İyi Kitap

Neye şaşırdınız? Savaşa değil de onu bitiren sineğe mi?

Kötülük timsali bir generalin boğazına kaçan bir sineğin kahramanca ölümü çok da mutlu bir son olarak değerlendirilmeyebilir. Zaten kitap barış ile bitiyor. Peki, barış mutlu son sayılır mı ki? Biz insanlar barışı mutlu sondan saysaydık, savaşlar çoktan tarihe karışmaz mıydı? Ya barışın altına imza atanlar? Onlar suçlu muamelesi mi görürdü?

Yazan: Suzan Geridönmez

Savaşı Bitiren Sinek, Bryndis Björgvinsdóttir’in Türkçeye kazandırılmış ilk kitabı olmasına rağmen, İzlandalı yazarın adı kulağınızı bir yerden ısırabilir. Zira 2015 yılında İzlanda’nın sadece 50 göçmen kabul edeceğini açıklaması üzerine, hem yazar hem folklorist kimliğiyle tanınan Björgvinsdóttir’in düzenlediği Facebook kampanyası Türkiye’de bile haber konusu olmuştu. 320 bin nüfuslu İzlanda’da neredeyse 10 bin kişinin, kampanyanın daha birinci gününde, yazarın, “Eğer İzlanda’nın daha çok Suriyeli göçmen almasını istiyorsanız, kendiniz bir şey yapın!” çağrısına uyup, evlerini göçmenlere açmaya hazır olduklarını beyan etmesi tüm dünyada olduğu kadar ülkemizde de şaşkınlık yaratmıştı.
Evet, biz insanlar, bazı insanların zor durumda olan bazı başka insanlara, sanki bunu her insan evladı yapabilirmiş gibi yardım eli uzatmasına şaşırıyoruz. Hele de bunu, “Bir odamı ve boş zamanımı paylaşmaktan mutluluk duyarım”, “Giysi, yatak, oyuncak… Evimde bir çocuğun ihtiyaç duyduğu her şey var. Suriyeli bir çocuğu misafir etmeye hazırım”, “Göçmenler için yemek pişirebilir, onlara aile sıcaklığı verebilirim” gibi çok doğal ifade ediyorlarsa.
Tam bu noktada insanlardan karasineklere geçebiliriz. Çünkü Savaşı Bitiren Sinek’i okuduktan sonra gördüm ki karasinekler de şaşırırmış. Üstelik onların şaşkınlığı bizim şaşkınlığa benzemezmiş. Zihinlerini en fazla meşgul eden soru şu: “İnsanlar neden böyle davranıyor?”
Hayret ettikleri sadece onlarla aynı dünyayı paylaşmamıza rağmen canlarına kast etmemiz ya da varlıkları, özellikleri hakkında doğru dürüst bilgi sahibi olmadan onlara koyu bir nefretle yaklaşmamız değil. Tamam, bunun da nedenini merak ediyorlar tabii. Ama ya insanların insanları öldürmesine, birbirlerine saldırıp, evlerini bombalamasına ne demeli?
İşte, kitabımızın ana kahramanları Hermann Şeker, Kolkex ve Sinek adlı üç karasineğin, uzun bir yolculuğun ardından vardıkları Nepal’de, tartışıp çözüm bulmaya çalıştıkları en büyük sorun, en korkunç insan icadı bu: Savaş!
Oysa Nepal’e başta sadece “daha iyi ve daha doyurucu bir hayat” bulmak için gitmek istemişlerdi. Yaşadıkları yerde, sinekleri elektrik şokuyla öldüren bir aletin giderek daha çok rağbet görmesi üzerine, kendilerini evlerinde güvende hissedemez olmuşlardı. İyi ki insanlarla televizyon seyretmeye bayılan Kolkex, bir belgesel sayesinde, Nepal’da manastırda yaşayan keşişlerden haberdar olmuştu. Keşişler diğer insanların aksine karasinekleri seviyor, tüm canlılara son derece nazik davranıyor, kimsenin canını incitmiyormuş. Bunu duyan üç arkadaşın, Nepal’deki manastıra göç etmeye karar verip yola koyulması uzun sürmemiş elbette.
