İyi Kitap

Üç kuşağın yazarı: Gülten Dayıoğlu

Bu yıl sekseninci yaşını kutlayan Dayıoğlu, tam elli iki yıldır çocuklar ve gençler için hikâyeler anlatmaya devam ediyor. İlk günkü heyecanla söz söylemeye, masallar kurmaya devam eden yazar, sekseninci yaşında sekseninci romana imza attı.

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Çocuk ve gençlik edebiyatının, dur durak bilmeksizin üreten usta kalemi Gülten Dayıoğlu, tam üç kuşağa yazarlık etmiş bir isim. Kim bilir kitaplarını daha kaç kuşak okuyacak ve o kitaplar kim bilir kaç çocuğa daha okuma sevgisi aşılayacak…

Bu yıl sekseninci yaşını kutlayan Dayıoğlu, tam elli iki yıldır çocuklar ve gençler için hikâyeler anlatmaya devam ediyor. İlk günkü heyecanla söz söylemeyi, masallar kurmayı sürdüren yazar, sekseninci yaşında sekseninci romana imza attı. Muhtemelen seksen birinci kitap da yoldadır.

Dayıoğlu’nun Şamanizm gibi gizemli ve merak uyandıran bir konuya el atan son romanı Yoksa Sen misin?’in başlangıcındaki yazıdan bahsetmek istiyorum. “Romanın Yazılış Serüveni” başlıklı bu giriş yazısında Dayıoğlu’nun yazınsal üretim süreciyle ilgili ilginç bir bilgiye rastlıyoruz. Ama öncelikle şunu söylemem gerek: Günde en az altı saat çalışan yazar, bu romanı tam 16 yıl önce yazmaya başlamış aslında. Romanın yazılış serüveninin anlatıldığı yazıda, Dayıoğlu bazı tutku ve takıntıları olduğundan bahsediyor ve şöyle diyor: “Örneğin romanı yazmaya girişmeden önce, ayrıntılı araştırmalar yapmak tutkularımdan biri. Takıntım ise kitap dosyasını altı kez okuyup zihin ve gönül süzgecimden geçirmeden yayınevine verememek. Elli iki yıllık yazarlık yaşamımda bu tutku ve takıntı hep böyle süregeldi.” İşte yarım asırdan bu yana böylesi bir emek, titizlik, tutku ve aşkla üretiyor Dayıoğlu. Beri yandan her daim kendini yenilemeye ve değişime ayak uydurmaya çalışan, gelişime açık bir yazar var karşımızda. Pek çok önemli esere imza atan Dayıoğlu’nun bunca yıldır okunmasının ve her devirde sevilmesinin nedeni de bu olsa gerek.

Gülten Dayıoğlu, küçük bir çocukken öğretmen ve yazar olmayı düşlemiş ve bu iki düşünü de gerçekleştirmiş bir isim olarak karşımıza çıkıyor. Bir söyleşisinde “Ben kendimi bildim bileli yazıyordum” diyen Dayıoğlu’nun yazarlık yolu, ilkokul üçüncü sınıftayken öğretmeninin ondaki yazım yeteneğini keşfetmesiyle açılmış aslında. Yazılı anlatım ödevlerini değerlendiren öğretmeni, küçük Gülten’e kütüphanenin kapılarını ve kitapların dünyasını açmış, ona kendini geliştirme ve gerçekleştirme olanağı sunmuş. Her ne kadar liseden sonra hukuk fakültesine gitse de sonu gelmemiş bu eğitimin, zira öğretmen olmayı kafa koymuş o. Derken hem öğretmen hem yazar olmuş. Her iki mesleğini de hep en iyi şekilde icra etmek için çalışıp çabalamış. Bu arada ilginçtir ki kitap yazma işine de öğretmenlik yaptığı dönemde, kütüphanede düzgün Türkçe ile yazılmış çocuk kitabı bulamadığı için girişmiş. Her daim yazarak geçen seksen yıllık ömrüne seksen kitap sığdıran Gülten Dayıoğlu, iyi ki yazar olmuş, iyi ki çocuklar ve gençler için yazmış ve yazmaya devam ediyor…

Yoksa Sen misin? Gülten Dayıoğlu Altın Kitaplar, 288 sayfa

Yoksa Sen misin?
Gülten Dayıoğlu
Altın Kitaplar, 288 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi Bölümünden, 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın Bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Aydınlık Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, Arka Kapak, Trip Dergi, Sabitfikir, sabitfikir.com, kulturservisi.com, isimizgucumuzkitap.com, zeroistanbul.com, K24, gazeteduvar, sivilsayfalar.org gibi farklı mecralarda yayınlandı/yayınlanıyor. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan “Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından…” isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Henüz yayınlanmamış iki kolektif kitap çalışmasına katkıda bulundu. 2015-2018 yılları arasında Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Uzman olarak görev yaptı ve Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile birlikte çalıştı. Aynı zamanda İnsan Hakları Anabilim Dalı-İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’nda, Kuçuradi’nin danışmanlığında “Gazetecinin İşi, Hak Gazeteciliği ve İnsan Hakları” başlıklı tezini tamamladı. Eşinin atanması nedeniyle Maltepe Üniversitesi’ndeki işinden ayrılmak zorunda kaldı. Şimdilerde Safranbolu’da yaşıyor ve okuyup yazma işini hevesle sürdürüyor.

Yorum yaz