Kedisiz kentin kedileri… – İyi Kitap
İyi Kitap

army bombbts official army bombbangtan bombbts army bomb ver 4bts army bomb ver 3bts army bombbts light stickbts official light stickbts light stick ver 4bts light stick ver 3

“Sana bir Kopenhag Kedisi gönderemiyorum çünkü Kopenhag’da hiç kedi yok.”

Yazan: Toprak Işık

Kopenhag’da kedi var mıdır acaba? Neden olmasın ki? Panda değil ya, kediye her yerde rastlamak mümkündür gibi geliyor insana. Yoksa da kıyamet kopmaz; Kopenhaglılar kedisiz de başlarının çaresine bakabilirler.
Kimse durup dururken Kopenhag’ın kedilerini ya da Kopenhag’ın olmayan kedilerini merak etmez. Sorumlu James Joyce… Kopenhag’ın Kedileri adlı bir kitap yazmış, hikâyeye de şöyle başlamış: “Sana bir Kopenhag Kedisi gönderemiyorum çünkü Kopenhag’da hiç kedi yok.” Dünya edebiyatının önemli isimlerinden biri, neden bir şehrin olmayan kedileri üzerine kitap yazar?
James Joyce’dan bahsediyoruz. Bilinç akışının ünlü ismi… Ulysses’i okuyup da o mevzudan bu mevzuya, bu mevzudan şu mevzuya neden atladığını tahmin eden var mıdır?
Joyce, bu hikâyeyi henüz okul çağına gelmemiş olan torunu için uydurmuş. İnce bir mizah var içinde. Kedisi olmayan şehrin kedileri başka nasıl anlatılırdı ki? Konuya dair ağıt da yakılabilirdi ama öylesi, ne dedenin üslubuna uyardı ne de torununu eğlendirirdi. Üsluptan bahsederken, öykünün başından sonuna hissedilen otoritenin tiye alınışının doğurduğu tehlikeyi de unutmamalı. Üniformalıların kaskı ve copu varsa mizahçının sevimliliği var.
Joyce’un dediğine göre Kopenhag’ta polis de yokmuş. Danimarkalı polislerin hepsi, bütün gün evlerinde yan gelip yatıyorlarmış. Yazar burada ne demek istemiş? Acaba bahsi geçen Danimarkalı polisler Kopenhag polislerini de kapsıyor mu? Yoksa Danimarka’nın diğer bölgelerinde evlerinden çıkmayan bu polisler, polissiz Kopenhag’ın güvenlik ihtiyacını da sabahtan akşama kadar kaymaklı süt içip purolarını tüttürdükleri evlerinden mi karşılıyorlar? Bu işte bir gizem olduğu kesin.
Uzaktan kumandalı polislik hizmeti, mektup trafiği sayesinde sağlanıyormuş:
“Kırmızı giysili bir sürü çocuk bisikletlerine atlayıp gün boyunca o ev senin, bu ev benim telgraf, mektup ve karpostal taşıyor.”
Bu cümledeki “karpostal”, “t” si unutulmuş kartpostal mıdır, yoksa bir sözcük oyununun başkarakteri midir? İkinci olasılık geçerliyse, yazarın maksadı nedir? Gelecekte Ulysses okuru olması beklenen çocuklar için iyi bir alıştırma sorusu. Yazık ki İngilizce metne bakıldığında, bunun bir dizgi hatası olduğu görülüyor ama dert değil; kitapta, yanlışlıktan kaynaklanmamış bir dolu alıştırma var.
Kırmızı bisikletli çocukların taşıdığı mektupların bir kısmı, Ay’ı merak eden kızlara ait. Kızların evlerine yazdıkları bu mektupları niçin aileler değil de polisler okuyor? Gizem büyüyor.
Bisikletli kuryeler, polislerin yattıkları yerden verdikleri komutları alıp herkese ne yapmaları gerektiğini söylüyorlar. Yarattığı Kopenhag’ta, çarklar böyle dönüyorsa da Joyce düzenin aynı kalmayacağının müjdesini veriyor. Bir dahaki gelişinde Kopenhag’a kedi getirecekmiş. Kediyi ikna etmesi zor olmasa gerek. Söylemeyi unuttuk ama evden çıkmayan polisler ve mektup taşıyan kırmızı bisikletli çocuklar kadar meşhur bir başka şey daha var Kopenhag’ta: Sepetler dolusu balık…
Kedilerin Kopenhag’ta yaratacakları tek değişim, balıksız balık sepetlerinin sayısını arttırmak olmayacakmış. Danimarkalılar bir kedinin, polislerden buyruk almadan karşıdan karşıya nasıl geçtiğini göreceklermiş. Meğer Danimarka’da karşıdan karşıya geçmek diye bir sorun varmış. Kırmızılı çocuklarca taşınan mektupların önemli bir bölümü, söz konusu eylemi gerçekleştirmek isteyen yaşlı kadınlara aitmiş.
Hikâye çok mu karıştı? Galiba öyle oldu. Joyce’un Kopenhag’ı düzenli bir Avrupa şehri olacak değildi ya… Galiba en iyisi tanıtımı yerine kendisini okumak.
Kitabı, Türkiyeli okur için Celâl Üster çevirmiş, Hep Kitap yayınlamış. Casey Sorrow’un çizdiği esprili ve gizemli resimler yazarın üslubuna çok yakışmış. Minik okurların çizgileri beğeneceklerine dair iddiaya girmek riskli olmaz. Joyce’un anlatımının kendine özgü karmaşıklıkları ise genç zihinlerde nereye düşer, tahmin etmek zor. Bu konuda kaygılanmadan önce hikâyenin daha önce bir torun üzerinde denenmiş olduğu gerçeğini de dikkate almalı.
Minikler beğenmezlerse duygularını ifade etmekten çekinmeyeceklerdir. Öte yandan yetişkinler de okuyabilirler Kopenhag’ın Kedileri’ni. Zihinleri mutlaka zorlanır ama yüzlerce sayfalık Ulysses’in içinde kaybolmanın gerektirdiği sabra ihtiyaç duymazlar. Meraklısına keyif verecek, meraksızını bezdirmeyecek tadımlık bir Joyce kitabı bu.

