İyi Kitap

1800’lere açılan bir pencere…

Thomas Hardy, yetişkinler için yazdığı eserlerin genel havasından farklı olarak, bu hikâyesinde karamsarlıktan uzak çok daha pozitif bir anlatı kurgulamış.

Yazan: Safter Korkmaz

Şair ve yazar Thomas Hardy, İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden. Türkiyeli okurun -sinema uyarlamalarının da katkılarıyla-; Tess, Adsız Sansız Bir Jude ve sinema uyarlaması olmasa da yine bir filmde adının anılması nedeniyle Çılgın Kalabalıktan Uzakta gibi romanlarıyla tanıdığı bir edebiyatçı. 1800’lü yılların ikinci yarısında kaleme aldığı eserler, yoğunlukla İngiltere’nin güneybatısında yer alan Wessex bölgesinde geçer. Döneminin kır yaşamını gerçekçi -ve karamsar- ele alışı; mekân ve kişilere dair detaylı tasvir yeteneği onu İngiliz romancılığında önemli bir yere taşır.
Dipnot Yayınları, Thomas Hardy’nin “küçük yaştaki okurlara yönelik olarak yazdığı tek yapıtı”, geçtiğimiz günlerde Türkiyeli okurun beğenisine sundu. Richard L. Purdy imzalı bir önsöz ile başlayan eser, Devrim Evci tarafından Türkçeleştirilmiş. Purdy, 1952’de yazdığı önsözde, eserin yazılış sürecinden ve okuruyla geç buluşma hikâyesinden bahseder. Yazara ve dönemin yayıncılık reflekslerine dair ipuçları içeren önsöz pek çok açıdan ilgi çekicidir.
Yeraltı Maceramız, iki oğlan çocuğunun (Leonard ve Steve); bir sonbahar başlangıcında, İngiltere kırsalında yaşadıkları macerayı aktarır bize. İki çocuğun -ki daha sonra bir üçüncüsü, değirmenci çırağı Job’da katılır aralarına-, köy yakınlarındaki bir mağaranın derinliklerinde buldukları yeraltı su kaynağı etrafında şekillenir hikâye. Steve’in köyünü yaşanır kılan nehri besleyen su kaynağının yönünü değiştirebildiklerini fark eden çocuklar, önemli bir yaşam dersi almanın eşiğindedir. İki köy arasında başlattıkları su savaşını, hikâyenin en sonunda bitirecek olan yine çocuklardan biri olacaktır.
Hardy’nin mekân ve kişi tasvirleri, döneme dair gerçekçi anlatımı ve sağlam kurgusu; akıcı ve rahat okunan bir metin çıkarmış ortaya. Ancak buna rağmen, kurgunun, hedeflenen -günümüz- okur kitlesi için ilgi çekici olduğunu söylemek konusunda endişelerim olduğunu belirtmeliyim.
Purdy’nin önsözünde aktardığına göre, Hardy, “bir ahlâk dersi” içerse bile “amacı ahlâkçılık dikte etmek” olmayan bir öykü yazmayı hedefliyor. Dahası, okurların “büyük kısmını hoşnut bırakacak ve her iki cinsiyetten kavrayışlı genç okurlara hitap edecek sağlıklı bir metin” kaleme alacağına dair editörüne güvence veriyor. Yazarın, 1800’lerin normları düşünüldüğünde, amaçladıklarını başardığını varsayabiliriz. Öte yandan günümüz çocuk ve genç okuru için eser, ciddi anlamda didaktik sayılabilir. Kurgunun kilit anlarında, çocuk kahramanlara birkaç kez olaylara yön verme ve başkaları adına seçim yapma şansı verilir. Bu seçimlerin sonuçları üzerinden, sürekli bir ders alma durumu çocukların yakasını bırakmaz. Ve yine düşüncesizce yaptıkları bir seçim az kalsın hayatlarına mal olacakken, olaylar yetişkinlerin yardımıyla rayına oturur. Sonunda Steve, kendi başlattığı süreci doğru yoluna koymak adına, riskli de olsa sorumluluk üstlenerek nihai mesajın verilmesinde başrol üstlenir.