Belki de kaçak yolcu olarak binmeyi planladıkları uçaklardan biri doğrudan Nepal’e uçsaydı, yaşamlarının kalan kısmını gerçekten de manastırda huzur ve güven içinde geçireceklerdi. Ama doğrudan sefer bulamadıklarından, Nepal’e varmadan önce, yolları Assambad’a düşmüş. Bu renkli, baharat kokuları ve şahane lezzetlerle dolu kentte edindikleri dostlar sayesinde Assambad’ın tarihi hakkında bilgi edinmiş, şehri Assam ve Bad’a bölen nehrin iki tarafının birbiriyle tekrar savaşa girmek üzere olduğunu öğrenmişler.
Üç arkadaş, karasineklerin “evrenin kaçınılmaz parçası” olduğuna inanan keşişlerin yanına ulaştıklarında beklediklerinden bile huzurlu bir ortam ve hayal ettiklerinden daha büyük bir sevgiyle karşılaşmış. Ama aradıkları huzuru yine de bulamamış, bu duruma başta anlam verememişler.
Eh, yazımızın başında da dediğimiz gibi sinekler de şaşırır. Ama insanlardan bambaşka şeylere…
“Bu yolculuğa çıkarken sadece kendimizi düşünüp nasıl daha güvende olacağımızı hesaplamıştık, (…). Ama yolculuk boyunca pek çok deneyim kazandık ve değiştik. Şimdi, diğerlerinin de iyi bir hayata sahip olmalarını istiyoruz.” (s.65) diyen Hermann Şeker sonunda kendi ve arkadaşlarının duygularına tercüman olmuş.
Sonrası bir kahramanlık ve canını ortaya koymaktan çekinmeyen büyük bir sineklik (insanlık değil) hikâyesi.
Basit ama zeki bir fikir sayesinde askerlerin silahlarını işlemez hâle getiren üç sinek sonunda daha fazla güç ve kişisel çıkar uğruna Assambad’ı korkunç bir savaşa sürükleyen, gözünü kan bürümüş megaloman General’i dize getirmeyi de başarmış.
Kötülük timsali bir generalin boğazına kaçan bir sineğin kahramanca ölümü çok da mutlu bir son olarak değerlendirilmeyebilir. Zaten kitap barış ile bitiyor. Peki, barış mutlu son sayılır mı ki? Biz insanlar barışı mutlu sondan saysaydık, savaşlar çoktan tarihe karışmaz mıydı? Ya barışın altına imza atanlar? Onlar suçlu muamelesi mi görürdü?
Bryndis Björgvinsdóttir her şeye karşın umuda tutunmak istiyor. İnsanların savaştan kaçan, daha güvenli bir hayat arayan kişilere yardım edenlere değil, bunlara sebep olanlara şaşırdığı bir dünya hayal ediyor.
Savaşı Bitiren Sinek’in İzlanda Çocuk Edebiyatı Ödülü alması, kişisel fikrime göre eserin edebi değerinden çok Björgvinsdóttir’in bu hayaline okurunu ortak etmek için ortaya koyduğu yaratıcı çabaya dayanıyor.
Böylece, ödüllü bir kitaptan beklediğim edebi tadı almadığımı da açık etmiş bulundum. Tabii bunda, özensiz izlenimi veren redaksiyonun da rolü büyük. (Örneğin ve gibi bağlaçlardan sonra virgül, aynı sözcüğün cümle içerisinde gereksiz sıklıktaki tekrarı, şapkasız hâlâ kullanımı ve anlam bozukluğu yaratan yazım hataları vb. vb.) Tabii kitabın orijinal dilinden değil de İngilizceden çevrilmiş olmasının da kayıplara yol açabileceği unutulmamalı.

Savaşı Bitiren Sinek Bryndis Björgvinsdóttir Resimleyen: Þórarinn Már Baldursson Türkçeleştiren: Mahir Ünsal Eriş Can Çocuk Yayınları, 108 sayfa

Savaşı Bitiren Sinek
Bryndis Björgvinsdóttir
Resimleyen: Þórarinn Már Baldursson
Türkçeleştiren: Mahir Ünsal Eriş
Can Çocuk Yayınları, 108 sayfa

Bu yazıyı beğendin mi? Paylaş!

Yazar Hakkında

1966’da Almanya’da doğdu. Öğrenimini İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde sürdürdü. Avusturya’da çağdaş kütüphanecilik eğitimi aldı. Geçmişte bir yayınevinde uluslararası ilişkiler sorumlusu olarak çalışan Geridönmez’in çoğu çocuk ve gençlik edebiyatı alanına giren 20’ye yakın kitap çevirisi bulunmaktadır. 2014’de Tarabya Çeviri Teşvik Ödülü’ne layık görülen Geridönmez çocuk ve gençler için hikaye ve roman yazıyor.

Yorum yaz