklerle Dalga Geçme Dersleri, Karagöz’ün Gölgesini Kim Çaldı? Eyvah Gölgeler Değişiyor, Ejderhamın Sevdiği Oyunlar, Dolapta Kim Var, Benim adım On üç, Uuuu, Yokoko, Sordum Durdum, Şiir Yazdım Masal Sandım

Yorum yaz