İyi Kitap

Sekizinci hikâye. On dokuz yıl sonra.

Alışmadığımız bir şekilde bu kez bir tiyatro oyunu senaryosu olarak karşımıza çıkan sekizinci hikâye, Harry Potter dünyasına veda ettiğimiz o elim zamandan on dokuz yıl sonrasını anlatıyor.

Yazan: Olcay Mağden Ünal

Kitapların arka kapakları özet geçilen yerlerdir, ön kapaktan sonra okurun kitapla buluştuğu ilk duraktır burası; biraz içeriğin biraz yazarın anlatıldığı, kimi zaman ünlü isimler, başka yazarlar, kitabın ait olduğu türün pirlerinden alıntılarla hafiften de reklam yapılan bir nevi ekranlardır. Elimdeki kitabın arka kapağındaysa sadece 37 karakter var (boşluklu): SEKİZİNCİ HİKÂYE. ON DOKUZ YIL SONRA. Karşısındaki suratı aynı anda gülümsetip ağlatan otuz yedi karakter, okuyanı kendi kişisel tarihinde yolculuğa çıkaran, çocukluğundan yetişkinliğine götürüp getiren otuz yedi karakter.
Harry Potter’ın hikâyesi yedinci kitapla birlikte sona erdiğinde, sinemadaki o son sahne karardığında, gönülden bağlandığımız karakterlerin bir bir yitip gitmeleri yetmiyormuş gibi bir de Alan Rickman’ı kaybettiğimizde kalakalmıştım. Ne okunurdu ki artık, ne izlenirdi, kime hayran olunurdu? Durup durup tüm seriye yeniden başladım, sanki bir yerlerde bir şeyleri değiştirmem, böylece hikâyenin bitişini engellemem mümkünmüş gibi tekrar tekrar okudum, okuyorum, okuyacağım. Bilmem kaçıncı turda artık elimden bir şey gelmediğini, zaten büyü falan da yapamadığımı anlamam bu bağımlılığımı engellemedi elbette.
Bu sırada sevgili yazarımız Rowling, www.pottermore.com adresi üzerinden ağzımıza bir parmak bal çalmaya devam etti. Yeri geldi yeni büyücülük okullarından bahsetti, yeri geldi bizleri hikâyenin geçtiği sihirli yerlerde yolculuğa çıkardı. Yetmedi tabii yetmedi, ama neyse ki Harry Potter evreni genişledikçe genişlemeye başladı. Sonra birden bir haber çıktı: Serinin devamı beyaz perdeden tiyatro sahnelerine taşınacak, adı da Harry Potter ve Lanetli Çocuk olacaktı. İşte o zaman hayat ya yeniden durdu ya da tekrar akmaya başladı. Tam “Nasıl izleyeceğiz?” diye isyan edecekken olan oldu ve serinin sekizinci kitabı çıkageldi, sanki tüm Harry Potter severler bir gökkuşağının altından geçmişiz de kucağımıza altın külçesi yerine onu andıran kitap düşüvermiş gibi.
Asıl lanetli kim? Onlar mı biz mi?
Alışmadığımız bir şekilde bu kez bir tiyatro oyunu senaryosu olarak karşımıza çıkan sekizinci hikâye, Harry Potter dünyasına veda ettiğimiz o elim zamandan on dokuz yıl sonrasını anlatıyor. Bu kez peron dokuz çeyrekten Harry, Ron ve Hermione’yi değil onların çocuklarını Hogwarts’a uğurluyoruz. Harry ve Ginny’nin, adını Dumbledore’dan alan oğulları Albus, seçmen şapka tarafından Draco Malfoy’un oğlu Scorpius’la birlikte Slytherin binasına yerleştiriliyor ve olaylar gelişiyor. Kitabın içeriğine dair verilecek her bir detayın okuma keyfinin rengini soldurup büyüsünü kaçıracağını düşündüğümden çok fazla ayrıntıya girmek istemiyorum, ancak hikâyenin genelinde Harry ile oğlu Albus arasında bitmek bilmeyen ve giderek büyüyen bir didişme söz konusu. Albus, tarihe adını yazdırmış ünlü, büyük Harry Potter’ın sıradan oğlu olmaktan pek mutlu değil, sanki Potter soyadı üstüne yapışmış bir lanet gibi. Öte yandan Draco ve eşi Astoria Malfoy’un çocuklarının olmadığı yönündeki dört bir yana yayılmış dedikodular yüzünden Scorpius’un Voldemort’un oğlu olduğu sanılıyor, bu da Malfoy ailesinin üzerinden atamadığı bir lanet. Ve tabii hepsinin ötesinde Harry Potter’ın bir türlü kurtulamadığı bir lanet var, alnında izini taşımak zorunda olduğu ve on dokuz yıl sonra bile olsa kendini hatırlatan o meşum lanet. Asıl lanetli olan hangisi? Çıkarmak güç, belki de hepsi kendi payına düşeni taşımak zorundadır.
