İyi Kitap

Pembe Canavar, farklı olanları kutuplarda kutuplaşmaya değil, ekvator gibi yaşanası bir iklimde kucaklaşmaya çağıran bir kitap.

Yazan: Sima Özkan

Bir çocuk kitabının ortaya çıkışı, bir grup insanın “birlikte güle oynaya” ortaya koyduğu emekse bu kitap gökten düşmüş olamaz, değil mi? Pembe Canavar, İspanyol illüstratör Olga de Dios’un kendine has çocuksu bir üslup ve coşkuyla, hem yazıp hem resimlediği beş çocuk kitabından ilki. Ya kitabın bize ulaşmasını sağlayan diğerleri?
Birileri birlikte gülüp oynamış tabii ki! Çünkü canavarın ortaya çıktığı diyarlardan çok uzakta, kitap önce bir çevirmenin ellerine ulaşmış, sonra da birileri onu yayına hazırlamış olmalı. Peki, onlar kim? Kitabın künyesinde hiçbirine rastlamayınca şaşırdım ve kitabın içindeki kalabalığın, onu var eden kalabalıkla bir bağı olmalı diye düşündüm ben de. Bir kitap, her biri hikâyeye ve pek tabii hayata başka yerinden bakan, birbirinden farklı oldukları noktada birleşen, bir grup insanın buluştukları karşı kıyı değildir de nedir ki?
“Yazar”, kitabımıza adını da veren Pembe Canavar olsun. Acaba yazar da hikâyedeki gibi, doğmadan önce herkesten farklı mıydı? O pembeydi de herkes beyaz mıydı? O beyaz “herkes”, “okur”lardı belki de. Renklerini, okuduklarında buluyorlardı, okuduklarından alıyorlardı. En çok ne okurlarsa, zamanla o renge dönüşüyorlardı. Okudukça büyüyorlardı. Oysa her şey bembeyaz da olabilirdi. Hiç okuru olmayabilir, okurun olmadığı yerde yazar da olmayabilirdi. Neyse ki yaşadıkları yerde, renkleri getiren Pembe Canavar’ın ta kendisiydi. Saklambaç oynadıklarında o hep yakalanırdı, evine sığamaz, tırmandığı her ağaçtan düşerdi. Yalnızca rüyalarında uzak yerleri keşfedebilirken, bir gün cesaretini topladı, kâğıttan bir gemiyle denizleri geçti ve karşı kıyaya vardı.
O karşı kıyı, bu yeni yer, çok farklı kimselerin bir arada yaşadığı mutlu bir diyardı. Sarı Civciv şarkı söyleyebiliyordu, belki o bir “çizer”di. Üç Gözlü Kurbağa oradaydı. Üç gözlüydü ya da belki üç dil biliyordu. O bir “çevirmen”di. Mavi Canavar çıkageldi sonra. O da “editör”dü belki. Pembe Canavar’a sımsıkı sarılıyordu. Top Canavarı, sanki “grafiker”di. Sayfalar durmaksızın akıyordu. Farklılıkların bir arada, gökkuşağı gibi rengârenk olduğu bu diyarda herkesin yeri ayrıydı. Kendi olabilmek için, Pembe Canavar’ın başkalarına ihtiyacı vardı. Peki, ama bu kitabın künyesinde neden sadece Pembe Canavar’ın adı yazıyordu.
Yazarın Türkçeye, yine Mikado Çocuk tarafından kazandırılan bir de Sarı Civciv isimli kitabı var. Acaba o da yumurtadan mı çıktı?

Pembe Canavar Olga De Dios Türkçeleştiren: (?) Mikado Çocuk, 32 Sayfa

Pembe Canavar Olga De Dios Türkçeleştiren: (?) Mikado Çocuk, 32 Sayfa

Pembe Canavar
Olga De Dios
Türkçeleştiren: (?)
Mikado Çocuk, 32 Sayfa

 

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Sima Özkan, 1988 yılında Bursa’da dünyaya geldi. Lisans öğrenimini İstanbul Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı, Tiyatro Eleştirmenliği ve Dramaturji bölümlerinde, yüksek lisans öğrenimini ise Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde tamamladı. Çeşitli yayınevlerine, özellikle çocuk edebiyatı çevirileri ve editörlüğü yaptı. Notos Öykü, Sözcükler, Ç.N. gibi dergilerde edebiyat eleştirileri, şiir çevirileri yayınlandı. Bir yıl kadar, okul öncesi İngilizce öğretmenliği yaptığı dönemde, günlerinin tamamını çocuklara kitaplar okuyarak, onlarla kitaplar ortaya çıkararak geçirdi. Çocuklar için yazdığı resimli kitap serisi Gece ile Gündüz, Final Kültür Sanat Yayınları’ndan çıktı. Şu an Beta Kids’te editörlük yapıyor, çevirmenliği sürdürüyor ve yeni kitapları üzerinde çalışıyor.

Yorum yaz