İyi Kitap

“Belirsizliği, tutarsızlığı, çelişkiyi, kararsızlığı kucaklamaya istekli ol.”

Leonardo Da Vinci

Yazan: Özlem Toprak

Leonardo Da Vinci hakkında ne çok kitap vardır. Sadece ismi bile kitap adı olarak ne çok kullanılmıştır. Sır, bilinmezlik, gizem, yetenek, deha… Tüm bu kavramlar ve daha fazlası hep Leonardo’yu çağrıştırır. Zira yaşamı ve yapıtları hepimiz için bilinmezliklerle doludur. Mona Lisa ya da Son Akşam Yemeği resimleri hâlâ gizemlerini koruduklarından, sıklıkla gündeme gelirler. Hep yeni görüşler atılır ortaya, incelenir, yorumlanır bir daha ve bir daha.

Yani kısaca hakkında binlerce kitap, makale yazılmış, romanlara, filmlere konu olmuş, ressam, heykeltıraş, bilim adamı, mucit olarak dünya tarihinin en gizemli ve tanınmış kişilerinden birisi olan Leonardo Da Vinci hep çekici bir isim olmuştur. Adının geçtiği ya da yaşamından bahsedilen her kitap bir adım öndedir. Çünkü merak edileceği daha başından bellidir.

İşte şimdi elimde yine adının geçtiği ve hatta Leonardo’nun da maceraya dâhil olduğu bir hikâye var: Leonardo’nun Son Defteri. İsmini okur okumaz göndermeleri bol bir kitap olduğunu düşündüm, Leonardo’nun defterleri meşhurdur ne de olsa.

Bakalım hikâye beni haklı çıkaracak mı?

Doğan Egmont yayınlarından çıkan kitabın yazarı
B. B. Wurge. Yine ilk defa duyduğum bir yazarla karşı karşıyayım. Benim cahilliğim mi acaba diyerek koyuldum araştırmaya. Türkçeye ilk, hatta tek çevrilen kitabının elimdeki kitap olması, içime biraz su serpti. Meğer B. B. Wurge yazarın mahlasıymış. Asıl adı ise Michael Graziano. Princeton Üniversitesi’nde Psikoloji bölümünde doçent doktor olan yazar; bilinç, bilişsel düşünce vb. birçok çalışmaya imza atmış ve bu alana önemli katkılar sağlamış biri. Bilimkurgu da dâhil olmak üzere farklı türde dört yetişkin, üç de çocuk romanı var. Araştırmamda anladığım kadarıyla sadece çocuk kitaplarında B. B. Wurge mahlasını kullanıyor. Bunun nedenini açıkladığı bir makale ya da röportaja rastlamadım. Belki ülkemizde kitabını okuyan ve yazıdan bu bilgiyi de edinen çocuklar yazara mail yoluyla sorabilir.

Leonardo’nun Son Defteri kitabı aslında Michael Graziano’nun 9 yaşındaki oğluna gece yatmadan önce anlattığı hikâyelerden oluşuyor. Hatta yazar bir röportajında kitabın ortaya çıkma hikâyesini şöyle anlatmış; “Hikâyeleri orangutan kostümü giyerek anlatıyordum ve bir gün oğlum bana ‘umarım beni de bir şeye çevirmezsin,’ dedi. Ben de, ‘Şapşal olma umarım seni yaratıcı ve hayalperest bir insana dönüştürebilirim,’ cevabını verdim.” Yazarın oğluna yanıtı hayal gücü gelişmiş, yaratıcı çocuklar arzuladığını ve hatta kitaplarıyla da bu arzusunu desteklediğini gösteriyor.

Hayat bir anda tepetaklak olursa!

