İyi Kitap

Bu kahraman, başka kahraman!

“DÜNYA SAVAŞIYORKEN BİZ BARIŞALIM MI?

“BOŞBEŞ CUMHURBAŞKANI BUGÜNE KADAR AZARLAMADIĞI HERKESİ TEK SEFERDE AZARLADI”

“ŞEHRİN ORTASINDA SİLAHLI ÇATIŞMA”

“DÖRT ÜLKE İKİ ÜLKEYE BARIŞ İLAN EDERKEN, SEKİZ ÜLKE ALTI ÜLKEYE SAVAŞ İLAN ETTİ”

Yazan: Sanem Erdem

Yok, yukarıdaki haber başlıkları gerçek değil, kitaptan bir alıntı. Aşkın Güngör’ün Kahraman Korkak Babam adlı kitabı böyle bir dünyada geçiyor işte. Savaşlar, çatışmalar, azarlamalar, haksızlıklar… Bizim alıştığımız, ancak alışmamamız gereken bir dünya.
Bu dünyada koca saçlı bir çocuk var: Adı Aras olsa da Pıtırcık serisindeki gibi lakaplara özenip kendine Kıvırcık adını takmış. Çalı adını taktığı bir de ablası var, onun gerçek adı da Azra. Bu iki kardeş anne, baba ve anneanneleriyle birlikte (bir de maceralar yüzünden ilgilenmeye vakit bulamadıkları kanarya Pörtlek’le) yaşıyorlar.
Kıvırcık’ın keyfi, bir sabah okula gittiğinde Şapşik lakaplı gıcık bir sınıf arkadaşının sürpriziyle kaçıyor. Meğer taksi şoförlüğü yapan babası silahlı bir çatışmanın ortasında kalmış ve Şapşik de babasının taksiden çıkıp sürünerek bir dükkana girdiği güvenlik kamerası görüntülerini bulmuş. Babasının “korkaklığına” dair görüntüleri sınıfla birlikte izleyen Kıvırcık adeta yerin dibine geçiyor. Ne de olsa tüm babaların kahraman olması gerekir, değil mi?
Bu skandal üzerine, babalarının korkak imajını düzeltmek için abla kardeş planlar yapıyor. Ama ne planlar: Sırf babası onları korusun, onlar için kavga etsin diye yabancılara tekme atmak mı üzerlerine alçı dökmek mi… Ama yok, kibar ve sağduyulu baba her seferinde çocuklarının yaramazlıklarını fark edip onların tuzağına düşmüyor. Derken bir plan yapıyorlar ancak bu kez oyunları tehlikeli bir hâl alıyor ve babalarının gerçekte nasıl bir kahraman olduğunu kendi gözleriyle görmek zorunda kalıyorlar.
Kitabın sürprizini bozmamak için fazla detaya girmek istemiyorum ancak finale doğru silahların ortaya çıktığını söylemekle yetineceğim sadece. Hop oturup hop kalktığım bu sahneler heyecanı tırmandırıp gerilim yaratıyor. “Çocuğum gündelik hayatta zaten şiddet sahnelerine fazlasıyla maruz kalıyor, bari okuduğu kitaplarda bunlara rastlayıp üzülmesin,” diyenlerdenseniz sizi başka bir kitaba alalım. Zira evsiz sandıkları bir adamın uyuşturucu satıcısı olduğu ortaya çıkıyor, üstelik ondan yardım istemek gibi bir hataya düşüyorlar! Ama merak etmeyin, korkup üzülseler de roman mutlu sonla bitiyor (kanarya Pörtlek hariç) ve didaktik bir anlatıma kaçmadan doğru-yanlış ayrımını gözler önüne seriyor. Mesela ilgisiz kalan zavallı ev hayvanlarının sonunun ne olacağını ders vermeksizin birazcık acıklı bir sahneyle gösteriyor.
