İyi Kitap

Oyun oynama hazzıyla sanal âlemin içine hapsolan karakterler, gerçek hayatta var olan mücadelelerden daha absürd yarışların içine girmek zorunda kalınca, geride bıraktıkları hayatı iyisi ve kötüsüyle sahiplenmeyi öğreniyorlar…

Yazan: Nilay Kaya

Ne çok korkarız “üç harfli” dediğimiz varlıklardan. Korktukça da daha çok bahsederiz; hikâyeler üretmeye ve dinlemeye, her ay bir yenisi gösterime giren, “onların” başrolde olduğu filmleri kâh korkarak kâh gülerek izlemeye devam ederiz. Kimilerine göre şakaya alınmamaları gerekir, kimilerine göre ciddiye alınması bile “şaka gibi” olan, akla mantığa aykırı şeylerdir. Bazıları da der ki “En iyisi böyle mevzulara kafa yormamak, hayatı iyisiyle kötüyle, olduğu gibi yaşamaya bakmak.” Hayat yeterince çetrefilli, aklı daha fazla bulandırmaya ne gerek var ki? Hayatta var sandıklarımız aslında ne kadar varlar? Yok sandıklarımız ise gerçekten yoklar mı? Çık bakalım işin içinden. Biz bunları düşünedururken, Canan arkadaşımızın çok daha somut problemleri var mesela: “Üç harflileri de bırakın bir kenara, asıl biz varız. Üç buçuk harfliler!” diyor Canan.

Canan, Miyase Sertbarut’ın üç kitap olarak tasarladığı Ara Âlem serisinin başkahramanı. Serinin ilk kitabı Tarlakoz’un Tuzağı’nda olanca içtenliğiyle kendini bize tanıtmıştı. Henüz onunla tanışmayanlar ve yeniden buluşacaklar için Canan’ın kim olduğunu söyleyelim. O bir üç buçuk harfli. Henüz ortaokul diplomasını bile eline almamışken bir trafik kazasına kurban giden ama hep zannettiğimizin aksine herkes gibi öteki âleme gitmeyen, daha doğrusu gitmek istemeyen bir kız. Üstelik yalnız da değil, onun gibi başkaları da var. Kısacası, biz üç harflilerin ne menem bir şey olduklarıyla başa çıkamazken, bir de üç buçuklukların olduğunu öğreniyoruz. Üstelik öyle gerçekler ki. Canan’ın hepimizden farkı, artık bir bedeninin olmaması, bunun dışında tamamıyla yaşadığımız dünyanın içinde. Üstelik içinde bulunduğu özel durum gereği, frekanslara insanlardan daha hakim olabildiği için isterse bizlere sesini duyurabilir. Tamamıyla ölüler âlemine gitmemek için, Tarlakoz adındaki üç buçukluk avcısından kaçarak yaşamak zorunda. Canan’ın mevcut durumunu korumak için yapması gereken en önemli şey, yaşayanlar arasından birine kendi sesiyle tutunmak. İlk kitapta; yaşayan bir arkadaş ve dayanak olarak kendisine Kendal’ı seçen Canan, Tarlakoz’un ağına düşmemek için türlü mücadelelere giriyor, Kendal dışında, kendisi gibi üç buçukluk olan başka arkadaşlar da ediniyor; geride bıraktığı hayatın değerini ziyadesiyle anladığı gibi artık içinde yaşadığı dünyayı da kendisi için yaşanılır kılmak için elinden geleni yapıyor.

Serinin ikinci kitabı olan Yasak Oyun, ilk kitap Tarlakoz’un Tuzağı’nın tam bittiği yerden başlıyor ve Canan’la arkadaşlarının bir düğüm haline gelen yaşadıkları dolu dizgin devam ediyor. Maceraya es verilmeden devam edildiği için, Yasak Oyun’u önü ve ilerisi olmayan bağımsız, tek bir kitap gibi okumak tercih edilmemeli. Keza Yasak Oyun’da Canan’ın dünyasının özelliklerini, ilk kitapta olduğu gibi kendi ağzından ayrıntılı olarak dinlemiyor, doğrudan yaşadıklarına tanıklık ediyor, onu daha çok eylemleriyle tanıyoruz. Öte yandan Yasak Oyun’un barındırdığı merak unsuruna dayalı kurgu öyle etkili ki ilk olarak Yasak Oyun’u okuduysanız ilk kitabı kendiliğinden, hemen okumak istemeniz işten bile değil. Tarlakoz’un Tuzağı’nın üç buçuklukların kendine özgü dünyasının dinamiklerini ürpertili olduğu oranda çekici bir şekilde sunan dünyasına, ikinci kitapla birlikte başka âlemler de dahil oluyor ve Canan ile arkadaşları kendilerini bir bilgisayar oyunun içinde buluyorlar.

