İyi Kitap

Maymun iştahlılık nereye kadar?

Berk’in maymun iştahlılığının hikâyesi, bir okul döneminin bitiminde eve getirdiği hiç de iç açıcı olmayan karnenin yarattığı etkilerle başlıyor.

Yazan: Nilay Kaya

Çocuklarınız kaç kursa gidiyor? Kimi zaman, çocukların gerçekten ilgi duydukları alanları ve bu alanlara olan yatkınlıklarını hesaba katmadan, aslında “yetişkin” ebeveynler içlerindeki çocuğun yapmak istediği doğrultusunda hareket ediyor olabilirler mi? Önemli bir özeleştiri konusu olmakla birlikte bu işin bir de diğer yüzü var: dönem dönem farklı spor ve sanat dallarına, hobilere ilgi duyar gibi olan ve ebeveynlerinin her taleplerini süratle karşıladığı çocuklar. Çok geçmeden, varsa evdeki kilerlere atılan, kiler yoksa “akıllı saklama ve düzenleme çözümleriyle” kutulara istiflenen türlü hobi gereçleri; pahalı tenis raketleri, bale ayakkabıları, eskrim kılıçları, büyüteçler, pul defterleri, fotoğraf makineleri, olimpiyat yüzücülerininkine taş çıkaran mayolar, benzerleri dünya şampiyonalarında giyilen futbol ayakkabıları… Çünkü çocuklarımız için hep en “iyisini” isteriz. Peki, yaz tatili gelip çattığında mecbur oldukları için çalışan alt gelirli ailelerin çocukları dışında kaç çocuk çalışıyor? Çalışmak derken, şüphesiz evrensel çocuk hakları ve çalışma kanunlarına uyan koşullardan bahsediyoruz. Muhtemelen bu sayı yok denecek kadar az çünkü bir çocuğun uygun koşullarda da olsa çalışıyor olması fikri çoğunluk için tedirgin edici. Çocuklara “kıyamıyoruz”. Onların yazın yaz okullarına, kamplara, türlü kurslara gitmeleri gerekiyor; dönem sonunda en göz alıcı karneyi getirmeseler de…

Deneyimli yazar Sevim Ak’ın Doğan Egmont’tan çıkan Dünyanın En Şişmanı adlı kitabı, ana kahramanı Berk üzerinden, ilgi alanlarının bir karnavala dönüşüp en sonunda buhar olup havaya karıştığı bir durumu son derece eğlendirici bir hikâyeyle ele alıyor. Berk’in maymun iştahlılığının hikâyesi, bir okul döneminin bitiminde eve getirdiği hiç de iç açıcı olmayan karnenin yarattığı etkilerle başlıyor. Apartman komşularından mahalleliye kadar herkes Berk’i tembelliğiyle çoktan etiketlemiş. “Beden dersine terlikle giden çocuktan ne hayır gelir ki zaten?” diyorlar. Berk, mahallede ve apartmanda gördüğü muamele yetmezmiş gibi, asıl kendi evine girdiğinde karnesinin getirdiği sonuçlara katlanmak zorunda kalıyor. Bir ailede dersleri vasat bir çocuk varsa, diğer kardeşlerden biri aksi gibi bir o kadar çalışkan olmaz mı? O kardeşin aldığı takdir belgeleri yetmezmiş gibi bir de onur belgeleri evi taçlandırıp baş köşelere asılmaz mı? İşte Berk bu dertlerden muzdarip. Büyükanne ve halanın karne hediyeli kutlamasında parlak kardeşi Simge’nin gölgesinde, figüran rolünde arzı endam ediyor. Büyüklerinin ona önerdiği yaz işlerini tembelliğinin verdiği güdüyle, türlü yaratıcı bahanelerle geri çeviren Berk, anlayacağınız üzere yaz tatiline pek de huzurlu bir başlangıç yapamıyor. Şimdiye kadar ilgi duyduğu her şeyi kısa kürede bir kenara atıp evdeki gereksiz eşyalar yığınını zenginleştirmesinden ötürü annesinden nihai bir uyarı da aldıktan sonra bu yaz tatilini nasıl geçireceğini kara kara düşünmeye başlıyor.

