İyi Kitap

Matematikte gerçekten iyi olmak isteyen biri, ezberlemez, anlar. Neyi, niçin yaptığını hep sorgular. İnan bana, böylesi bir sürü gereksiz bilgiyi kafana tıkıştırmaktan çok daha kolaydır.”

Yazan: Safter Korkmaz

Çok bilinen bir hikâyedir; bir sınıf dolusu çocuğun gürültüsünden yorulmuş, bıkmış bir öğretmen düşünün. Çocukları uzun süre oyalamak ve biraz kafa dinlemek için bir plan kurar. Onlara zor olmayan ama çözümü çok uzun sürecek bir problem verecektir. Belli ki daha önce pek çok kez başvurduğu kurnazca bir yöntemdir bu. Kendisini bekleyen sessiz saatlerin hayaliyle problemi açıklar sınıfa. Çocuklar 1’den 100’e kadar tüm sayıların toplamını bulacaklardır. O güne dek -1700’lerin sonlarını düşünün lütfen- bunun tek yolu, kâğıt kalemi alıp tek tek toplamaktır sayıları. Öte yandan, bu işlemin uzun süreceğine olan güveni ile koltuğuna kurulan öğretmenin mutluluğu uzun sürmez. Daha birkaç dakika geçmeden küçük Gauss –ünlü matematikçi Carl Friedrich Gauss-, problemi çözdüğünü ilan eder. Gauss, 1’den 100’e kadar sayıların oluşturduğu dizinin, her iki ucundan birer sayıyı sırayla topladığında (1+100 ya da 2+99 ya da 3+98 ve aynı mantıkla, en sonunda 50+51’e kadar tüm ikililer) aynı sonuca ulaştığını fark etmiştir. Toplamları 101 eden bu ikililerden, 1’den 100’e kadar dizide, 50 tane olduğunu da bilen Gauss, sonuca hızlıca ulaşmıştır böylece. (101×50=5050)

Doğru mudur bilinmez ama meşhur “Gauss Yöntemi”nin bulunuş hikâyesi hep böyle rivayet edilmiştir. İlk kez ilkokul 4. sınıfta, öğretmenimden dinlediğim bu anlatı, matematiğe dair ilgimin önemli sebeplerinden biridir. Öğretmeninin bencilce tuzağını kolayca boşa çıkaran Gauss, bir kahramana dönüşmüştü gözümde o günlerde. Üstelik bulduğu yöntem de öylesine pratik ve dâhineydi ki çocuk aklımla, uzunca süre benzeri bir yöntem bulmak için çabaladığımı hatırlarım.

Hikâyedeki öğretmenin –adının J.G. Büttner olduğu söylenir–, öğrencileriyle ilişkisinin pek de parlak olmadığını varsayabiliriz. En azından, matematiği çocuklara sevdirmek yerine onları disipline etmek için bir araca dönüştürdüğünü iddia edebiliriz. Ki bu, bırakın 1700’lerin sonlarını, bugün de yaşadığımız önemli problemlerden biridir. Sonra gelsin “matematiği nasıl sevdiririz” konulu makaleler, araştırmalar…

Çocukları matematikten soğutan, korkutan sadece bu öğretmen tipi değil elbette. Hayattan kopuk ve ezbere dayalı müfredat, yetersiz ve sıkıcı ders kitapları; matematik ve çocuk ilişkisini daha başından sakatlamaz mı? Dahası o öğretmenin de matematikle ilişkisini belirleyen, onu da ezbercilik kıskacında disiplin kumkumasına çeviren daha genel sorunlar yok mudur? Vardır elbette ama bunlar, bu yazının boyunu aşar…

Anladığınız üzere konumuz, en korkulan ders sıralamasında birinciliği kimseye kaptırmayan matematik. İlkokuldan başlayıp üniversite sıralarına dek, sayı yığınlarının karşısında endişeyle titrediğimiz matematik… O can alıcı, “Peki ama bu gerçek hayatta ne işime yarayacak?” sorusunu sıklıkla akıllara getiren ders. Eh, elbette bu soruyu sormayan, matematiği seven öğrenciler de var. İşte Toprak Işık onlardan biri. Dahası hiç üşenmemiş, çocuklara matematiğin gereksiz ve sıkıcı değil aksine oldukça pratik ve eğlenceli olduğunu anlatmak için İşlem Tamam adını verdiği bir kitap kaleme almış. İyi de yapmış!

Hemen söylemeliyim ki İşlem Tamam, neşeli bir kitap. Toprak Işık’ın akıcı ve anlaşılır dili, yerinde kullandığı hoş espriler çocuklara iyi bir okuma deneyimi vadediyor. Geometrik şekillerden sayılara, Aga Lil’den Breil alfabesine; matematiğe dair pek çok şeyi eğlenceli bir şekilde anlatıyor yazarımız. “Aga Lil de ne?”, diye sorduysanız, öncelikle “ne” değil “kim” demelisiniz. Ve sorunun yanıtı için İşlem Tamam’ı edinip dikkatle okumalısınız.

Toprak Işık, çocuk okura kitabın başından itibaren aracısız sesleniyor. Ondan -sahte de olsa- yüzünde bir gülümseme ile takip etmesini istiyor yazdıklarını. Çünkü yazarımızın en önemli mesajı, matematiğin eğlenceli olduğu. Eğer kitap sıkıcı geliyorsa, bu durumun, matematiğin değil yazarın suçu olduğunu da ekliyor ardından… Öte yandan, kitabın hiç de sıkıcı olmadığını ben size söyleyebilirim!

İşlem Tamam’ın bir diğer önemli mesajı da matematiğin ezberci değil sorgulayıcı karakterine dair. Toprak Işık’a bırakalım sözü bu konuda: “Matematikte gerçekten iyi olmak isteyen biri, ezberlemez, anlar. Neyi, niçin yaptığını hep sorgular. İnan bana, böylesi bir sürü gereksiz bilgiyi kafana tıkıştırmaktan çok daha kolaydır.”

Matematiği sevsin ya da sevmesin, sıkıcı bulsun ya da bulmasın tüm çocuklara gönül rahatlığıyla önerebileceğiniz bir eser İşlem Tamam. Öte yandan sıkıcı bulanların, bu düşüncelerini gözden geçirmeleri için güzel bir fırsat olduğu da kesin. Doğan Gençsoy’un güzel çizimleri bu fırsatı daha da çekici hale getiriyor.

İşlem Tamam Toprak Işık Resimleyen: Doğan Gençsoy Tudem Yayınları, 176 sayfa

İşlem Tamam
Toprak Işık
Resimleyen: Doğan Gençsoy
Tudem Yayınları, 176 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1994 yılından bu yana yayıncılık alanında çalışıyor. Pek çok yayınevinde farklı görevlerde bulundu. “Cankurtaran Şövalyeleri İstanbul Dehlizlerinde” adında, Günışığı Kitaplığı’ndan yayınlanmış bir çocuk romanı var. İyi Kitap’ın sorumlu yazı işleri müdürü ve editörü olarak çalışma yaşamına devam ediyor.

Yorum yaz