Günümüzde bilgisayarlar için tasarlanan oyunlar, gerçeklik hissini giderek üst boyutlara taşıyan oyunlarken, Yasak Oyun’daki deli zannedilip akıl hastanesine kapatılan dahi Zülfikar’ın tasarladığı bilgisayar oyunu, gerçeklik ve sanal dünya ilişkisini frekanslar üstü, akıl almaz boyutlara taşıyor. Canan zaten faniler dünyasıyla ölüler dünyası arasında sıkışık kalmış durumdayken, bu defa kendini megabitlerden oluşan bir varlık olarak buluyor. Onun eski üçbuçukluk dünyasına razı olarak girdiği oyundan çıkma mücadelesine tanıklık ederken, okuyucu olarak biz de kendimizi “Yasak Oyun”un içinde sıkışıp kalmış hissediyoruz. İlk kitabın korku soslu atmosferi, burada bilimkurgu dozlu bir gerilime dönüşüyor. Oyun oynama hazzıyla sanal alemin içine hapsolan karakterler, gerçek hayatta varolan mücadelelerden daha absürd yarışların içine girmek zorunda kalınca, geride bıraktıkları hayatı iyisi ve kötüsüyle sahiplenmeyi öğreniyorlar ama en güzeli ve gerçeği tüm yarışlar sone erse de hikaye burada bitmiyor. Kitabın sonunda Canan’ın varoluş mücadelesi yeni bir evreye geçiyor ve kendimizi merakla üçüncü kitabı beklerken buluyoruz.

Miyase Sertbarut, 2013’te Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı’nın düzenlediği yarışmada yılın en iyi romanı ödülü alan Mezarlıktaki Gölge adlı romanı için yarattığı Kendal, Balık Oya, Kemik Aziz, Mumcu Nuran gibi karakterleri Ara Âlem serisine de dahil ederek onları hepten kanlı canlı, yaşayan karakterlere dönüştürüyor. Zaafları ve güçlü yönleri, her birinin kendine has karakter özellikleriyle, son derece tempolu ilerleyen olay örgüsünün içinde özdeşim kurmaya müsait kişiler yaratıyor. Özellikle de hikâyeyi Canan’ın ağzından dinliyor oluşumuz, yazarın yarattığı dünyayla doğrudan etkileşim içine girmemizi sağlıyor. Artık iyiden iyiye benimsediğimiz başkahramanımız, özeleştiri yapma ve hayatımızdaki insanları değerlendirme konusunda bakın neler söylüyor? “Ne oldu? Yakıştıramadın mı? Esas kızlar, esas oğlanlar hain olamaz mı? Olur, bal gibi de olur. […] Bence buna alışmalısın, yani insanların kutsal varlıklar olmadığını artık düşünmeye başlamalısın. Bu onları sevmene engel değil, yine seversin ama iyilik ve kötülüğün her insanda olduğunu, kötülüğü ne kadar azaltırsak bu sevginin o oranda hak edilebileceğini bilerek seversin. Beni de bu halimle sevmek zorunda değilsin, ama belki anlayabilirsin.” Gerçeklik ve algıladığımız dünya, yazarın maharetli elleriyle Ara Âlem’in macera tünelinde keyifle açılan sorgu kapılarına dönüşüyor.

Yasak Oyun – Ara Âlem 2 Miyase Sertbarut Resimleyen: Kaan Demirçelik Tudem Yayınları, 192 sayfa

Yasak Oyun – Ara Âlem 2
Miyase Sertbarut
Resimleyen: Kaan Demirçelik
Tudem Yayınları, 192 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz