İyi Kitap

Denizler boyu bilinmezlik…

Kayıktaki Çocuk, ülkesini terk etmek zorunda kalan küçük Ahmet’in hikâyesiyle göç gerçeğini yüreğimizde duyumsamamıza vesile oluyor.

Yazan: E. Nida Dinçtürk

İbni Haldun’un “coğrafya kaderdir” tespiti, son 6 yıldır Suriye’de süren savaşla, kendini bir kez daha doğruladı. Ortadoğu’nun gördüğü kim bilir kaçıncı savaş olan Suriye iç savaşı boyunca evlerini terk etmek zorunda kalan insanlar, insanlığın ve dünya sistemlerinin en korkunç yüzüyle karşılaştı. Günlerce sınır kapılarında bekletilirken salgın hastalıklarla ve açlıkla mücadele ettiler. Binlercesi, Ege ve Akdeniz açıklarında hayatını kaybetti ve daha nicesi hâlâ ülkelerinden uzakta, zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Ve tabii en büyük acıyı yine çocuklar çekiyor. Ege ve Akdeniz’de sadece 2015-2016 arasında bin mülteci çocuğun hayatını kaybettiği düşünülüyor. Henüz dünyayı tanıyamadan ölen onca çocuğun yanında binlerce göçmen çocuk, erişkin insanların dahi göğüslemekte zorlandığı nice acıyı göğüslüyor. Savaşın “henüz” uğramadığı şehirlerde refüjler, alt geçitler ve tüneller evsiz Suriyeliler için birer eve, köşe başları, kaldırımlar ve trafik ışıkları ise birer kazanç kapısına dönüştü. Bu şehirlerin yerlisi bizler ise her şey çok normalmiş gibi yaşamaya alıştık. Hiç zorlanmadık. Bu şehirlerin çocukları, ışıklarda mendil satmaya çalışan, dillerini bilmedikleri yaşıtlarının başına neler geldiğini pek anlamadılar. Pek anlatamadık. Oysaki dünya, 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki en büyük göç dalgasıyla karşı karşıya.
Kayıktaki Çocuk, tam da bu gerçeğin üzerine kurulu. Japonyalı Maya Mizuno, Hollandalı Vonne Hemels ve Sevde Tuba Okçu tarafından kaleme alınan kitabın Türkçe çevirisi yine Sevde Tuba Okçu’ya, çizimleri ise “Golden Sweet” mahlaslı Melike Koçak’a ait. Kitap, Suriyeli küçük Ahmet’in ülkesinde “istenmeyen şeyler” yaşanmasının ardından evinden ayrılmak zorunda kalışını ve çıktığı yolculuğu anlatıyor.
Ahmet, ülkesinden ayrıldıktan sonra kayığıyla tam sekiz ülke, üç kıta geziyor. Her yerde kendisini yaşıtı bir çocuk karşılıyor, onunla oyunlar oynuyor, yemeğini paylaşıyor. Ahmet ayak bastığı her ülke için orada kalıp kalamayacağını sorguluyor, tanımadığı topraklardan kendine bir ev hayali biçiyor fakat çok geçmeden “bazı kurallar” gereği gittiği bu yerlerde barınamayacağını anlayıp tekrar yollara düşüyor. Denizler boyu bilinmezliğe sürüklenirken ortaya çıkıveren bir mucize, sadece Ahmet’e değil, tüm çocuklara umudun ve aydınlığın yolunu gösteriyor.
Kayıktaki Çocuk, sadece çocuklara göç gerçeğini açıklamakla kalmayacak; milyonlarca Suriyeli için yaşadıkları toprakları terk etmenin artık bir zorunluluğa dönüşmüş olduğunu -ve bu mecburiyetin bir gün hepimiz için mümkün olabileceğini- inatla anlamayan yetişkinlere de bir şeyler anlatacak güçte bir kitap.

Kayıktaki Çocuk Maya Mizuno - Vonne Hemels Resimleyen: “Golden Sweet” Melike Koçak Türkçeleştiren: Sevde Tuba Okçu Timaş Yayınları, 44 sayfa

Kayıktaki Çocuk
Maya Mizuno – Vonne Hemels – Sevde Tuba Okçu
Resimleyen:
“Golden Sweet” Melike Koçak
Türkçeleştiren: Sevde Tuba Okçu
Timaş Yayınları, 44 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

1990 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden mezun oldu. İstemeyerek girdiği bölümden, bir meslek aşığı olarak çıktı. Dünya Gazetesi’nde editörlük ve muhabirlik yaparak başladığı meslek yaşamını, TRT’de çeşitli kültür sanat programlarında sürdü. Son olarak Sputnik Haber Ajansı’nda görev aldı ve hem akıl hem ruh sağlığı için daha çok yol almadan gazetecilik yapma hayalini rafa kaldırdı. Şimdi Milliyet Kitap, Milliyet Sanat, Agos Kirk ve İyi Kitap gibi yayınlarda edebiyat yazıları yazıyor, röportajlar yapıyor, diğer yandan blog yazarlığı meselesini çözmeye çalışıyor. Aklını başında tutabilmek için ise çocuk kitaplarına sığınıyor. Uzun yürüyüşlere, bisiklete, pikniğe tutkun; denize, güneşe, toprağa, meyveye ve toplara pek düşkün bir oğlana meftun.

Yorum yaz