Yazının başında yer verdiğim haber manşetleriyle olsun, çocukların babasının “Tüm haksız kararlara isyan etmelisiniz zaten” demesiyle olsun bu roman çocuklara pembe gözlükler değil, bir “gerçek dünyaya giriş” rehberi sunuyor bir bakıma. Fakat bunu öyle komik, öyle heyecan verici ve öyle sevimli yapıyor ki bir bakıyorsunuz okurken karakterlerle birlikte kıkırdamaya başlamışsınız. Böyle kitapları seviyorum ben, yetişkinlerin dünyasının bir prototipini sunan ve bunu yaparken de mizaha başvuran kitaplar. Atlattıkları tehlikelere rağmen çocuksu naifliklerini yitirmeyen karakterleri anlatan kitaplar. İçinde yaşadığımız huzursuz ortam sağ olsun, dünyanın tehlikelerine erkenden şahit olmak zorunda kalıyor çocuklar. Onları bu tehlikelerin adının bile geçmediği bir fanusa hapsetmemiz mümkün değil. Dünyanın çirkin yüzünü her gün “son haber”lerde, gazete manşetlerinde ve hatta sokaklarda gördükleri zaman yaşadıkları korkuyu, kafa karışıklığını bu tür kitaplar sayesinde bir nebze olsun giderebileceklerine, yaşanabilecek olumsuzluklara bu şekilde hazırlıklı olacaklarına inanmak istiyorum.
Kahraman Korkak Babam, bir yandan da bir yanlış anlamalar/anlaşılmalar komedisi aslında. Yazar, baba karakterinin korkak zannedilmesinin altında apayrı bir hikaye yattığına dair ipuçlarını metne usul usul serpiştiriyor ve büyük gerçeğin ortaya çıktığı sahneye kadar bir dizi yanlış anlama kurgunun belkemiğini oluşturuyor. Bu yanlış anlamalar mizah unsuru içerse de bizim saf çocukların uyuşturucu satıcısını evsiz zannetmeleri kitaba gerilim katıyor.
Aşkın Güngör’ün kitapta kullandığı dil, beni çok güldüren (ama gerçek hayatta karşıma çıksa koşarak uzaklaşacağım) huysuz anneannenin söylenmeleri ve laf sokmaları üzerinden yer yer eski kullanımlara, eski deyişlere kayıyor. Karaktere uygun bir dil bu elbette, ancak okurların ara ara okumayı kesip büyüklerine (veya sözlüklerine) başvurmalarına neden olabilir. Bununla birlikte yazar gayet düzgün bir Türkçe kullanıyor, kullanmayanları da çeşitli karakterler vasıtasıyla uyarıyor.
Berk Öztürk’ün çizimleriyse kitabın neşeli, komik dilini yansıtmakta çok başarılı olmuş. Kitap elime ilk geçtiğinde şöyle bir karıştırırken dikkatimi ilk çekenler biraz koyu tonlara kaçsa da canlı renk seçimleri ve özellikle Kıvırcık ile Çalı karakterlerinin birbirinden sevimli tiplemeleri olmuştu.
Yer yer kıkır kıkır güldüren yer yer de heyecandan kalbimi hoplatan bu romanın bir seri olması planlanıyormuş ve bir sonraki kitapta anne karakteri çileden çıkarılacakmış. Merakla bekliyorum.
Bu arada yayınevine not: Keşke kitapta emeği geçen tüm kişileri künyede görebilseydik.

Kahraman Korkak Babam Aşkın Güngör Resimleyen: Berk Öztürk Bilgi Yayınevi, 204 sayfa

Kahraman Korkak Babam
Aşkın Güngör
Resimleyen: Berk Öztürk
Bilgi Yayınevi, 204 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

1979 yılında Bursa'da doğdu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü'nden mezun olduktan sonra çeşitli yayınevleri için çeviriler yaptı. Şu anda bir yayınevinde editör olarak çalışmakta ve serbest olarak çeviri yapmaya devam etmektedir.

Yorum yaz