İyi Kitap

Defolu çocuk olur mu ya da ebeveynlik bir hastalık mıdır?

Çocukların tek tipleştirildiği, sınavlarla çizilmiş bir eğitim kalıbı içine yerleştirilmeye çalıştığı, kişisel istek ve eğilimlerinin yok sayılıp beklentiler doğrultusunda biçimlendirildiği bir dönemde çuvaldızı eğitim sistemine, ebeveyn ve öğretmenlere batırıyor Geridönmez.

Yazan: M. Banu Aksoy

Gün geçmiyor ki genetik bilimiyle ilgili bir haber duymayalım. Haberlere bakılırsa biyoteknoloji alanındaki gelişmeler öyle bir noktaya gelecek ki doğacak bebeğin cinsiyeti, saç rengi, göz rengi, fiziksel başka özellikleri önceden belirlenebilecek. Hastalık olasılıkları daha embriyo aşamasında ortadan kaldırılacak. Çok değil, daha birkaç ay önce bir annenin yumurtasındaki ölümcül genetik hastalığa ait genler DNA’sıdan çıkarıldı ve yerine bir donörün sağlıklı DNA parçası yerleştirildi. Böylece dünyanın üç DNA’ya sahip ilk bebeği sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi.
Bilim insanları süper insan yaratma peşinde koşadursunlar, biz ülkemizdeki süper çocuk yaratma peşindeki ebeveynlere bir bakalım. Ajandası, ortalama bir plaza çalışanından daha yoğun olan çocuklar yetiştiren bu ebeveynlerin bir tek amacı var: Çocuklarını başarılı yapmak. Çocuğunun başarılı olmasını isteyen ebeveynler demiyorum bakın, onlar çocuğu yapmak, şekillendirmek kısmıyla daha çok ilgileniyorlar. Bundan kendilerine bir pay çıkarıyorlar elbette; çocuklarını “yaparken” kendilerini de bununla var ediyorlar çünkü. Hastalıklı bir durum var ortada. Eğitim sistemimiz deseniz, eh o da malum…
Suzan Geridönmez’in Ama Bu Çocuk Defolu! adlı yeni romanının çıkış noktası da bu işte. Üstün başarılı bir çocuk olan Sumru, ailesinin biricik çocuğudur. Babası, çok yakında müdür yardımcılığından müdürlüğe terfi edeceğini öngörmektedir. Bunu bir partiyle kutlayacak; parti sırasında ikinci çocuk müjdesini de verecektir.
Buraya kadar her şey kulağa sıradan geliyor, öyle değil mi? O halde Sumru’nun hayatına biraz daha yakından bakalım: Sumru “Sıkıntıyı Yutmak” dersindeki üstün başarısı nedeniyle okulu yaşıtlarından bir yıl erken bitirererk “Kalite Onay Belgesi”ni almış ve iyi bir aileye satılmıştır. Sumru’nun dünyasında aileler çocuklarına bu şekilde kavuşurlar işte. İyi bir çocuk uslu, laf dinleyen, beklentileri karşılayan, temizliği kolay ve sevimli olmalıdır. Okullar da sıkı eğitim programlarıyla tam teşekküllü çocuklar sunar ailelere. Birden fazla çocuk sahibi olmak ayrıcalıktır; çünkü çocuklar çok pahalıdır. Ama Sumru’nun babası statüsünü biraz daha katmerlendireceğini düşündüğünü için, ucuzluktan, taksitle de olsa ikinci bir çocuk almaya kararlıdır.
Hikâye tam da burada başlar. Sumru’nun babası, uyanık tezgâhtarın oyununa gelir ve defolu Fırat’ı satın alır. Oysa Fırat’ın defosu yenilir yutulur cinsten sayılmaz. Üstelik tüm bu kurallar, yasaklar, cezalar hiç ona göre değildir. Sumru’nun ona verdiği sıkıntıyı yutma dersleri, yutma-tutma egzersizleri de pek fayda etmez. Yaklaşan kutlama partisine kadar Fırat’ın eğitilip geldiği aileye yakışır bir çocuk olması beklenmektedir. Evet, sonunda bir değişim olur; ama hiç de planlandığı gibi bir değişim değildir bu!
Daha önce yazdığı çocuk ve gençlik kitaplarında sınav kaygısı, iletişimsizlik, önyargı gibi temalarla okurun karşısına çıkan Suzan Geridönmez, Ama Bu Çocuk Defolu!’da da çocuk-ebeveyn-eğitim üçgenine hem mizahi hem de eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Çocukların tek tipleştirildiği, sınavlarla çizilmiş bir eğitim kalıbı içine yerleştirilmeye çalıştığı, kişisel istek ve eğilimlerinin yok sayılıp beklentiler doğrultusunda biçimlendirildiği bir dönemde çuvaldızı eğitim sistemine, ebeveyn ve öğretmenlere batırıyor Geridönmez. Çocuklara ise kendinizi tutmayın, diyor. Aferin almak pahasına kendinizi tutmayın; sıkıntıyı yutmayın, kendiniz olun!
Kitabın resimleri Çağla Vera Kılıçarslan’a ait. Daha önce Suzan Geridönmez’in Dilara Evden Kaçtı adlı romanında karşımıza çıkan Kılıçarslan, bu kitapta da kâğıt kolajla iç içe giren desenlere imza atmış. Kitaptaki “ideal” çocukların kırılgan, diken üstündeki hayatlarını bu illüstrasyonlardan başkası yansıtabilir miydi, bilemiyorum. Metni başka bir çizerin illüstrasyonları eşliğinde okusaydım da beğenecektim belki. Fakat bana öyle geliyor ki Ama Bu Çocuk Defolu!, Çağla Vera Kılıçarslan’ın dokunuşlarıyla tam da olması gerektiği gibi olmuş.
Çocukların küçük çaplı bir devrime imza attığı Ama Bu Çocuk Defolu! eğlenceli bir kitap. İşin güzel yanı çocukların gülümsetirken, bir yandan da pek çok konuyu sorgulamalarına neden olacak. Sıkıntıyı yutan yetişkinlerin rahatını kaçıracağıysa kesin.

Ama Bu Çocuk Defolu! Suzan Geridönmez Resimleyen: Çağla Vera Kılıçarslan Tudem Yayınları, 120 sayfa

Ama Bu Çocuk Defolu!
Suzan Geridönmez
Resimleyen: Çağla Vera Kılıçarslan
Tudem Yayınları, 120 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

MSGSÜ’de Sanat Tarihi eğitimi aldım. Çeşitli kültür sanat ve çocuk programlarında metin yazarlığı ve senaristlik yaptım. 2010’dan beri eşim Yıldıray’la birlikte Bir Dolap Kitap adlı blogda sevdiğimiz çocuk kitapları hakkında yazıyor, Açık Radyo’da aynı isimli programı sürdürüyoruz. Son iki yıldır genel kültür dergisi Dünyalı’nın ekibindeyim. Az sayıda kitabım, çok sayıda hayalim var. İki küçük oğlumdan fırsat bulur bulmaz yazmaya, seramik ve origami yapmaya ve bisiklete binmeye kaldığım yerden devam edeceğim.

Yorum yaz