New York’ta başlayan hikâyenin anlatıcısı 10 yaşındaki Jem. Asıl adı Jeremy. Jem, babasıyla birlikte mutlu bir hayat sürmektedir. Babası Manhattan’daki bir gökdelenin bodrum katında devlet için çalışan, sürekli deneyler yapan ama ne üzerine çalıştığı bilinmeyen, Leonardo Da Vinci hayranı bir bilim adamıdır. Adeta Jem, babası ve Leonardo aynı evi paylaşır gibidirler. Jem ise babasının tuhaf hallerine alışmış, hayal gücü gelişmiş, akıllı bir çocuktur. Babasının Leonardo hayranlığı sayesinde o da en ince ayrıntısına kadar Leonardo’nun hayatını bilmektedir.

Babasının türlü türlü deneylerini, eve tuhaf hallerde gelişlerini olağan karşılayan Jem, bir gün öyle bir şeyle karşılaşır ki gözlerine inanamaz. Babası kendisini iki metre boyunda bir orangutana dönüştürmüştür ve bu deneyin dönüşü yoktur! İşte o gün, hayatlarının dönüm noktası olur. Önce babası işini kaybeder, sonra evlerinden atılırlar. Ayrıca bir orangutan baba ile sokaklarda yürümek, alışveriş yapmak ya da bir kafeye oturmak pek de kolay değildir.

Yazar orangutan metaforuyla günümüz dünyasına, metropollerdeki insan yaşamlarına ve ilişkilerine açıkça göndermede bulunuyor. İnsanları görünüşlerine göre değerlendirmek, tanımadan yargılamak, anlamaya çalışmamak ve hiçbir ilişkiye emek harcamamak gibi yeni dünya düzeni insanının özelliklerine çarpıcı bir eleştiri getirdiğini söylemek mümkün.

İmkânsızın peşinden gitmek!

Jem ve artık orangutan olan babası, çareyi acımasız ve tahammülsüz insanların yaşadığı bu koca eyaletten gitmekte bulurlar. Leonardo’nun hayatıyla ilgili bir bilinmeyeni ortaya çıkarmaktır artık hedefleri. Çıktıkları zorlu yolculuk, maceradan maceraya sürükler baba ve oğlu. Geçtikleri kasabalar, konakladıkları yerler bambaşka deneyimler yaşatır onlara.

Baba ve oğlun yaşadığı serüven ve kitabın sürprizli sonu bize, hayatlarımızı kimi zaman çaresizlik ve tükenmişlik duygularıyla sürdürürken bir tutkunun hatta imkânsız görünen bir tutkunun peşine takılıp hayatını tamamen değiştirmeyi göze almanın, aslında bir son değil de bir başlangıç olabileceğini gösteriyor.

Bilim, teknoloji, tarih gibi farklı alanlarda bilgilerin de yedirildiği eğlenceli hikâye, günümüz dünyasının ve geçmişin gerçeklerinden yola çıkarak gerçeküstü bir durumda sunuluyor. Öte yandan bana göre bu kitap, yine de fantastik edebiyatın içinde sayılabilecek bir kurgu değil. Yansıtmak istenen fikri anlatabilmek için gerçek ve gerçeküstü bir arada kullanılmış demek daha doğru olabilir.

Aslında yazar farklı bir anlayışla kurguladığı kitabıyla hiçbir şeyin imkânsız olmadığını ve hayatın içinde sonsuz bir varoluşun mümkün olduğunu söylüyor. Sonsuz varoluşun biçimlerini düşünmeyi, bunun üzerinde kafa yormayı da okura bırakıyor. Ne de olsa hakkını vermeye, görece güvenli limanlara sığınmak yerine akışa kendini bırakabilmeye hazır olanlar için, hayatın sunacağı pek çok mucize var.

Leonardo’nun Son Defteri B. B. Wurge Türkçeleştiren: Renk Özcan Doğan Egmont Yayınları, 112 sayfa

Leonardo’nun Son Defteri
B. B. Wurge
Türkçeleştiren: Renk Özcan
Doğan Egmont Yayınları, 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz