İyi Kitap

Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’nün de sahibi, yazar ve çevirmen Salah Naoura’nın ilk kez Türkçeye çevrilen İmdat! Çıkarın Beni Buradan kitabındaki karakterlere hayran olmamak mümkün değil.

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Yolda yürürken aniden bir çukura düşsem hiç şaşırmam. Ne de olsa yaşadığım ülkenin bana kazandırdıklarının(!) farkında, bilinçli bir vatandaşım. Ancak başka bir yerde, mesela kimsenin birbirini kandırmadığı ve dolayısıyla kimsenin başkasının affına sığınmadığı o tuhaf ülkelerin birinde olsaydım, normalde her zaman geçtiğim bir yolda çukura düşsem dehşete kapılır, karalar bağlardım. Neyse ki böyle bir derdim yok, şükürler olsun. Milletçe düşe kalka gidiyoruz, hamdolsun.

Ancak ne yazık ki Kazma ailesinin en küçük ferdi, on yaşındaki Henrik benim kadar şanslı değil. Onun sıradan hayatı sağda solda açılan çukurlarla epey tuhaflaştı doğrusu -çünkü az önce bahsettiğim o tuhaf ülkelerden birinde yaşadığı için bunu hazmedemedi-, bununla da kalmadı, Henrik bizzat o çukurlardan birinin içine düştü. Aslında bahçesine ve yetiştirdiği ananasgillere fazlasıyla düşkün annesi, oyuncak trenlere karşı sevdası dağları aşmış babası ve pop starın birine abayı yakmış ablasıyla tekdüze bir yaşamı vardı. Gerçi diğerlerinin bütün bu muhteşem alışkanlıklarının yanında kendisinin sakızlara olan ilgisi dalga konusuydu ama yine de sorun değildi. Ancak bir gün kapı çaldı ve anneannesi Cordula Nine bir anda karşılarında belirdi, işte her şey böylece tuhaflaşmaya başladı.

Huysuz ve Tehlikeli 1: Cordula Nine

Cordula Nine bildiğimiz büyükanneler ya da büyükbabalara benzemiyordu. Kazma ailesi ona sıkıcı geliyor, kimsenin doğru düzgün kavga bile etmeyişi içine dert oluyordu. Bir de kafasının karışıklığı meselesi vardı, güya o yüzden uzun zamandır bir bakımevinde kalıyordu, ta ki kaldığı odanın perdeleri alev alıp tutuşana dek, hay Allah işe bak! Henrik’e göre büyükannesinin kafasının karışık olduğu falan yoktu, o sadece biraz huysuzdu ve biraz tuhaf ve bir de Henrik’in adını bir türlü aklında tutamıyordu ya da tutmak istemiyordu.

Kazma ailesi, büyükannenin gelişiyle birlikte bir kişi daha genişledi, ancak bu ziyaret sadece bununla kalmadı. Bir gün Cordula Nine, bu iç bunaltıcı aileden daralıp Henrik’e (ya da Hinnerk’e veya Herrmann’a) kendi büyükbabasına ait üç külçe altının yakınlarda bir yerde gömülü olduğunu söyledi ve işte her şey o zaman başladı. Önce bütün aile çıldırdı, öyle ki Henrik’in babası oyuncak trenlerini, annesi bahçesini, ablasıysa aşkından yanıp kül olduğu pop starı derhal unuttu; sonra tüm kasaba ayağa kalktı, herkes kazmayı küreği kaptığı gibi soluğu çukur açmakta aldı.

Karanlık Dünyalara Renkli Kahramanlar

İçlerinde Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’nün de olduğu pek çok ödülün sahibi, yazar ve çevirmen Salah Naoura’nın ilk kez Türkçeye çevrilen İmdat! Çıkarın Beni Buradan kitabındaki karakterlere hayran olmamak mümkün değil. Bir kere inanılmaz muzır bir büyükanne söz konusu. Öyle ki afacan bir çocuk gibi Henrik’in hiç kavga etmeyen annesiyle babasının arasına bile çomak sokup onları birbirine düşürebiliyor. Sonra bir de Henrik’in en yakın arkadaşı Jayden var, gerçi büyükannesi yüzünden onların da arası bir ara açılıyor, ama neyse. Jayden hepsi birbirinden eğlenceli üç büyükannesi; babaannesi, anneannesi ve üvey anneannesiyle birlikte yaşıyor ve bir de müthiş koku alma yeteneğine sahip bir köpeği var; adı da Burun, çünkü dedim ya köpek acayip koku alıyor. Ha, ayrıca Nepal’den geldiği için oraların diline de epey hâkim. Tabii Kazma ailesinin yan komşusu, eski denizci Bay Gumpert’i de unutmamak gerek, merakından bir gözü hep kıvrık dürbününde, dışarıda olup biteni kontrol eden Theodor Gumpert.

Önemsenen ve sahip olunan her şeyin bir kenara atılması, topyekûn bir galeyanın ortaya çıkması ve kontrolün tamamen kaybolması için tek bir fısıltı kâfi. Yeter ki insanların çıkarlarına şöyle bir değsin, herkes işini gücünü bırakıp onun peşine düşecektir. Bu özellik dil, din ve ırk ayırt etmiyor sanırım, doğruluğu kanıtlanmamış bilginin arkasından, sırf menfaat uğruna, tüm gemileri yakıp körlemesine gitmek insanoğlunun genel sorunu. İşte Salah Naoura da bundan bahsediyor: Birinin ağzından üç külçe altının lafı çıkıyor, sonra gelsin temaşa, gitsin cümbüş.

Kitabın içinde çok fazla çizim yer almıyor, sadece bölüm başlarında yazarın eğlenceli dilini destekleyen siyah beyaz, küçük resimlemeler tercih edilmiş. Yazar, rolü az ya da çok her bir kahramana, ayrı bir karakter ve ses kazandırmayı başarmakla birlikte kurgunun akışındaki tutarlılığı da korumuş. Bununla birlikte kitabın çevirisinin yanı sıra redaksiyonunun da titizlikle ele alındığı belli oluyor. Bu renkli yazarın, sonunda bizim dilimize de kazandırılmış olması beni çok mutlu etti, darısı diğer kitaplarının başına. Salah Naoura’nın edebiyatımıza ve çocuklarımıza katacağı daha çok şey var. Bizzat ben, özellikle Cordula Nine’nin maceralarının devamını iple çekiyor, serinin ikinci kitabı için İmdat! Çıkarın Beni Buradan’ı sorunsuz ve akıcı bir Türkçeyle bizlere sunan çevirmene ve yayıncıya selamlarımı iletiyorum, bu işe bir el atın lütfen.

İmdat! Çıkarın Beni Buradan Salah Naoura Türkçeleştiren: Suzan Geridönmez Tudem Yayınları, 156 sayfa

İmdat! Çıkarın Beni Buradan
Salah Naoura
Türkçeleştiren: Suzan Geridönmez
Tudem Yayınları, 156 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

Yorum yaz