Yazarın “ahlâkçılık dikte etmeden” vermeye çalıştığı ahlâk derslerinden biri de hikâyede kendini “Hüsrana Uğramış Adam” olarak adlandıran karaktere dairdir. Steve’e göre “her işe girip çıkan” ama “yükünü tutamamış” yani başarısız bir adamdır o. Köyde aradığı tek şey ise huzur… Çocuklar, bu “başarısız” adamı ve öğütlerini ciddiye almazlar. Öte yandan hikâyenin sonunda, Steve’in annesinin de uyarısıyla yaptıkları hatayı fark ederler. İş ya da para ile insanların değerinin ölçülemeyeceğini, zorluklar karşısında elde edilen yaşam deneyiminin önemini kavrarlar.
Kurgunun dikkat çekici öğelerinden bir diğeri de değirmenci ve çırağı Job arasındaki ilişkidir. 1800’lerde çocuk emeği sömürüsünün biçimlerine dair çarpıcı bir örneklemdir bu. Neredeyse ömür boyu sürecek, karın tokluğuna bir kölelik. Dahası şiddet ve tehdit altında… Aynı minvalde; su kaynağının yön değişimi sonrası, bu kez ikinci köyde, diğer simsar değirmencinin gölet oluşturmak için bir kadının bahçesini yok etmesi, ciddi bir toplumsal eleştiri olarak okunabilir. Her iki örnek de dönem İngilteresi’nde filizlenen kapitalist üretim ilişkilerine, dolayısıyla sömürü ve rant ekonomisinin çirkinliğine dikkat çekme çabası olarak nitelenebilir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, Hardy’nin kır yaşamında yaşanan değişimlerden, sömürüye dayalı toplumsal çözülmelerden hoşnut olmadığı sonucunu çıkarabiliriz. Onun üslubuna damgasını vuran genel karamsarlık, bu eserde bu şekilde kendini gösterir belki de…
Öte yandan, Thomas Hardy, yetişkinler için yazdığı eserlerin genel havasından farklı olarak, bu hikâyesinde çok daha pozitif bir anlatı kurgulamıştır. Olay örgüsünün her açıdan olumlu sonuçlanmış olması, Hüsrana Uğramış Adam’a iade edilen itibarı, Steve’in gelecekteki başarıları; mutlu bir son olarak nitelenmelidir. Belki de “küçük yaştaki okurlara” dönük yazıyor olma fikri, bu olumlu olma çabasının temel nedenidir.
Klasik İngiliz edebiyatının örneklerinden biriyle tanışmak, yer yer sürükleyici bir maceraya ortak olmak ama belki de en önemlisi, gerçekçi bir dönem ve yöre anlatısının tadına varmak adına iyi bir seçim olmakla birlikte; günümüz genç okurunun kendinden çok fazla şey bulamayacağı, olaylar ve kahramanlarla özdeşleşme sorunları yaşayacağı bir eser Yeraltı Maceramız.

Yeraltı Maceramız Thomas Hardy Türkçeleştiren: Devrim Evci Dipnot Yayınları, 112 sayfa

Yeraltı Maceramız
Thomas Hardy
Türkçeleştiren: Devrim Evci
Dipnot Yayınları, 112 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1994 yılından bu yana yayıncılık alanında çalışıyor. Pek çok yayınevinde farklı görevlerde bulundu. “Cankurtaran Şövalyeleri İstanbul Dehlizlerinde” adında, Günışığı Kitaplığı’ndan yayınlanmış bir çocuk romanı var. İyi Kitap’ın sorumlu yazı işleri müdürü ve editörü olarak çalışma yaşamına devam ediyor.

Yorum yaz