İyi Kitap

Dünyayı sevgi dolu bir kız kurtaracak!

 

Aslı Tohumcu’nun masalı bir yanıyla kaybetmekte olduğumuz mahallelere, canını yaktığımız hayvanlara, bireyselliklerini görmezden geldiğimiz çocuklara ilişkin koca bir uyarı.

Yazan: Karin Karakaşlı

Hayatımızın zıvanadan çıktığı bir dönemde, olup bitenleri bir çocukla konuşabilmek ve bir yandan da hayal gücüyle şifalanmak ister misiniz? Yanıtınız evetse, Aslı Tohumcu’nun Dünyayı Döndüren Kız’ı tam size göre.

Can Çocuk’tan çıkan ve Mert Tugen’in resimlediği kitap, geleneksel masal anlatımına alternatif kurgusu ve çağımızın en temel sorunlarını masalsılıktan taviz vermeden anlatan özgün içeriğiyle dikkat çekiyor. Ve en başından uyaralım; karşımızda feminist bir masal var. Adından başlıyor zaten kendini açık etmeye: Bu dünya küçük kızların ve kadınların yüzü suyu hürmetine dönecek. Patriarkanın doğal kabul ettirdiği pek çok şeyle yüzleşecek; yemek pişiren ütü yapan babalar, kahve pişiren damatlar, duvarda top sektiren kızlar, ispirtolu kalemle oyuncak bebeklere makyaj yapan oğlanlar ve iş yerinden yorgun gelen annelerle karşılaşıp bir an durakladığınızı fark edecek, tam da yazarın isteğine uygun olarak şöyle bir titreyip kendinize geleceksiniz.

Kitabımızın ana kahramanları Herdemtaze Kasabası’ndan on üç yaşındaki Burak’la, Küpeçiçeği Kasabası’ndan on iki yaşındaki İpek. Gür, ferah ormanın iki yakasındaki çocukların belki yollarının birbiriyle de kesişeceği yok ama daha masalın başında, o huzurlu kasabaları ve güzelim ormanı tehdit eden koyu renk ve berbat kokulu bir lekenin varlığından haberdar oluyoruz. Çocukları da bu kokuyla beraber altüst olan hayata katlanamayıp, dünyalarını neyin böyle tehdit ettiğini anlamak üzere, kokunun kaynağına, ormanın kalbine doğru çıktıkları yol buluşturuyor.

Kurtuluş yolculuğu

Masalımızda sadece bu iki kahraman değil güneş, ay, orman ve hayvanlar da başrolde. Yemeklerin tadının esrarengiz şekilde bozulduğu, anne babaların, nine ve dedelerin birbirine ve çocuklara ilgisini, herkesin de yaşama sevincini kaybettiği günlerin ardından bu kayıtsızlık cehennemine daha fazla dayanamayan iki çocuk aynı yere doğru yola koyuluyor. Masalın büyüsü, onları buluşturan “tesadüfler”e ve zorlu yolculuk boyu her istediklerini içinde buldukları “sihirli çanta”ya dayanıyor. Aslı Tohumcu, sevgi ve hayatın elden kayışını insanı derinden sarsan ayrıntılarla tanımlamış. “Gökkuşakları bile çamurun yedi farklı tonunda çıkıyor, insanlar itişip kakışmaktan fırsat bulup gökkuşağının renklerinin bozulduğunun farkına vardıklarına bile, durumu hemen büyük bir doğallıkla kabul ediyordu” cümlesini okuduğunuzda, siz de çocukların bu pis kokulu lekenin peşi sıra gidip, ormanın sırrına varmasını diliyorsunuz tüm kalbinizle.

Kurguya dâhil olan okur çocuk!