Kitabın başlığı “Dünyanın En Şişmanı”, tatlı bir yanıltmacaya işaret ediyor. Berk’in babası pek çok ebeveynin aksine onu kendi haline bırakma yöntemine başvurunca, Berk ne kadar çok sevdiğini yeni fark ettiği bir eyleme sarılıyor: uyumak. Böylelikle “uyuyan çocuk” sadece yemek yiyip uyuduğu için, günün birinde “dünyanın en şişmanı” olarak Guinness Rekorlar Kitabına geçmeyi kendine yeni hedef olarak belirliyor. Zira uyanık olduğunda onun zihninde her daim sucuklu omletler, kremalı pastalar “dans ediyor”, muhtemelen uyurken de rüyalarında. Berk yeni çıktığı bu yolda hiç tahmin etmeyeceği ilgiler geliştiriyor, dünyaya farklı açılardan bakmayı öğreniyor. Berk’in vizörü apartmanını, mahallesini, çevresindeki insanları yeniden görmeyi deneyimlerken, Berk’in baktığı insanlar da birbirlerini yeniden görmeyi öğreniyorlar. Yazarın sunduğu bu yeniden görme biçimi; güzellik ve çirkinlik kavramlarının göreceliliğini, aile, komşu, mahalle yaşantısının çok kıymetli olabilecek özelliklerini hem karakterler hem de okuyucu için su yüzüne çıkarıyor. Kardeşle rekabet mi dayanışma mı? Komşuyu çekiştirme mi yardımlaşma mı? Bir elma kurdu pis mi doğallığa mı işaret? Berk vizörünü kurcalarken, insanın dünyaya bakarken hangi açıları seçebileceğini düşünmek için fırsat doğuyor.

Kitabın gündeme aldığı yan temalar da dikkate değer. Berk’in mahallesinde ekonomik şartlar yüzünden kapanan ayakkabı tamircisi, saatçi gibi, günümüzde giderek yerlerini özellikle AVM’lerdeki büyük zincir markalara kaptıran dükkanlar var. Modern dünyanın başlıca belirleyicilerinden olan tüketim çılgınlığı da bu hikayenin ağına takılan konulardan biri. Aşırı tüketimin belli başlı göstergesi önce kendi evlerimizdeki gereksiz eşyalar keza. Küçük mahallelerde kurulan mütevazı halk pazarları da bu hikayede yer bularak, hem olay örgüsünün en can alıcı ve çözümleyici noktası oluyor hem de tükettiğimiz gıdaların özelliklerine işaret ediyor. Yazarın mahareti sayesinde bu temalar hikayenin “organik” birer örgü ilmeği olarak varlık gösteriyorlar. Sadece küçücük bir itiraz, kitapta zaman zaman çocukların konuşma dilinin yadırgatıcı olabilmesine gelsin. Örneğin 2. sınıfa giden Sevgi, “Bu şenlikli pazar gününü ona borçluyuz. Yürek kuşu mutluluktan şarkı söylüyordur şimdi!” gibi bir cümle kurduğunda, Sevgi’den çok yazar Sevim Ak konuşuyor gibi hissediliyor; ama durum kitabın geneline hakim olan dilin kullanımından alınan keyfi zedelemiyor. Berk’in geliştirdiği yeni ilgi alanlarını ve vizörüyle göstereceği yeni açıları merakla bekliyoruz.

Dünyanın En Şişmanı Sevim Ak Resimleyen: Ayşin Eroğlu Doğan ve Egmont Yayıncılık 128 sayfa

Dünyanın En Şişmanı
Sevim Ak
Resimleyen: Ayşin Eroğlu
Doğan ve Egmont Yayıncılık 128 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Yorum yaz