İyi Kitap

Halk müziğinin peşinde göçebe bir prenses: Violeta Parra

Violeta Parra, sekiz yaşındayken tek başına gitar çalmayı öğrenen, on iki yaşına geldiğinde ise gitarıyla ailesinin geçimine katkı sağlayan bir kız çocuğu olarak çıkıyor kitapta karşımıza.

Yazan: Hazal Baydur

Beyaz atlı prensler tarafından kurtarılmayı bekleyen prenses masallarına alternatif; toplumsal ve bireysel mücadeleleriyle tanınan gerçek kadınların öykülerini anlatan “Anti-Prenses Serisi”,
NoteBene’nin en iyi işlerinden. Serinin ilk anti-prensesi, çocukluğundan itibaren cinsiyetçilikle mücadele etmiş ünlü Meksikalı ressam Frida Kahlo’ydu. Serinin ikinci kitabında peşinden gideceğimiz anti-prenses ise Şilili müzisyen Violeta Parra!
Violeta Parra, sekiz yaşındayken tek başına gitar çalmayı öğrenen, on iki yaşına geldiğinde ise gitarıyla ailesinin geçimine katkı sağlayan bir kız çocuğu olarak çıkıyor, kitapta karşımıza. Sayfaları çevirmeye devam ettiğimizde, daha iyi bir iş bulmak umuduyla şehre gitmek için hazırlanan bir Violeta görüyoruz. Violeta’ya şık elbiseler verecek bir peri yok ama evdeki perdeleri kesip şık bir etek dikecek annesi ve kız kardeşi var. Anti-Prenses Serisi’nin sanırım en beğendiğim yanı da bu. Vermek istediği mesajı kolay lokma görmüyor, karakterlerin hikâyesini hep bu mesajları içeren detaylarla anlatıyor.
Kitapta, çocukluğumuzdan bu yana masallarda aşina olduğumuz “beyaz atlı prens”, “sonsuza dek mutlu yaşam” ve “gökten düşen üç elma” klişelerine yer yok. Aksine, sanatı için evlendiği adamı terk eden Violeta’nın gerçekliğine tanık oluyoruz. Bu, çocuk kitaplarında pek rastlamadığımız bir durum.
Evliliğini noktaladıktan sonra, halk türkülerini derlemek için Şili’nin kırsal bölgelerinde bir yolculuğa çıkan Violeta’nın, içindeki doymak bilmeyen keşfetme arzusuyla şehre, 3 binin üzerinde halk türküsüyle döndüğü söyleniyor.
Gelelim kitabın bana göre, en iyi ve en kötü yanlarına! Elbette önce iyi olan: Her sayfada bilge bir kuş konuyor omzumuza. Bilge kuş konu bağlamında kullanılan bir kelimeyi ya da kavramı açıklamakla görevli. Mesela daha önce duymadığım bir kelime öğrendim bu kitaptan: Otodidakt; kimsenin yardımı olmadan kendi kendine öğrenen kişi demekmiş. Keşke tüm kitaplarda böyle bilge kuşlar olsa! Kötü yanı ise kitapta akmayan ve havada kalan bir anlatımın olması. Her şeye rağmen, çocukları böyle bir sanatçıyla tanıştırdığı için NotaBene Yayınları büyük bir övgüyü hak ediyor.
Daha özenli bir baskı ve çevirilerle diğer anti-prenseslerin hikâyelerini –ve bana öğreteceği yeni kelimeleri– heyecanla bekliyorum!

Violeta Parra Nadia Fink Resimleyen: Pitu Saá Türkçeleştiren: Nergis Turan NotaBene Yayınları, 24 sayfa

Violeta Parra
Nadia Fink
Resimleyen: Pitu Saá
Türkçeleştiren: Nergis Turan
NotaBene Yayınları, 24 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

About The Author

Kadıköy’de dünyaya geldi. Kilis ve Erzincan’da geçen öğrenim yıllarından sonra hasbelkader Kadıköy’e geri dönmeyi başardı. İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olduktan sonra İstanbul Film Festivali, !f İstanbul, KuirFest gibi çeşitli film festivallerinde çalıştı. Şimdi ise Kalem Ajans’ta, ağzına kadar kitapla dolu bir odada yabancı yazarların yurtiçi temsilini yapıyor.

Yorum yaz