Herdemtaze’yi Heptenbayat, Küpeçiçeği’ni Koparçiçeği Kasabası hâline getiren bu korkunç düzende bu iki çocuğa dört elle sarılıyoruz. Zira yazar da bize onları şöyle tanıtıyor: “Ama sen de pekâlâ bilirsin, en karanlık hikâyede bile sıcacık bir ışık bulunur. Bu hikâyede o ışıktan iki tane vardı. Küçüktüler müçüktüler ama işte, sıcaktılar ve iki taneydiler. Daha ne olsun!”

Dahası Tohumcu, okur çocuğu da kurgusuna dâhil etmiş. Dolayısıyla onunla doğrudan muhabbet ettiği şu satırlar, bu yolculuğun hep birlikte yapılacağını ve yazarın esas meramının ne olduğunu açıkça gösteriyor: “Burak’la İpek, hikâyemin karanlığını aydınlatabilecekler mi, bekleyip göreceğiz. Umut edelim de aydınlatsınlar. Ama her şeyi bu iki çocuktan beklemek haksızlık olur diye düşünüyorsan ki sen bayağı makul bir çocuğa benziyorsun, büyük ihtimalle böyle düşünmüşsündür, o zaman sen de bu iki kasabayı olmasa bile kendi şehrini ya da sokağını kurtarmak için bir şeyler yapabilirsin.”

Söz, müzik, kahkaha

Kurtarılması gereken sokak ve şehirler maalesef fena hâlde tanıdık. Zira dünyanın düzeni bir kez bozulmayagörsün, her canlı bir diğerinin hayatını mahvetmek ve cehennemi katmerleştirmek için adeta yarışıyor. İnsanların birbiriyle sohbeti kesip sadece kavgaya tutuştuğu, kendini alışveriş çılgınlığına teslim ettiği, doğaya hoyratlaşıp yapay güzellikler yaratmaya çalıştıkları düzen, aslında hepimizin şu ya da bu şekilde maruz kaldığı bir zincirleme felaketler silsilesi. Dolayısıyla Aslı Tohumcu’nun masalı bir yanıyla da kaybetmekte olduğumuz mahallelere, canını yaktığımız hayvanlara, bireyselliklerini görmezden geldiğimiz çocuklara ilişkin koca bir uyarı. Bir sistem eleştirisi.

Burak ve İpek’in başına gelen maceraları, inim inim inleyen ormanın kalbinde karşılaştıkları sürprizi, çözmek zorunda oldukları sırrı, kurguya dâhil okur kahramanların keyfini bozmamak üzere kendime saklıyorum. Sadece kurtuluşun unutmaya başladığımız iyi söz, ruhun anahtarını açan müzik ve içten gelen bir kahkaha gibi ayrıntılarda saklı olduğunu söylemekle yetineyim. Bildik ama çok zor şeylerde yani.

Elimizde bir edebiyatçının elinden çıkma bir masal var. Ormanın, hayvanların tasviri, küçük muzip söz oyunları, akla gelmez yaratıcı ayrıntılar damakta özel bir tat bırakıyor. Aslı Tohumcu, çocukların kimi zaman çocuk gibi konuşmadığı bir anlatımı, sıra dışı bir masalın öğesi olarak sunmuş. Çocuğun yetişkinlerin ilgisine muhtaç bir varlık değil, kimi zaman onların başa çıkamadığı meselelerin çözümünü bulabilecek denli maharetli, bağımsız ve ışıklı insanlar olduğunu anımsatıyor bu gerçekçi masal. Ve hayal gücünün, dünya insan eliyle kâbusa döndüğünde sığınılacak ve güç, umut devşirilecek tek liman olduğunu. Bir de kadınların olağanüstü gücünü. Bu dünyada kabullenilmez pek çok “doğal şey” bulunduğunu. Hepsiyle inatla, ısrarla mücadele etmek gerektiğini. Daha ne olsun…

Dünyayı Döndüren Kız Aslı Tohumcu Resimleyen: Mert Tugen Can Çocuk Yayınları, 112 sayfa

Dünyayı Döndüren Kız
Aslı Tohumcu
Resimleyen: Mert Tugen
Can Çocuk Yayınları, 112 sayfa

 

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz