İyi Kitap

Yerleşik hayata dair bazı ayrıntılar

Dünyaya bedavaya geliyoruz ama onun üzerinde yaşamak çok pahalı olabiliyor. Daha fazla konfor ancak daha fazla nakitle mümkün oluyor. Doğduğumuz yerin değil doyduğumuz yerin adını vatan koyuyoruz.

Yazan: Toprak Işık

Yaşadığımız Yerde Neden Yaşıyoruz? Özellikle avcı toplayıcılığı terk edenleri ilgilendiren bu soru, Büyülü Fener Yayınlarının okurla buluşturduğu bir kitabın adı… Kanada’da 2014 yılında dünyaya gelen kitabı Kira Vermond yazmış. Resimleyen Julie McLaughlin… Tükçeye Bilge Ceren Şekerciler çevirmiş.
Dünya üzerinde, ülkemizin sınırları dâhilinde, bulunduğumuz şehirde, hatta mahallemizde ocağımızı tüttürebileceğimiz birçok yer varken neden şu anki adresimizi seçtik? Bu adres uzayda da biricik bir konumu işaret ediyor. Bundan yola çıkarak ölçeği daha da geniş tutuyor Vermond. Niçin Samanyolu galaksisindeyiz? Neden Güneş Sistemi’ndeyiz? Dünya’dan başka gezegen yok muydu yaşamın yeşerebileceği?
Yanıt, yaşam denen olgunun gereklilikleri ve yaşayanların ihtiyaçları üzerinden aranıyor. Altına girecek bir çatı bulunca şartlar yerine gelmiş olmuyor. Yığınla koşulun bir arada bulunması gerekiyor. Vermond’a göre kusursuz bir gezegen, olmazsa olmazların ilki… Bitkilerin fotosentez yapabilmesi, hayvanların soluklanabilmesi ve diğer bir sürü canlının başka bir sürü yaşamsal faaliyeti için uygun ortamı bulmak kolay değil.
Mademki dünyaya geldik, şansımızı heba etmeyelim diye canla başla çabalarız elbette. Güvende olmak isteriz kuşkusuz. Kim otağını tehlikelerle dolu bir mekâna kurmak ister ki? Hiç kimse diyen kaybeder. Vermond, yeri gelince riskli yerlerin de seçilebildiğini örnekleriyle gösteriyor.
Enerji de gerekli yaşamak için. Televizyonun fişini, beyaz ekran bir yere kaçmasın diye duvara saplamıyoruz. Şehirleri aydınlatmak zorundayız. Arabalarımızın tekerlekleri yakıt olmadan dönmüyor.
İnsanoğlunda bir kapris bir kapris; “aynalı körüksüz gitmeyen, ut kemani çalmadan aynalı körüğe binmeyen gelin”den beter. Onu soğukta ısıtmak, sıcakta serinletmek yetmiyor. Bazen gönül ne çay peşine düşüyor ne de kahve, gönül sohbet arıyor, çay da kahve de bahane… Bilinen en geveze canlı türüyüz biz. Bu gerçek paralelinde dilin önemine de dikkat çekiyor Vermond.
İnsanlar, memleketlerinden ayrılıp sılanın yolunu tutabiliyorlar. Para için… Dünyaya bedavaya geliyoruz ama onun üzerinde yaşamak çok pahalı olabiliyor. Daha fazla konfor ancak daha fazla nakitle mümkün oluyor. Doğduğumuz yerin değil doyduğumuz yerin adını vatan koyuyoruz.
Geçmişten bugüne şehirlerin, nelere dikkat edilerek kurulduğuna da değinmiş Vermond. Tarihe bakarken biz Anadolu çocuklarının azıcık kalbini de kırmış. “Afrika ve Çin’de yaşayan insan toplulukları yazı sistemleri oluşturdular.” demiş. Yazının Anadolu’da Sümerler tarafından bulunup insanlığa armağan edildiğini bilmezden gelmiş.
Endüstri devriminin insan yaşantısında yarattığı köklü değişiklikleri de işlemiş. Olumlu ve olumsuz yanlarını sunmuş okura. Las Vegas gibi ilginç şehirlerle tanıştırmış okuru. Çölün ortasında bir eğlence vahası… Susuz kalma tehlikesi ensesinde bir şehir…
Susuzluktan çok daha büyük bir tehlikenin gölgesinde yaşamayı seçenlerin de dedikodusunu yapmış. Yaklaşık iki bin yıl önce lavlar altında kaybolan Pompei’nin yerinde bugün yeller esmiyor. Yanardağ, hâlâ orada duruyor ve eskisinden çok daha fazla sayıda insan aynı coğrafyada yaşamayı sürdürüyor. İnsanlar bir patlama halinde üzerlerine yağacak lavlardan hızlı koşamayacaklarını bildikleri halde, neden yaşamak için yanardağların bağrını seçerler? Çünkü orada güvenlik son numara ama topraklar bereketli.
Aç parantez: Kitabın diline ilişkin eleştiride bulunmak mümkün. Şöyle bir cümle parçasına rastlayabiliyorsunuz: “… komitesine katılarak gönüllü olarak bağış toplamalarına yardım edin.” Dildeki bu tip özensizlikler okumayı tatsızlaştıracak ölçüde çok olmasa da kadı kızındaki kadar az da değil. Bu tip kusurlar çeviri sırasında ortaya çıkmış olabilir. Kapa parantez!
Medeniyetin gerisindeki dinamikleri tanıtması açısından çok başarılı bir kitap… Yediden doksan yediye ve sonrasına herkes okuyabilir. Bahsettiğimiz yaş sınırı içindeki ilgili kamu yöneticilerinin de boş zamanlarını bu ve benzeri kitaplarla değerlendirmeleri faydalı sonuçlar doğurur. Rantsal yeteneklerini köreltirler belki ama yerleşik hayat konusunda süper bilgi sahibi olurlar. Yoksa yakın gelecekte başkaları, onların kurduğu ve yönettiği şehirlerimizin tuhaflıklarını böylesi kitaplardan okuyup çok eğlenecek.

Yaşadığımız Yerde Neden Yaşıyoruz? Kira Vermond Resimleyen: Julie McLaughlin Tükçeleştiren: Bilge Ceren Şekerciler Büyülü Fener Yayınları, 48 sayfa

Yaşadığımız Yerde Neden Yaşıyoruz?
Kira Vermond
Resimleyen: Julie McLaughlin
Tükçeleştiren: Bilge Ceren Şekerciler
Büyülü Fener Yayınları, 48 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Toprak Işık 1973 yılında Elazığ'da doğmuştur. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9.su, ikinci basamak sınavında Türkiye 16.sı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşmiş ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başlamıştır. Yetişkinler ile çocuklara yönelik yirmiye yakın kitabı ve Devlet Tiyatroları Repertuvarında üç oyunu bulunmaktadır. Ayrıca yoksulluk, tüketim kültürü ve toplumsal cinsiyet konularında akademik çalışmalar yürütmektedir. Uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirileri ile ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Seher Cesur Kılıçaslan ile birlikte gerçekleştirdikleri, oyun teorisi ve davranışsal iktisadın yoksullukla mücadeleye olası etkilerine yönelik çalışmaları 2015 yılında ABD’de kitap bölümü olarak yayımlanmıştır.

Yorum yaz