“Bu hüznü siz de bilirsiniz
Anlat deseniz anlatamam
Enine boyuna yaşarım ancak.”*
Kitabı bitirdiğimde aklımda “E, ne oldu şimdi?” sorusuyla kalakaldım, Harry Potter ve hikâyesi o kadar içime işlemişti ki beğenip beğenmediğimi bile anlayamadım. Bir daha okudum. Sonuçta elimde, yensin yenilsin, her koşulda takımının arkasında duran fanatik bir taraftar misali sarf ettiğim “Bu kitabı beğenmem lazım!” buyruğuyla “Ama çok fazla soru işareti var!” hayreti arası bir karmaşa bulutu kaldı. Evet, kitap tiyatro oyunu olarak kurgulandığı için bildiğimiz, tanıdığımız ve aşırıya kaçacak boyutta sevdiğimiz bir atmosfer yarat(a)mıyor. Bunu tahmin etmiştim, ama bu kadar zoruma gideceğini düşünmemiştim. Belki oyunu sahnede izleyen şanslı azınlık için durum farklıdır, ancak ben şimdi bile gözümü kapattığımda aklıma doluşan yedi kitaplık dünyanın çeyreğine bile Lanetli Çocuk’ta ulaşamadım. Kurgusal olarak bakıldığında da sanki yedi hikâyenin lego mantığıyla birbiri içine geçen yapısı bu kitapta görülmüyor, bazı yerler havada kalıyor ya da tatmin edici bir metinle beslenmediği için okura öyle geliyor. Bununla birlikte madem devam kitabı eski karakterlerle bu kadar içli dışlı olacaktı o halde neden onların seslerini daha çok ve tatmin edici bir şekilde duyamadık diye bir serzenişim var. Sanki Hogwarts savaşını geride bırakan, Voldemort’u alaşağı eden onlar değilmiş de on dokuz yılı her sabah metrobüse binmek için verdikleri mücadeleyle geçirmişler gibi bir hava sezinledim hepsinde. Büyümek demek ruhunu kaybetmek olmamalı oysa.
Yine de bunca yıldan sonra yeniden bir Harry Potter hikâyesi okumak uzun zamandır görmediğim ve çok sevdiğim bir arkadaşımla karşılaşmak gibi oldu. Evet, yıllar onu biraz değiştirmiş, yine de aramızda geçen huzurlu bir sohbetti. Üstelik şimdi sıra Fantastik Canavarlar Nelerdir ve Nerelerde Bulunurlar? filmine gelmişken ve bunun da beş filmlik bir seri olacağı duyurulmuşken içimde kıpırdanıp duran heyecanı bastırmam mümkün değil, tabii Pottermore.com adresinde gün be gün çıkan kısa hikâyeleri de unutmamak gerek. Sevin Okyay ve Kutlukhan Kutlu’nun müthiş çevirisiyle Türkçeye kazandırılan Harry Potter ve Lanetli Çocuk biraz buruk bir sevinç yaşatsa da yine de aramıza hoş geldi.
*Tel Cambazının Telden Düşerken Söylediği Şiirdir, Turgut Uyar, Şairler Yaprağı Dergisi, Eylül-Ekim Sayısı, 1954.

Harry Potter ve Lanetli Çocuk John Tiffany, Jack Thorne, J. K. Rowling Türkçeleştiren: Sevin Okyay, Kutlukhan Kutlu Yapı Kredi Yayınları, 360 sayfa

Harry Potter ve Lanetli Çocuk
John Tiffany, Jack Thorne,
J. K. Rowling
Türkçeleştiren: Sevin Okyay,
Kutlukhan Kutlu
Yapı Kredi Yayınları, 360 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

2009 yılında Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. Strasbourg Üniversitesi’ndeki yüksek lisans eğitiminin ardından kitap editörlüğü yapmak istediğine karar verip yayıncılık sektörüne girdi. 2011 yılından bu yana çeşitli yayınevlerinde editörlüğün yanı sıra telif hakları uzmanı olarak görev aldı. Bu arada birçok Almanca, İngilizce ve Fransızca çocuk kitabının çevirisine imza attı. İyi Kitap, Arka Kapak, Radikal Kitap, Akşam Kitap gibi pek çok dergi ve gazete ekinde kitap eleştirileri ile edebiyat ve yayıncılık dünyası üzerine yazıları yayınlandı.

Yorum yaz