Kopenhag’ın Kedileri James Joyce Resimleyen: Casey Sorrow Türkçeleştiren: Celâl Üster Hep Kitap, 30 sayfa

Kopenhag’ın Kedileri
James Joyce
Resimleyen: Casey Sorrow
Türkçeleştiren: Celâl Üster
Hep Kitap, 30 sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Toprak Işık 1973 yılında Elazığ'da doğmuştur. Üniversite birinci basamak sınavında Türkiye 9.su, ikinci basamak sınavında Türkiye 16.sı olarak girdiği Bilkent Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1996 yılında mezun olmuştur. Bir süre New York’ta yaşadıktan sonra yazarlığa daha fazla zaman ayırabilmek için 2008 yılından itibaren İstanbul’a yerleşmiş ve mühendislik yaşamını araştırma geliştirme projelerinde danışmanlık yaparak sürdürmeye başlamıştır. Yetişkinler ile çocuklara yönelik yirmiye yakın kitabı ve Devlet Tiyatroları Repertuvarında üç oyunu bulunmaktadır. Ayrıca yoksulluk, tüketim kültürü ve toplumsal cinsiyet konularında akademik çalışmalar yürütmektedir. Uluslararası konferanslarda sunulmuş bildirileri ile ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır. Seher Cesur Kılıçaslan ile birlikte gerçekleştirdikleri, oyun teorisi ve davranışsal iktisadın yoksullukla mücadeleye olası etkilerine yönelik çalışmaları 2015 yılında ABD’de kitap bölümü olarak yayımlanmıştır.

Yorum yaz