İyi Kitap

“Neden varolduğumu bilmeyi çok isterdim”

Bir pelüş ayı hayatın anlamını ararsa…

Yazan: Elif Şahin Hamidi

Ben kimim? Hayatın anlamı nedir? Peki ya varoluş amacımız ne? Zorlu sorulardır bunlar. Her bir insanın kafasını kurcalayan, hatta çocukluktan itibaren cevaplarının peşine düştüğümüz amansız sorulardır. Belki de “her bir insanın” değil de “çoğu insanın” demek daha doğru olacak. Çünkü tek tek, her bir insanın zihnini bu sorularla meşgul etmediği gün gibi ortada. Öyle ya varoluşunu hiç sorgulama gereği duymayan, diğer varlıklarla arasında neredeyse hiçbir ayırt edici özellik bulunmayan, amaçsızca şu yeryüzünde dönenip duran, ne kendine ne insanlığa bir hayrı dokunan pek çok insan, malumumuz… Bu felsefi sorgulamalara giden yola, aslında henüz minicik bir çocukken adım atıyoruz. Ne ki sonradan gerek aile gerek çevre gerekse eğitim hayatı, kimilerinin bu sorgulama gücünü birtakım kalıp düşüncelerle, ezberlerle, hurafelerle, değer yargılarıyla küntleştiriyor, yok ediyor. Buna mahal vermemenin, sorgulama yetimizi bileyleyerek daha da keskinleştirmenin yollarından birisi elbette edebiyat. “Hikâyelerimi içimdeki çocuk ve hepimiz için anlatıyorum” diyen Michael Ende’nin eserleri tam da bunu başaran türden. Kitaplarında fantastik dünyalar kuran, bunun yanı sıra gerçeklikle olan sıkı bağını daima koruyan Ende, çocuklara felsefi sorgulamanın kapılarını ardına kadar açmayı başarmış bir yazar.
Bitmeyecek Öykü, Momo gibi unutulmaz eserlerle, hem çocukların hem büyüklerin kalplerinde ve tabii ki kütüphanelerinde ayrıcalıklı bir yere sahip olan Ende, 1995 yılında, mide kanserine yenik düşerek bu dünyadan göçtü. Ancak yazdıkları, türlü dillere çevrilmeye devam ediyor. Eserleri bugün kırktan fazla dilde okunan Alman yazarın, özgün adı Der Teddy und die Tiere olan kitabı, Ayıcık ile Hayvanlar ismiyle Türkçeye kazandırıldı.
Dünyada herkes bir işe yaramak için var
Okul öncesi yaş grubuna hitap eden bu kitapta, neden var olduğunu bilmeyi çok isteyen “Yıkanabilir” isimli, yaşlı ve yıpranmış bir oyuncak ayı ile tanıştırıyor bizi Ende. Ayıcığın ismi, henüz yepyeniyken kulağında asılı duran etiketten geliyor. Oyuncağın sahibi küçük çocuk, etiketin üzerinde yazan “Yıkanabilir” kelimesini ayıcığına ad olarak seçiyor. Ama artık okula giden bu çocuk, ayıcıklarla oynamayacak kadar büyümüştür. Yıpranmış vücudu birkaç yamayla kaplanan Yıkanabilir, bütün gün kanepenin başköşesinde oturup, öylece önüne bakarak ömrünü tüketmektedir. Esasında pek de hoşnut değildir bu durumdan. O nedenle ara sıra kalkıp birazcık dans eder. Derken bir gün Yıkanabilir’in burnunun ucuna, çokbilmiş bir sinek konuverir. Bu küstah sinek, amaçsızca, öylesine oturup duran ayıcığa dünyada herkesin bir işe yaramak için var olduğunu söyler ve “Niçin var olduğunu bile bilmiyor. Aptalsın sen, gerçekten çok aptalsın!” diyip uçarak uzaklaşır. Ve bugüne dek bu konu üzerine hiç kafa yormamış olan yaşlı ayıcık, dünyadaki varlık sebebini bulmak üzere yola koyulur.
Yol boyunca karşısına çeşitli hayvanlar çıkar ve her birinin hayattan beklentisi, varoluş amacı farklı farklıdır. Kilerin merdivenlerinde rastladığı fare için amaç, kurnaz olmak, ailesini besleyebilmek için yiyecek bir şeyler bulmaktır. Kapının önündeki küçük bahçede karşısına çıkan arıya kalırsa durmaksızın çalışmak, ülkenin gelişmesine hizmet etmektir. Sokağa çıktığında gördüğü ispinoz kuşuna bakacak olursak, ayakta kalabilmenin yolu küstah olmaktır. Parktaki mavi gölde yüzen kuğuya göreyse yalnızca ve yalnızca güzel olmaktır aslolan. Gölün öbür tarafındaki ormanda yaşayan ve her konuda sayıların önemli olduğunu düşünen guguk kuşu ise her şeyi saymakla kafayı bozmuştur. Balta girmemiş ormanın derinliklerindeki maymun sürüsü içinse dernek, kulüp, parti, komite gibi bir topluluğun üyesi olmak şarttır. Yoksa kimseden emir almadan bu hayatta var olmak mümkün değildir. Balta girmemiş ormanın hemen arkasında yaşayan bilge görünümlü bir grup filse boyuna düşünüp durmaktadır. Onlara göre varoluşun amacı, varoluşun anlamı üzerine düşünmektir.
Çöpe atılmayı istemeyen, üzgün ve yorgun bir şekilde yola devam eden yaşlı ayıcık, derken bozkırda bir yılanla karşılaşır. Sinsice ayıcığa yanaşan yılanın hayattaki tek gayesi de karnını doyurmaktır. Ama ne ki bu hayvanların verdiği cevapların hiçbirisi, Yıkanabilir’i tatmin etmez. Peki, yaşlı ayıcık neden var olduğunu öğrenebilecek mi dersiniz? Hem bu soruya cevap bulmak hem de çok geç olmadan kendi varoluş amacınızı öğrenmek için Yıkanabilir ile birlikte yola koyulun o halde.

Ayıcık ile Hayvanlar Michael Ende Resimleyen: Cornelia Hass Türkçeleştiren:  Ayça Sabuncuoğlu Kırmızı Kedi Yayınları, 28 sayfa

Ayıcık ile Hayvanlar
Michael Ende
Resimleyen: Cornelia Hass
Türkçeleştiren: Ayça Sabuncuoğlu
Kırmızı Kedi Yayınları, 28 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1979 doğumlu. 1998 yılında Trakya Üniversitesi EMYO Serigrafi Bölümünden, 2004 yılında Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Basın-Yayın Bölümünden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından bu yana çeşitli mecralarda muhabir, editör, genel yayın yönetmeni olarak görev yaptı ve “yazma” eylemini hep sürdürdü. Kitap değerlendirme yazıları, yazarlarla yaptığı söyleşiler ve hazırladığı dosya konuları Remzi Kitap Gazetesi, Roman Kahramanları, İyi Kitap, Cumhuriyet Kitap Eki, SoL Kitap Eki, Aydınlık Kitap Eki, Varlık, Tempo Kitap, Arka Kapak, Trip Dergi, Sabitfikir, sabitfikir.com, kulturservisi.com, isimizgucumuzkitap.com, zeroistanbul.com, K24, gazeteduvar, sivilsayfalar.org gibi farklı mecralarda yayınlandı/yayınlanıyor. 2014 yılında Beta Yayınları tarafından yayımlanan “Sıradışı Uyumsuz Muhalif: Bir Entelektüeli Yitirmek/Vakur Kayador’un Ardından…” isimli kitapta, “Hep Vakur ve Hep Yalnızdı” başlıklı yazısıyla yer aldı. Henüz yayınlanmamış iki kolektif kitap çalışmasına katkıda bulundu. 2015-2018 yılları arasında Maltepe Üniversitesi İnsan Hakları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde Uzman olarak görev yaptı ve Prof. Dr. İoanna Kuçuradi ile birlikte çalıştı. Aynı zamanda İnsan Hakları Anabilim Dalı-İnsan Hakları Yüksek Lisans Programı’nda, Kuçuradi’nin danışmanlığında “Gazetecinin İşi, Hak Gazeteciliği ve İnsan Hakları” başlıklı tezini tamamladı. Eşinin atanması nedeniyle Maltepe Üniversitesi’ndeki işinden ayrılmak zorunda kaldı. Şimdilerde Safranbolu’da yaşıyor ve okuyup yazma işini hevesle sürdürüyor.

Yorum yaz